Dünya değişiyor.
Küreselleşme süreci toplumlara her geçen gün yeni ve farklı şeyler dayatıyor.
Dünya borsalarında yaşanan gelişmeler, köydeki Mehmet Efendi’yi doğrudan etkileyebiliyor.
Para piyasalarındaki dalgalanmalar sonucu insan ya daha fakirleşebiliyor ya da zenginleşiyor.
Ulusların iradeleri dışında yabancı sermayenin etkisiyle ülkelerde iktidarlar değişebiliyor.
Dış politikalar ülkelerin ekonomik ilişkileri ve güçlerine göre şekilleniyor.
Eskiden savaşarak yapılan birçok şey şimdi ekonomik yöntemlerle gerçekleştiriliyor.
Bunun da adı yeni dünya düzeni.
Yeni dünya düzeninde insanların zihni de şekillendiriliyor.
Manipülasyon teknikleri ile insanların tercihleri ve yaşam tarzları belirleniyor.
Marka giyinen, trendlere göre hayatını şekillendiren ve daha çok tüketen insan modelleri her geçen gün çoğalıyor.
Bu arada çevresine, yaşadığı topluma ve sorunlarına karşı da duyarsız insanlar.
Çok okumayan, düşünüp, sorgulamayan tipler.
Küreselleşme kendi ekonomik kurallarını uygulatarak, kendi istediği siyasi modelleri hayata geçirerek ve bunlara uygun insan tipleri yaratarak dünyayı şekillendiriyor.
*
Dünyada bunlar yaşanırken biz ise kendi dünyamızda kendimize özgü koşullar içerisinde yaşamı sürdürüyoruz.
Küreselleşmenin etkilerini hissederek.
Ve burada da daha çok tüketerek yaşamı devam ettiriyoruz.
Bu arada ilginç olaylar da yaşıyoruz.
Mal ve hizmetlere zam yapmadan bunun zemininin hazırlanması gibi.
Medya zemin hazırlamada bir araç.
Mesaj medya aracılığıyla veriliyor.
Örneğin akaryakıt konusu.
Birden bire akaryakıt fiyatlarının ucuz kaldığı ve zamma gerek olduğu haberleri medyada yer aldı.
Güney Kıbrıs’taki akaryakıt fiyatları Kuzeye göre daha pahalıymış.
Mesaj, ‘Kuzeydeki fiyatlar da Güneyin seviyesine getirilmeli’ şekilinde..
Bu haberi okuyan vatandaş, düz mantık ile olaya yaklaşarak,”Bırak ucuz kalsın da Rum gelip bizden alsın akaryakıtı” diyebiliyor.
Dünyada petrol fiyatlarının arttığı doğru.
Ama daha birkaç ay öncesinde Güney Kıbrıs’ta 95 oktan benzin fiyatları Kuzey’e göre daha ucuzdu.
Nedense ucuz olması haber değeri taşımadı.
Ya da vatandaşın Güneyden akaryakıt almayı tercih ettiği..
Ve, “Güneyde ucuz bizde de ucuzlamalı” diye haberler yapılmadı.
Güney’de dünyadaki petrol fiyatlarına bağlı olarak akaryakıt satış fiyatları değişebiliyor.
Bazen arttığı gibi bazen de düşebiliyor.
Yani fiyatlardaki trend hep yukarıya doğru değil.
Bizde ise nedense hep yukarıya doğru.
Sabit kalınca da birileri neden sabit kaldığını hatırlatma gereği duyuyor.
*
İlginçtir diğer mal ve hizmetlerin fiyatlarıyla ilgili durum da farklı değil.
Dövizdeki en küçük bir dalgalanma ile birlikte fiyatlar hemen yukarıya çekilir.
Dövizdeki dalgalanma durulup, düşüş olduğunda ise fiyatlarda bir değişiklik olmaz.
Ta ki bir yeniden dövizde dalgalanma yaşanana kadar.
Yeni bir hareketlilikte de durum ayni olur.
Yine zam.
Bir de yıllık sabit uygulanan zamlar vardır.
Örneğin özel ders gibi hizmet alanlarında.
Enflasyonun yüksek olduğu dönemlerden kalan bir alışkanlıkla her yıl fiyatlar yeniden belirlenir.
Enflasyonun düşmüş olması buna bir engel değidir.
Belki de alanın da verenin de memnun olması bu konularda bir sorun yaşanmamasına neden olmaktadır.
*
Neyse, küreselleşme, borsa, para piyasaları ve zamlar hayatı hem olumlu hem de olumsuz yönde etkileyebiliyor.
Yaşam koşulları her geçen gün biraz daha zorlaşıyor.
Rekabet artıyor.
Tüketim alışkanlıkları değişiyor.
Ve medyanın rolü de..
Medya küreselleşme süreci içerisinde yeni rolünü benimsedi.
Kamu adına değil, sermaye adına işler yapmaya başladı.
Zamlara zemin hazırlama, halkı buna alıştırma gibi.
Küreselleşmeye karşı çıkışı statükocu ya da çağ dışı olarak nitlemek gibi.