Geçen Pazar günü, Kıbrıslı Rumlar’ın gerçekleştirdiği hoş “Sürpriz” nedeniyle sevinç çığlıkları atanların sevinci kursağında kaldı...
İkinci turda yarışacak iki aday, hafta içinde Papadopulos’un kapısını çaldılar...
Statükocu lider seçimleri kaybetmiş, ancak “kilit” konumuna gelmişti...
İlk turdan sonraki ilk açıklamasında bir anda “Siyaset üstü” bir tavır sergiledi ve hiçbir adayı işaret etmeyeceğini belirtti.
Arkasından partisi DİKO, Kasulidis’i desteklemesi beklenirken, sürpriz yaparak Hristofyas’ı destekleme kararı aldı.
Bu ikinci “Sürpriz” galiba birincisinden daha da şiddetliydi...
Hristofyas; dört buçuk yıllık eski ortağı DİKO’ya Meclis Başkanlığı ile üç-dört bakanlık önermiş ve 18 maddelik taleplerini de kabul etmişti.
Tabii DİKO’nun tüm seçmenlerine söz geçirmesi ve “blok” halinde Hristofyas’ın arkasında durması beklenmiyor.
Büyük bir olasılıkla; DİKO’nun yüzde 16’lardaki gücü ile birinci turda Papadopulos’un aldığı yüzde 32 dolayındaki oylar iki aday arasında paylaşılacak...
Ancak; DİKO’nun Hristofyas’a desteğinin başka anlamaları var...
Önümüzdeki Pazar günü AKEL liderinin seçimi kazanması halinde, 2004 Annan sürecinin “red cephesi” yeniden hükümet olacak...
Hatta Pazartesi sabahı DİKO’dan birilerinin (Söylentiye göre Lilikas’ın) Dışişleri Bakanı olması, çok büyük bir olasılık...
Kısacası; Başkan değişecek, ancak eski “takım” yerini koruyacak...
İyimser bir yaklaşımla denilebilir ki; Rum tarafında Başkanlık sistemi yürürlüktedir, bu yüzden DİKO’nun değil, Hristofyas’ın dediği olacak...
Yani DİKO ve Papadopulos; çözüm sürecini hızlandırmakta ve sonuç almakta Hristofyas’a “engel” olamayacak...
2004 Annan süreci ve AKEL’in “Hayır”ı anımsandığında, ne yazıktır ki bu tablo çok fazla bir iyimserlik vaat etmiyor...
Öte taraftan Kasulides de, DİKO ile pazarlıklara girişmiş, koşullarını kabul etmiş, ancak tercih edilmemiştir.
Buna karşın, yine de Başkan seçilme şansının yüksek olduğu, atbaşı bir yarışın söz konusu olacağı biliniyor.
Kasulidis’in seçilmesi durumunda, ortaya yepyeni bir tablo çıkacak...
Belki de partisi DİSİ, tarihi bir karar vererek AKEL ile Hükümet ortaklığı kuracak...
Böylece iki sürprizden sonra bir de “Mucize” gerçekleşecek...
Annan Planı’na “Evet” diyerek büyük bir riski göğüsleyen DİSİ’nin Başkanı Anastasiadis’in böyle bir tarihi uzlaşmaya “yatkın” olduğunu ve bunun için politik irade gösterebileceğini sanıyorum.
Aslında birinci turdan hemen sonra, her iki aday da DİKO’ya “Rest” çekmeyi başarabilse, bu çok daha fazla “etik” olacaktı...
Kaybetmiş bir partinin ve doğal liderinin yeni dönemi “kilitlemesi”nin de önüne geçilebilecekti...
Asıl o zaman Kıbrıslı Rumlar bir “Değişim”i hissedecekti...
Şimdi çözümcü Hristofyas’a oy verenler, eski iki ortağına da iktidar kapılarını açmış olacaklar ki bu da 2004 sürecinin olumsuz koşullarını çağrıştırıyor...
Öte yandan EOKA’cıların ve “Kıbrıs Yunandır” sloganı sahiplerinin destekleyeceği Kasulidis’in kazanması, AKEL ile zorunlu işbirliğini gündeme getirebilir.
Gerçek şu ki; adaylardan hangisi kazanırsa kazansın, Kıbrıs Rum tarafı yeni “imaj”ı ile uluslararası kamuoyuna daha “esnek” ve çözüm yanlısı bir görüntü sunacaktır.
Bu da; son zamanlarda farklı söylemlerle dağınık bir görüntü veren Türk tarafını epeyce zorlayacaktır.
Kasulidis’in “inandırıcılık”ta ciddi bir sıkıntı yaşayacağını sanmıyorum. Cumhurbaşkanı Talat’ın ve ekibinin bu bağlamda işinin çok zor olduğunu bilmeliyiz.
Hele Kosova rüzgarları ile beslenen yeni “esinti”ler; ayrılıkçı kesimlerin baskısını yoğunlaştırırsa, Talat bir kez daha “bocalayabilir...”
Aman ha... Türk tarafı pür dikkat kesilmeli... Aman da aman...