Ekonomide işler tıkırında gitmiyor.
Felakete doğru sürüklenildiğine dair sektörden ciddi uyarılar geliyor.
Ekonomik sorunların aşılması için toplumsal uzlaşı ve seferberliğe gereksinim olduğuna vurgu yapılıyor.
Gemi su alıyor. Gemideki kara delikler her geçen gün çoğalıyor.
Üretim artacağına azalıyor.
Ekonomi daraldıkça, pasta küçülüyor.
Ve tabii ki küçülen pasta ile birlikte kavga büyüyor.
Gelinen aşamada gemiyi batırırsak bundan hepimizin zarar göreceği bir gerçek.
O halde bu konuda süratle çözümler üretecek adımlar atılmalıdır.
Gemiyi yüzdürme konusunda herkes üzerine düşeni yapmalıdır.
*
Ülkede kanayan bir diğer yara ise eğitim.
Eğitimde ciddi sorunlar yaşanmaya devam ediyor.
Bu yıl orta bire (Altıncı sınıfa) gidecek olan öğrencilerin yüzde yetmişi özel okullara kayıt yaptırdı.
Yani devlet okullarından büyük bir kaçış var.
Vatandaşlar varlarını yoklarını ortaya koyma pahasına çocuklarının daha iyi eğitim alması için ordan oraya deyim yerindeyse koşuşturuyor.
Bir panik havası hakim!.
Ne yapacağını, nereye gideceğini bilmeyen insanların bir kısımı da şaşkın ve kararsız.
Bakanlığa göre ise herşey yolunda, güllük gülistanlık.
Sorun yok..
Doğrudur bir süre daha bu şekilde devam edilirse, devlet okullarını tercih eden kalmayacak.
Günün sonunda herkes özel okulları tercih edecek.
Böylece eğitimdeki sorunlar da bitmiş olacak.
Belki de yeni eğitim sistemi ve uygulamalarının hedefi de bu!
*
Öğretmen bir arkadaş anlatıyordu geçenlerde.
“20 yıllık meslek hayatımda böylesini yaşamadım” dedi.
Olay bütünleme sınavlarında yaşanmış.
Öğrenci sınavda soruları yanıtlayamayınca bakın ne yapmış?
Soruların üzerine çarpı işareti koyarak kendi soru yazıp bunları yanıtlamış.
Bunu da çok doğalmış gibi yapmış.
“Kağıtları okurken şok oldum” dedi öğretmen arkadaş.
Ve şöyle devam etti:
Herşey bitti öğrenciler istediklerini o kadar bir yapar hale geitirildiler ki soruları bile kendileri yazıp yanıt verme cüretini hem de bütünleme sınavında gösterebiliyorlar...
Bu olaya bir yorum getirmeyeceğim.
Ama eğitimde işler iyi gitmiyor. Ne yapıldığı ya da ne yapılmak istendiği belli değil.
Kolejlerin kapatılması büyük bir hataydı.
Bu yanlışın üzerine yenilerinin yapılmasına devam ediliyor.
Sendikalar da eğitimdeki kargaşanın artmasına katkı koyacak herşeyi yapıyorlar.
Sonuçta devlet okullarından ciddi bir kaçış yaşanıyor.
İnsanlar en temel haklarından biri olan eğitimi çocuklarına paralı bir şekilde alma yoluna gidiyorlar.
*
Sloganlar kulağa hoş gelir. Çocukların çocukluklarını yaşaması ve yarış atı yapılmaması gerektiği yönündeki sözler bir slogan gibi kullanıldı bu ülkede.
Sonuçta ‘Çocukları yarış atı yapmayalım’ diyerek matematikte 4 temel işlemi dahi yapamayan öğrenciler yetiştirmeye(!) başladık.
Zaten eğitimde var olan sorun ve yetersizliklerin daha da büyümesine yol açtık.
Sonuç eğitim yaparmış gibi eğitim yapılan bir sistem.
Okulların içinin gittikçe boşaldığı ve özele kaydığı bir yapı..
3 yıldan dört yıla çıkarılan lise eğitimi ama değiştirilmeyen bir müfredat.
Okuyan araştıran, sebep sonuç ilişkisi kurabilme ve analiz yapabilme yeteneğine sahip, kendisini geliştirmeye ve rekabete açık gençler yetiştirme yerine, rahatlığı ve keyfiliği aşılayan bir eğitim sistemi ile karşı karşıyayız.
Bu beni rahatsız ediyor.
Bunlar yazılınca da bakanlık rahatsız oluyor.
Bence yazılanlardan değil, yaşananlardan rahatsızlık duyulmalı.
Ve eğitimde gerçek anlamda reforma gidilmeli.
Sözde değil özde bir reforma.