Bugün bayram. Bayramınızı en içten dileklerimle kutlar, herşeyin güzel, gönlünüzce ve sağlıklı olmasını dilerim.
Bayramlarda nedense hep ‘o eski bayramlar’ anılır.
Özlemle sözedilir eski bayramlardan.
Onların hep bir başka güzel olduğuna vurgu yapılır.
Herhalde insan çocuk yaşlarında bayramları bir başka güzel yaşar.
Beklentiler, istekler ve heyecanlar farkıldır.
Hep anlatır, bayram sabahları heyecanla uyanıp yeni alınan giysi ve ayakkabıların nasıl giyildiği!
Bayramlar herkese yeni birşeyler alınması için bir vesile olurdu eskiden.
Bayram günleri toplanacak bayramlıklarla aylar öncesinden planlanırdı alınacak olanlar.
Ne büyük heyecandı o öyle.
Herşeyin herzaman alınamadığı günlerdi o günler.
Belki de ekonomik koşullar insanları zorluyordu buna.
Belki de başka nedenler...
Ama şimdi öyle mi?
Hemen hemen her gün yeni birşeyler alınıyor çocuklara.
Yeter ki istesinler. Bazen onlar istemeden de aileler çocukları yerinmesin, üzülmesin diye alıyor yeni birşeyler çocuklarına.
Yani kısacası artık bayramları beklemeye gerek kalmadı yeni birşeyler alınması için!
Neredeyse her gün bayram çocuklar için.
Ceplerinde bin Yeni Türk Lirası değerinde cep telefonları var çocukların.
En son çıkanı, en yeni modeli!
Bir giydiklerini bir daha giymeme lüksünü yaşıyorlar artık.
On sekizine gelmeden daha başlıyorlar araba pazarlığına aileleriyle.
En yenisini ve iyisini istiyorlar.
Aileler de mahrum kalmasın diye çocukları, ellerinden geleni yapıyorlar.
Yeter ki onlar üzülmesin, yeter ki yerinmesinler diye..
Böylece her istediğini elde eden kuşaklar yetiştiriyoruz hep birlikte.
İstekleri ikilenmeyen.
Bir bedel ödemeden istediklerini elde etme alışkanlığı ile büyüyen.
Ve kendimizi bu yaptıklarımız için savunuyoruz.
Diyoruz ki,”Biz çektik bari çocuklarımız rahat etsin”.
Onları rahat ettitriyoruz kendimizce(?).
Sıcak sudan soğuk suya ellerini sokmalarına izin vermeyerek.
Onları ‘hayata’ böylece hazıladığımızı sanıyoruz.
En küçük bir zorluk karşısında yılan, bundan dolayı bunalıma giren kuşaklar yetiştiriyoruz kuşaklar.
Mutluluğu bir türlü yakalayamayan, mutsuzluğu ve deprasyonu bir hayat biçimi olarak benimseyen.
Kolay kolay tatmin olmayan.
Yanlız çocuklar mı böyle?
Büyükler de çok farklı değil artık çocuklardan.
Eski bayramları onlar yaşamış olsalar da, yaratılan ya da yarattıkları yeni koşullara onlar da ayak uydurdu.
“Zaman değişti” diyoruz artık.
Zaman mı, yoksa bizler mi değiştik?
Bundan dolayı bayramlar eski bayramlar değil.
İlişikiler de eski günlerdeki gibi samimi ve içten değil.
Yalansız, çıkarsız, sevgi ve saygı temelinde yaşanan ilişkiler de eski bayramlarda kaldı.
Belki de bunun için bayramlar eski günlerdeki anlamını yitirdi.
Günün koşullarının bir dayatması sonucu, bir tatil kaçamağı için fırsat olarak algılanır oldu bayramlar.
Yoğun çalışma ortamından uzaklaşıp dinlenmek için bir vesile.
Ama yine de hala daha bir vesile olmaya devam ediyor bazılarımıza, büyükleri ziyaret etmek için.
Uzun zamandır görmediğimiz bir yakınımızı ya da sevdiğimizi görmek için.
Bu yönü ile de olsa güzelliğini koruyor bayramlar.
Ama eski heyecan yok bayramlarda.
Ne baş ucuna koyulup, bayram sabahı uyanıldığında alınıp giyilen ayakkabı ve giyisiler var artık.
Ne de bayramlıklarla yeni birşeyler alma heyecanı.
Ama, bayramlar yine de güzeldir. Yeter ki insan sağlıklı olsun ve yaşamasını bilsin.
Herkese bir kez daha iyi bayramlar.