Önümde Müteahhitler Birliği’nin Gazetesi ‘Ekonominin Sesi’ duruyor.
Manşette Birlik Başkanı Gürcafer’in sözlerine yer verilmiş.
Gürcafer ‘Felakete doğru gidiyoruz’ demiş.
Bu başlığın altında yer alan spotta ise Gürcafer’in şu ifadeleri yer alıyor:
Günübirlik siyasetlerle hiçbir şeye çözüm bulamayız. Bir an önce bütün siyasi partilerin ve sivil toplum örgütlerinin katkı koyup düşünce üreteceği bir platform oluşması gerekmektedir. Acil önlemler dışında başka birşey üretmeyi artık bir yana bırakmalıyız. Aksi takdirde dibe vuruyoruz ve felaketin boyutu çok daha büyük olacak. Hem ekonomik, hem siyasi hem de toplumsal olarak kaybedeceğiz.
Manşetin hemen altında iki başlık göze çarpıyor:
Bunlardan biri, ‘Bu ülkede yatırım yapmak zor’ diğeri ise Salih Coşar’ın‘Herkes gergin’ şekilindeki sözleri..
Bu haber başlıklarının altındaki spotlar ise sırasıyla şöyle:
-Bu ülkede yatırım yapmak zor! Ülkemizde, ekonomik kalkınmaya imkan verebilecek yatırım stratejilerinin yıllardır oluşturulamaması, yerli ve yabancı yatırımcılar tarafından adaya yapılmak istenen yatırımları engelliyor.
- Herkes Gergin. Ülkemizde genel manzaraya baktığımız zaman gergin bir iktidar, gergin sendikalar, gergin vatandaşlar, gergin gençlik görmekteyiz. Böyle bir ortamda ekonomik hayata baktığımızda da gördüğümüz bir “GERGİNLİK EKONOMİSİ”dir.
İlginç.. Bu üç başlığı alt alta koyup okuduğunuzda ülkede ekonominin iyi gitmediği, yatırımların durduğu ya da yapılamadığı sonucuna varırsınız.
Gazeteyi biraz daha dikkatle incelediğinizde ise ekonomide durumun gerçekten çok vahim olduğu yargısı sizde oluşur.
Ekonomideki sektör temsilcilerinin görüşleri de bu yönde.
Ticaret Odası Başkanı Hasan İnce, CTP Milletvekili Teberrüken Uluçay ve Ekonomist Necdet Ergün ülkede ekonomik büyümenin durduğu ve kriz yaşandığı görüşünde birleşebiliyorlar.
Yani gidişat iyi değil.
Gidişatın iyi olmadığı Başbakan Ferdi Sabit Soyer’in ‘Ekonominin Sesi’nde yer alan sözleri ile adeta pekişiyor.
Başabakan gazetede sürmanşete taşınan ‘Herkes elini taşın altına koymalı’ sözleri ile birlikte birşeyler yapmanın artık kaçınılmaz olduğu mesajını veriyor.
Durum gerçekten ciddi!
Bugüne kadar ülke ekonomisi ‘Böyle geldi böyle gitmez’ denilmesine rağmen götürülmeye çalışıldı.
Ama olmadı. İşler daha da kötüye gitti.
Sorunlar gittikçe yuvarlanıp giden bir kar topu gibi büyüdü.
Ekonomideki tüm sektörler bugün imdat çağrısı yapıyor.
Feryat ediyor.
Zaman kavga ya da feryat etme zamanı değildir.
Cafer Gürcafer gelinen aşamayı değerlendirirken ‘Karamsar olmakla birlikte umutsuz değilim’ sözleri ile acil önlemler alınması durumunda sorunların aşılabileceği mesajını veriyor.
Ve Ekonominin Sesi Gazetesi’nde toplumsal uzlaşı çağrısı yapıyor.
Şöyle diyor:
Siyasi partiler bir araya gelmeli. Geçmişten bugüne yapılan hataların telafisi için herkes sorumluluğunu yerine getirmeli. Biz sivil toplum örgütleri olarak her türlü özveride bulunmaya hazırız. Başka ülkelerde örneklerini gördük. Onlarda olduğu gibi toplumsal bir hareket başlatalım ve ekonomimizi, dolayısıyla toplumsal varlığımızı koruyalım. Aksi takdirde umutlar tükenecek ve bunun tükenmesiyle çabalar sona erecek. Sonuçta da felaketle karşı karşıya kalacağız.
Elimdeki ‘Ekonominin Sesi’ Gazetesi’nin altıncı sayısı.
Gazete ülke ekonomisinin fotoğrafını çekiyor.
İşlerin iyi gitmediğini gözümüzün içine sokuyor.
Bununla da kalmıyor çözüm önerilerine yer veriyor.
Toplumsal uzlaşının şart olduğunun altını çiziyor.
Gerçekten uzlaşıya, birlikte çalışıp birşeyleri birlikte başarmaya ihtiyacımız var.
Artık böyle gitmeyeceği, gidemeyeceği belli oldu.
Suçlu aramadan, kavga ve tartışmaları bir yana koyarak yeni bir sayfa açmalıyız.
Daha çok üretip çalışılacak yeni bir sayfa.