Kimse ama hiç kimse Ruma teslim olacağımız bir çözüm istemez.
Ancak olası çözüme, şuur altında saklı gizli hesaplarla karşı çıkışı gözlüyorum. “Ne anlaşması aha böyle devam etsin, eyidir” diyenler az değil.Ancak herkes şunu bilmelidir ki Rumun rahatsız edici her türlü yaklaşımından kurtulmuş olsak da mevcut şartlarımız sürdürülebilir değildir.İki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı, dünyanın da destek verdiği çözüm bizim için da en iyi olandır.
Kıbrıs sorunuyla doğdum.
Kıbrıs sorunuyla, Cahit Sıtkı Tarancı’nın ünlü şiirinde yolun yarısı olarak işaret ettiği 35 yaşı 22 sene önce geride bıraktım.
Hayat tek düze değil.
Hayatın tadı da tek değil.
Ancak çok net olarak ortadadır ki geride kalan yaşamın tadını en çok Kıbrıs sorunuyla bağlantılı yaşadıklarımız kaçırdı.
Pek çok insan gibi ne çocukluğumu, ne gençliğimi yaşadım.
1963’te göçmen olduk. Evimiz yerimiz geride kaldı. Mutsuz olduk.
1974’te tekerleğin ters döndüğünü sandık. Rumun ganimetine konduk toplum olarak. Ama bu defa adaletsizliğin kralını en çıplak haliyle gördük. Gene mutsuz olduk.
Belirsizlik her zaman ruhumuzun dinamitledi.
Hayatımızda depremler hiç eksilmedi.
***
Nutuklarla avutulduk.
Kıbrıs sorunu her zaman, her türlü pisliğin, başarısızlığın kılıfı oldu.
Belki de bu nedenle “Bitsin bu Kıbrıs sorunu da kurtulalım” dedi insanlarımızın çoğu.
Bir beden için en ağır yük bastığı yeri bilmeyen baştır.
Biz hep öyle başlar taşıyarak geldik son yıllara.
Kendi dünyamıza kapalı yaşadık.
Tanınmamışlık, dünyaya gerçek anlamda entergre yaşamı engelledi.
Tanınmamışlıktan şikayet ederken aslında için için tanınmamışlığın “kanunsuz yaşama” izin veren yanını kullandık.
Aynı duyguyla hem adaletsizlikten şikayet edildi hem de gerçek adaletin gelmesinden korkuldu.
Hem partizanlıktan şikayet edildi hem de partizanlığın nimetlerinin geleceği gün için çaba harcandı.
Kısacası çözümsüzlük, mandra düzeni bizim tarafı her bakımdan kirletti.
Bütün değerlerimiz iğfal edildi.
Kendi adıma çok açık söyleyim. K. Kaymaklı’da çocukluk günlerimde tokmağın üzerine oturup yıkandığım, modern banyosu olan evimizdeki hayatımızda bugünlere göre daha mutluyduk. Bu mutluluk özlemi asla çocukluk günleriyle bağlantılı algılanmasın.
Ne demek istediğimi dünleri ve bugünleri yaşayanlar çok iyi anlamıştır.
***
Kimse ama hiç kimse Ruma teslim olacağımız bir çözüm istemez.
Ancak olası çözüme, şuur altında saklı gizli hesaplarla karşı çıkışı gözlüyorum. “Ne anlaşması aha böyle devam etsin, eyidir” diyenler az değil.
Ancak herkes şunu bilmelidir ki Rumun rahatsız edici her türlü yaklaşımından kurtulmuş olsak da mevcut şartlarımız sürdürülebilir değildir.
İki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı, dünyanın da destek verdiği çözüm bizim için da en iyi olandır.
Bugün KKTC Cumhurbaşkanı Talat ve Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Hristofyas, doğrudan ayrıntılı görüşmeleri başlatacak.
Yaşayabilir bir çözüm için herkes elinden gelen katkıyı koymalıdır.
Mevcut durumun Kıbrıslı Rumlar için de ciddi riskler ve tehlikeler taşıyor.
Kıbrıs’ta çözüm yolunda ilerlerken en önemli eksik, tarafların çözümle bağlantılı çıkar analizlerinin yapılmamış olmasıdır. Gerçekçi çıkar analizi yapılıp sonuçları toplumların önüne konulsa çözüm yolunda pek çok tıkanma riski ve toplumların kullanılma olasılığı ortadan kalkacak.
Zorluk var mı? Var.
Sıkıntı var mı? Var.
Ama barışa ve çözüme gereksinim de var...
Bütün mesele çözüm isteyim istenmediğine yönelik kesin kararı vermek... Buna tepediklerin değil sokaktakilerin de karar vermesi gerekir. Öyle ayak sürüyerek barış ve çözüm yürüyüşü olmaz.
Günün sözü:
Barışın yolu, aklın yoludur