Kıbrıs konusunda yeni bir dönemece girildi.
Yeni sürecin başarıya ulaşması elbette ki büyük oranda liderlerin yapacağı çalışmalara ve iyi niyetlerine bağlıdır.
Ama sadece bu yeterli değildir.
İlgili diğer tarafların da desteği ve katkısı sürecin başarısı için önem
taşımaktadır.
Türkiye’de Hükümet, Cumhurbaşkanlığı ve MGK sürece destek belirtti.
Yunanistan’dan da şu ana kadar olumsuz bir mesaj gelmedi.
İlgili uluslararası diğer çevreler de sürece destek bildirdi.
Süreçle ilgili konuştuğum üst düzey yabancı diplomatlar ‘Liderlerin bu kez başaracağı’ görüşünü taşıyorlar.
Ama bunun için tüm kesimlerin liderlere destek olması gerektiğinin de altını çizdiler.
Yabancı diplomatlara göre süreç çok hassas ve önemli.
Süreci sıkıntıya sokacak, akamete uğratacak söylem, tavır ve yaklaşımlardan uzak durulmalı.
Özellikle taraflar karşılıklı suçlamalardan kaçınmalı.
Birbirlerinin zayıf halkalarının üzerine gitmemeli.
Özellikle taraflarda alerji yaratan konuların kapsamlı müzakerelerde ele alınmasına fırsat yaratılmalı.
Bunun öncesinde medya aracılığıyla bu konular gündemin ön sıralarına çıkarılmamalı.
Tüm bunlar doğru.
Niyet soruna çözüm bulmaksa bu konularda hassas olunmalı.
İki taraf arasında ciddi pozisyon farklılıkları olduğu bir gerçektir.
Zaten pozisyon farklılıkları olmamış olsaydı, sorun da olmazdı.
Müzakerelere de gerek kalmazdı.
Önemli olan bu farkılıkları ortak bir nokta bulma hedefiyle müzakere edip, yaratıcı yaklaşımlarla ortadan kaldırmaktır.
Bu da ancak müzakere ile mümkündür.
Yabancı üst düzey diplomatlar, iki liderin de sorunu çözme konusunda samimi ve istekli oldukları izlenimini taşıyorlar.
Özellikle Rum tarafında Başkanlık Seçimi sonrasında ciddi yaklaşım
değişiklikleri olduğuna vurgu yaptılar.
Bir de Rum Lider Hristofias’ın söylemlerine dikkati çektiler.
Evet, Hristofias’ın, bugüne kadar gelen bildik Rum siyasi söylemlerinden farklı şeyler söylemeye başladığı doğru.
Tüm Rum göçmenlerin evlerine dönemeyeceği, Girne’ye dönebilecek olanların Kıbrıs Türk idaresi altında yaşayacakları gibi..
Güney Kıbrıs’ta yeni yeni federal çözüm kavramı tartışılmaya başladı.
İki bölgelilik de..
Bunlar önemli ve pozitif gelişmeler.
Güney Kıbrıs\'ta tabu sayılan konular ne kadar çok tartışmaya açılır ve tabular ortadan kalkarsa çözüme gidilecek yol kısalır.
Önemli olan budur.
Bu başarıldığı oranda yeni sürecin başarı yakalama şansı artar..
Ve tabii ki medyaya da bu noktada önemli görevler düşmektedir.
Liderleri cesaretlendirme konusunda özellikle..
Medya , sorun olma olasılığı olan konuları cımbızla seçip öne ne kadar az çıkarırsa, sorunun çözümüne o kadar çok katkı yapar.
Bundan gerçekler gizlensin anlamı da çıkmamalıdır.
Farklılıkları bir çatışma ve zıtlaşma konumuna getirmek ve işleri zora sokmak kolaydır.
Önemli olan farklılıkları bilerek, onları not ederek ama onları uzlaşmanın önüne bir engel olarak çıkarmadan olaya yaklaşabilmektir.
Kısacası, hedef Kıbrıs’ta eşit koşullarda yetki paylaşımı temelinde bir yeni ortaklığa gitmekse bu konuda herkese görev ve sorumluluk düşmektedir.
Bu sürece destek olunarak Kıbrıs’ta nasıl bir gelecek kurulabileceği konusundaki belirsizliğin ortadan kalkmasına katkı yapılmalıdır.
Birlikte mi yoksa ayrı ayrı mı?
Bu da sürecin yaşanması ile görülecektir.