Kıbrıs konusunda 21 Mart’ta başlayan süreç bir fırsat penceresi yaratmıştır.
Ortaya çıkan bu fırsat penceresi sorunun çözümünü sağlayabilir.
Bu fırsat penceresi bir şekilde Kıbrıs’ın geleceğini şekillendirmede belirsizliği ortadan kaldırabilir.
Bu noktada herşey niyete, yaratılan bu fırsat penceresi aracılığıyla ne yapılmak istendiğine bağlı!.
Rum Lider Dimitris Hristofias’ın Güney’de başkan seçilmesiyle neyin değiştiği bu yeni süreçte belli olacak.
Rum tarafı gerçekten Kıbrıslı Türklerle bir yetki paylaşımına gitme niyetinde mi, bu belirlenecek.
Haziran sonunda liderler biraraya gelecekler.
O güne kadar Çalışma Grupları ve Teknik Komitelerin yapacakları çalışmalar bir ön hazırlık niteliğinde olacak.
Liderlerin biraraya geldiklerinde üzerinde tartışabilecekleri belgeler Çalışma Gruplarından çıkacak.
Ama çalışma gruplarının başarı sağlaması ya da sağlamaması liderlerin görüşmesine engel teşkil edecek gibi değil.
Zaten Çalışma Gruplarında müzakere değil, poziyonlar ortaya konulacak ve bir durum tespiti yapılacak.
Liderler her halukarda Haziran sonunda kapsamlı müzakereler için masaya oturacaklar.
21 Mart’la birlikte açılan fırsat penceresinden çözümü yakalamaya çalışacaklar.
Çözümü yakalamaları tabii ki Liderlerin tutumuna bağlı olacak.
Herşey bu görüşmelerde ortaya çıkacak.
*
Türk tarafı çözümü yakalama konusunda istekli.
Fırsat penceresinin doğru kullanılması halinde sonuç alınabileceği inancında.
Bu noktada gözler Rum tarafına dönüyor.
Onların niyeti ne ve ne yapmak istiyorlar?
Rum Lider Hristofias’ın özellikle Türkiye’yi hedef alan açıklamaları kafalarda ciddi soru işaretlerinin oluşmasına neden oldu.
Hristofias’ın bu tavrı, bir önceki Rum Lider Papadopulos’la benzeşen bir yaklaşım olarak algılandı.
Kıbrıs’ta bir çözüm arzulanıyorsa ilgili tüm tarafların katılım ve işbirliği ile bu mümkün olacaktır.
Çözüm isteniyorsa karşılıklı suçlama oyunu bir yana bırakılmak durumundadır.
Rum tarafı Türkiye’yi suçlu sandalyesine oturtmaya çalışmakla sorunun çözümüne katkı koyamaz.
Aksine sorunun çözümsüz kalmasına katkı sağlar.
Yani mevcut statükonun devamına..
O halde kısaca fırsat penceresinin sorunun çözümünü sağlayıp sağlamayacağını Rum Lider Hristofyas’ın tutumu belirleyecek.
Gerçek anlamda çözümsüzlüğün Kıbrıs Rum halkının yararına olmadığının anlaşılması halinde, başlayan yeni süreç bir fırsat olabilecek ve çözüme ulaşılabilecek.
Sonuç itibarıyla herşey Rum tarafının tutumuna bağlı.
*
Gelinen aşamada Kıbrıs sorununa çözüm bulunması Türkiye’nin çıkarlarına aykırı değil.
Çözüm Türkiye dışlanarak da bulunamaz.
Kıbrıs Türk tarafı bu süreçte Türkiye ile tam bir uyum içinde hareket etmektedir.
Türkiye Annan Planı sürecinde sorunun çözümüne verdiği destekle çözüm konusundaki samimiyetini ortaya koydu.
Yeni başlayan sürece verdiği destekle de bu iradesinin devam etmekte olduğunu gösterdi.
Yani Türk tarafında yeni süreçte olumsuz bir yaklaşım yok.
Başlayan bu yeni dönemde sorun Türk tarafına rağmen çözümsüz kalmayacak.
Kalırsa yine Rum tarafının tutumu nedeniyle kalacak.
O zaman da mevcut durum bir şekilde çözümün yerine geçecek.
Öyle görünüyor ki bu fırsat penceresi şu ya da bu şekilde Kıbrıs meselesini başka bir boyuta taşıyacak.