Reflü çağın rahatsızlığıymış.
Öyle diyor Doktor Selçuk Çağsın ve Doktor Umut Altunç.
Her ikisine de teşekkür borcum var.
Her ne kadar Doktor Altunç beni 24 saatliğine robot adama çevirdiyse, Doktor Çağsın da su lastiğinin biraz incesi bir hortumla midemin derinliklerine indiyse de.
İnsanın canı hafif de olsa yanıyor.
Tabii ki sağlık gibisi yok.
Sağlık sorunları başlayınca da insan istese de istemese de strese giriyor.
Morali bozuluyor..
Ama kimse de sağlık sorunlarını yaşamaktan kaçamıyor.
Bir şekilde bunu yaşıyor.
Eskilerin bir sözü vardır, ‘Neren ağrırsa canın ordadır’ diye.
Ya da benzeri birşey, ama anlamı ayni.
Sonuçta bir yerinizde sağlık sorunu yaşamaya başlıyorsanız, aklınızla, herşeyinizle oraya yoğunlaşıyorsunuz.
Bende de öyle oldu.
Bir anda dengem bozuldu, günlük yaşamım olumsuz etkilendi.
‘Ne oluyor, neden oluyor?’ diye düşünmeye başladım.
Bildiğim kokuları daha farklı algılıyordum.
Diş, diş eti rahatsızlığı olabilir denildi.
Diş Doktorum Sadiye Aytaçoğlu baktı. Gereğini yaptığını ve artık kendi alanında bir sorun kalmadığını söyledi.
Mağusa Tıp Merkezi’nde Doktor Hürkan Harutoğlu’nu aradım.
Hürkan hem aile dostumuz, hem de kulak burun boğaz konusunda danıştığımız doktorumuz.
O da muayene etti.
Daha önce de yazmıştım beni Doktor Selçuk Çağsın’a yönlendirdi.
Doktor Çağsın da Doktor Altunç’a.
Mağusa Tıp Merkezi’nde dünyada yeni uygulanmaya başlayan bir teknolojiyi Doktor Altunç bana uyguladı.
Bunun sonucunda ciddi anlamda ‘Reflüm’ olduğu belirlendi.
Normalin 4 katkı filan fazla!..
Elime Doktor Altunç’un raporlarını alarak Selçuk Beye gittim.
O da ‘Hemen endoskopi’ dedi.
Ve o su lastiğinin biraz incesi hortumu mideme indirdi.
Selçuk Bey, monitörden kameralı hortum mideye doğru giderken izleyebileceğimi söyledi.
Bir yere kadar izledim. Ama sonra izleyemedim.
İnsan görünce anlıyor doğrusu vücudunun ne kadar karmaşık ve mükemmel bir makine olduğunu.
Ve düşünmeden edemiyor bu makinenin zarar görmesi için neler neler yaptığımızı.
Günlük yaşanan gereksiz gerginlik ve stresleri.
Bile bile yenmemesi gereken ama hepimizin adına kaçamak diyerek yaptığımız atıştırmaları.
Uykusuz kalmaları.
Vücudu uyarmak ve dinç tutmak adına alınan kafeini.
Ve daha neler neler.
Reflü genetik bir rahatsızlıkmış aslında.
Ama bunu stres tetikliyor.
Birçok insanda bu rahatsızlık kendini farklı şekillerde hissettiriyor.
Midenin girişindeki kapakçık işlevini gerektiği gibi yapamadığından mideden asit kaçağı oluyor.
Bunun sonucunda yemek borusu zarar görebiliyor eğer ihmal ederseniz.
Bir şekilde ihmal etmemek ve tedavisini yapmak lazım mutlaka.
Selçuk Bey bana iki aylık bir ilaç tedavisi öngördü.
Ve tabii ki sıkı bir diyet.
Herkesin önerdiğinin aksine süt ve yoğurt da benim diyetimde yasak.
Bakalım iki ayın sonunda Selçuk Bey’le yeniden görüşeceğiz.
Sanırım bu işin tedavisi ömür boyu şu ya da bu şekilde sürecek.
Reflüyle beraber yaşamaya alışacağım.
Yaşam biçimimi değiştireceğim.
Bakalım..