İngiliz Yüksek Komiseri Peter Millet, Kıbrıs sorununu bir otobüse benzetti.
Direksiyonunda BM’nin oturuduğu bu otobüse, nereye ve nasıl gitmek istediklerini söyleyenler ise Cumhurbaşkanı Talat ile Rum Lider Hristofyas’mış.
Talat ve Hristofyas’ı Garantör devletler, AB ve BM Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesi ülke de cesaretlendiriyormuş.
Millet, Kıbrıs konusunda içine girilen yeni süreci yukardaki sözlerle özetledi.
Bu arada açıklamasında Millet, İngiliz üslerinin gerekli olduğunun da altını çizdi.
Mevcut garanti sistemi değişse de değişmese de üsler adada kalacak mesajını verdi.
Ne güzel!...
İngiliz üsleri tartışılamaz ama başka herşey tartışılabilir.
Bu toprakların insanlarının kendi güvenlik ve gelecekleri tartışma konusu yapılabilir ama İngiliz üsleri burada kalmaya devam edecek.
İngiltere ve AB’nin güvenliği için bunun gerekli olduğunu söyledi Millet.
Bu sözler bence bu adada gelecek arayan herkes tarafından bir kenara not edilmeli.
Kimlerin güvenliği ve çıkarlarının daha öncelikli olduğunu görmek ve unutmamak adına.
Bu toprakların üzerinde gelecek arayanların mı, yoksa bu topraklarla bir bağı olmayanların mı?
*
Millet, “İngiliz üsleri burada kalacak” derken, İngiltere’nin Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakanı Jim Murphy, çözümün önündeki engelin ne olduğunu açıkladı.
Murphy’ye göre engel Türk ordusu!..
Ve Türk askerinin Kıbrıs’taki varlığı iki toplum arasındaki olağan ilişkilerin şekillenmesinde engel teşkil ediyor..
Rum Hükümet Sözcüsü Stefanu da Murphy gibi düşünüyor.
Ya da Murphy, Stefanu gibi!..
Stefanu, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’tan beklentilerini ortaya koyan açıklamasında, Talat’ı devrim yapmaya çağırdı.
Devrim dediği, ‘adadaki Türk askeri varlığına son verme mücadelesinde kendilerine destek olmak’
Talat’ı anlamaktan ne kadar uzak oldukları ve aslında Kıbrıs’ta bir çözümün peşinde olmadıklarını göstermesi açısından bu yaklaşımlar çok önemli!..
Aslında durum çok açık!..
Kıbrıs otobüsü, garantör ülkelerden biri konumunda olan Türkiye’den uzaklaştırılarak, Rum ve İngilizlerin istediği bir yerlere doğru sürüklenmek isteniyor.
Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinin olmayacağı, üslerin adada kalmaya devam edeceği ve Kıbrıslı Türklerin azınlık statüsüne razı olup, bir Rum Cumhuriyeti’ne dönüştürülen ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ çatısı altına dönmeyi kabul edeceği bir yerlere!..
Bu mümkün değil.
Hiçbir Kıbrıslı Türk bunu kabul etmez.
*
İngiliz ve Rumların söylediklerinden anlaşılan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın verdiği mesajları algılamadıkları ya da algılamak istemedikleridir.
İngiliz ve Rum tarafından verilen mesajlara bakıldığı zaman Peter Millet’in bir otobüse benzettiği Kıbrıs sorunu yine bir yere gitmeyecek.
Bu yaklaşımlarla otobüs ancak duvara toslar.
Bunu da kimsenin istediğini sanmıyorum.
Ama sadece istememekle olmaz.
Taraflardan tümünün hasassiyet, güvenlik kaygıları ve çıkarları dikkate alındığı oranda otobüs kalıcı, adil ve kabul edilebilir bir çözüme gider.
Aksi takdirde gitmez.
Ve otobüs herkesin otobüsü olduğu oranda çözüm yolunda başarı sağlanır.
*
Verilen mesajlar otobüsün bir kez daha duvara toslamaya aday olduğunu göstermektedir.
Kıbrıs’ta sorun eşit koşullarda yetki paylaşımına gidilmesi ile çözülür.
Bozulan ortaklığın yeniden kurulmasıyla.
Sorun, Garanti ve İttifak anlaşmaları, Kıbrıs Cumhuriyeti kuruluş antlaşmaları ve anayasasında yer alan tüm tarafların rızası ile çözülür.
Yoksa birinin diğerine üstünlük sağlamasıyla ya da dayatmasıyla değil.
Kıbrıs sorununu, Türk askerinin adadaki varlığına indirgemek adada çözüm istememektir.
Böylesi bir anlayışla çözüm aranacaksa o otobüsün içinde Kıbrıs Türk tarafının yeri olmaz.
Böylesi bir otobüs de çözüme doğru gitmez.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat bunu defalarca dile getirdi zaten.
Israrla söylenenleri anlamak istememek, adayı bölünmeye götürür başka bir yere değil.