Siyaset halk için yapıldığı sürece bir anlam taşır!
Milletvekilleri milletin vekilleri olarak hizmet ettikleri oranda demokratik çarklar döner.
Kişilere taparak siyaset yapılmaz.
Siyasette tabular yaratmak demokrasileri yaralar.
UBP’de ilginç şeyler yaşanıyor son zamanlarda.
UBP iki başkan adayının yarışacağı bir kurultaya doğru gidiyor.
23 yıl genel başkanlık yapan Derviş Eroğlu ile Partinin 22 aylık Genel Başkanı Tahsin Ertuğruloğlu kurultayda yarışacaklar.
Buraya kadar kimsenin bir şey söyleme hakkı yok.
Her partide olduğu gibi UBP’de de isteyen aday olur, isteyen olmaz.
Ama bu ülkenin kaderinde, geleceğinde söz sahibi olma konumunda olan UBP gibi köklü bir siyasi partiden gelen mesajlar insanı gerçekten üzüyor.
Derviş Bey adaylığını açıkladığı basın toplantısında ‘memleketin yangın yerine döndüğünü’ söyleyerek, mevcut parti yönetimini muhalefet yapamamakla suçlayıp, bu nedenle aday olduğunu söyledi.
Doğru... Ülkede ciddi anlamda ekonomik sorunlar yaşandığı bir döneme girildi.
Peki Derviş Bey ülkedeki ekonomik sıkıntıları nasıl aşmayı planlıyor? Bu konuda nasıl bir vizyona sahip?
Bu yok..
Sadece sıkı bir muhalefet yapacağını söyledi, eğer yeniden Genel Başkan seçilirse.
Derviş Bey’in genel başkanlığında UBP’nin muhalefette bulunduğu dönemler oldu.
Kendisi bu dönemlerde partisinin etkin muhalefet yapmadığı gerekçesi ile yapılan eleştirilere, “Bizim parti iktidar olmaya alışık, muhalefeti bundan beceremiyoruz” diyerek yanıtlar veriyordu.
Peki, şimdi ne yapacak ve daha etkin bir muhalefet ortaya koyacak?
Bu sorunun yanıtını ben düzenlediği basın toplantısında göremedim.
Bir de şu ‘memleketin yangın yerine’ döndürüldüğü meselesi..
Hani derler ya ‘insan bu konuda bir şey söylemezse çatlar’ diye.
Bu konu da öyle işte!
CTP’ye göre ’80 binlerin’ sokağa dökülmesine zemin hazırlandığı, bankalar krizi yaşanarak binlerce mağdur yaratılan günlerde Sayın Eroğlu Başbakan’dı.
‘İnsanların biat etmesi’ üzerine oturtulan yönetim anlayışı ile ülkeyi yönetiyordu.
Geçişlerin serbest bırakıldığı 23 Nisan 2003’te buna en çok Derviş Bey karşı çıkmıştı.
Çünkü artık insanlar eskisi gibi baskı altına alınamayacaktı.
Bu da siyasette bir şeylerin değişebileceği anlamına geliyordu.
Nitekim de değişti.
Koca UBP son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüzde 22’lere geriledi.
Şimdi Derviş Bey ‘Ben UBP’yi yeniden iktidara taşıyacağım” diyor.
Ama bunun nasıl, ne şekilde yapılacağını, plan, program ve projelerini ortaya koymuyor.
Artık sözle siyaset yapma dönemi kapanmalıdır.
Somut adımlarla, planlar, projeler ve bunların finansmanlarını ortaya koyarak siyaset yapılmalıdır.
Derviş Bey “Değiştim” diyerek somut önerilerle ortaya çıkmalıydı. Ama yapmadı!
Ülkenin buna ihtiyacı var.
Bu ülkenin yeni vizyonlara, planlı, programlı ve hedefli siyaset yapacak insanlara ihtiyacı var.
Ülkenin ihtiyacı, “Babam aday olsa, ben Derviş Bey’e oy veririm” diyebilen siyasetçiler değildir.
Mutlak itaatle, ya da birilerine hayranlık duyup neredeyse taparak siyaset yapılmaz.
Bu şekilde bir yere varılamadığı geçmiş deneyimlerle de ortadadır.
Hele bu sözleri UBP’ye 10 ay süreyle başkanlık yapan ve gelecek vaat ettiği iddiasında olan biri söylerse bu daha da düşündürücüdür!
Bu ülkenin UBP’ye ihtiyacı vardır.
Ama halkın güven duyacağı, sorunlara mazeret değil, çözüm üretebilen UBP’ye.
Bu aşamada, Tahsin Bey, Eroğlu’ndan farklılıklarını net bir şekilde ortaya koyabilmelidir.
Yok, o da koyamıyorsa, ülke demokrasisi açısından bizi iyi bir gelecek beklemiyor demektir.