Kamu görevlileri ikinci bir iş yapabilir mi?
Ben yazının başında sonunda söyleyeceğimi söyleyeyim.
Bence yapabilir.
Yeter ki kamu çalışanı kamudaki görevini yaptığı sürede disiplinli, verimli ve üretken olsun.
Kendini işine tam olarak versin ve görevini suistimal etmesin.
Yapacağı ek işinde kamudaki görevini bir avantaj olarak kullanmasın.
Yani ek işi ile kamudaki işini keskin çizgilerle birbirinden ayırsın.
Önemli olan da bu zaten!
Bunu yapan bir kamu çalışanı mesai saatleri dışında başka birşey yapacaksa bu onun sorunu olmalı.
Yapabiliyor ve kazanç elde ediyorsa ve bir şekilde bunun vergisini de devlete ödüyorsa o zaman bunu engellemeye çalışmak neden?
“Yasalarda amir hükümler vardır, yasalar buna izin vermiyor” diyebilirsiniz.
Doğrudur, haklısınız ama dünyada değişen koşullar insanların malesef daha çok çalışmasını ve üretken olmasını zorunlu hale getirdi.
İnsanların daha çok üretmesi daha çok kazanması, ekonomik çarkların daha hızlı dönmesini de sağlar.
Bundan da ülke ekonomisi kazançlı çıkar.
Onun için bundan korkmamak ama bunu bir şekilde düzenlemek gerekir.
O halde yasalar da günün koşullarına göre gözden geçirilmelidir.
İkinci iş yapmayı yasaklayarak bir yere varılamaz.
Kamudaki verimlilik bu şekilde artırılamaz.
Ya da işsizliğin önü kesilemez.
Çünkü yaptığı işi iyi yapan, sonuçta kazanan taraf olur.
Sırf başkalarına iş olanağı yaratılacak diye işini iyi yapanların önünü kesmek doğru değildir.
Bunun sonucunda ülke zarar görür.
Mevcut rekabet koşulları içerisinde kamu dışındaki iş ve ilişkilerde iyi olan ayakta kalır.
Bu gerçek dururken, rekabet koşullarını hiçe sayarak, zorlama işler yapmaya kalkmakla bu işler olmaz.
Yasaklarla bir yere varıldığı görülmemiştir.
Yasaklar kayıt dışılığı beraberinde getirir o kadar.
Şimdi birileri diyecek ki, örneğin öğretmenler özel ders vermesin.
Vermesin. Vermemesini sağlayacak düzenlemeleri ilgili bakanlık yapabilir.
Ama yine de evde verilen özel dersin önüne geçemez.
Özel dersten vergi de alamaz.
Ama bu iş kurumsal bir çatı altında yapılıyor ve burada bunu yapanlar okullarındaki işlerini de en iyi şekilde yerine getirebiliyorsa, o zaman bunu sorun yapmanın bir anlamı olmaz.
Doktorlarda olmadığı gibi. Nasıl ki kamu görevlisi bir doktor kliniğinde hasta kabul edebiliyor ve bunun vergisini ödüyorsa, öğretmen de dersanelerde ders verebilmeli.
Zaten hükümet doktorlara bu konuda fırsat yaratacak yasal bir düzenleme de getirdi.
Her ne kadar Cumhurbaşkanlığında yasa imza için bekliyor olsa da, meclis bu yönde bir irade ortaya koydu.
Anayasanın eşitlik ilkesi herkes için ve her alanda geçerlidir.
Diğer kamu çalışanları da mesai saatleri dışında Anayasal eşitlik nedeniyle ek bir işle meşgul olabilmeli.
Yeter ki mesai saatlerinde kamuda azami verim sağlansın.
Ülkedeki temel sorunlardan biri kamunun verimsizliğidir.
Bir de kamudaki başı bozukluk ya da disiplinsizlik.
Herkes bundan şikayetçi.
Şikayetçi olanlar arasında Cumhurbaşkanı bile var.
Kamuda işler yapılması gerektiği gibi yapılmıyor.
İş yapanla yapmayan arasında bir ayırım yapılmadığı sürece de bu daha kötüye gidecek.
Sonuçta ‘Üzüm üzüme bakarak kararır’ misali, kamuya her yeni gelen orada iş yapmama ve kaytarma geleneğine uymak zorunda kalıyor.
Tabii ki istisnalar da yok değil.
İşini disiplinli, severek, isteyerek ve gerektiği şekilde yapan kamu çalışanları da var.
Ama yapmayanlarla kıyaslandığında yapanların oranı çok aşağılarda kalıyor.
O halde gereksiz ve çağın koşullarına uymayan engellemeler bir yana bırakılmalıdır.
Verimliliği esas alan, ek iş konusu düzenleyen yasal değişikliklere gidilmelidir.
Yasaklayarak bir yere varılamaz.