Talat ve Hristofyas’ın önünde altın fırsat: Türkiye’den su getirilmesi...
Bizim yıllardır yazıp önerdiğimiz, tartıştığımız Türkiye’den su getirilmesi konusu; birkaç yıl önce, Kıbrıslı Rum ekonomist Nikos Vassiliu’nun dikkatini çekti.
Vasiliu; 6 kişilik bir profösörler ekibi kurdu ve bu konuda ciddi çalışmalar yaptı. Hatta düşüncelerini bir rapor halinde Türkiye Başbakanı Erdoğan’a da aktardı. AKP’den bazı yetkililer ile önerisi konusunda sürekli iletişim içinde projeyi ilerletmeye çalışıyor.
Vasiliu; Türkiye’nin İsrail’e satmayı planladığı suyun tüm Kıbrıs’a verilmesini öneriyor. Türkiye’den Güzelyurt’a taşınacak olan suyun, Kakopetria’dan Trodos dağlarının altından bir tünelle Trimkilini ya da Saittas’a aktarılmasını, Kouris deresi ile Kouris barajına akıtılmasını ve oradan mevcut şebeke ile tüm Kıbrıs’a dağıtılmasını öneriyor.
Vasiliu, Radyo Mayıs’ta kendisi ile yaptığım söyleşide; ayrıca, acil olarak Türkiye’den Manavgat ırmağından 100 bin tonluk tankerlerle 20 milyon ton suyun taşınabileceğini de söylüyor.
***
Su konusunda; Kıbrıs’ın Rum tarafında bu günlerde tam bir “panik” yaşanıyor...
Keskin önlemler halkı acıtmaya başladı bile...
Bizde ise medyada yer alan paralı “slogan”lar dışında, ciddi anlamda bir kıpırdanma yok...
Rum tarafı tankerle Yunanistan’dan su taşımaya başlıyor...
Biz; balonla denedik, olmadı... Tanker henüz gündemimizde yok... Bir gün “aniden” bize “Suyumuz bitti” denecek ve o an kara kara düşünmeye başlayacağız...
Oysa; adanın ortak su sorunu; dev bir proje ile yeni bir “işbirliği” olanağı yaratabilir ve işin içine Türkiye de çekilerek harika bir başlangıç yapılabilir...
Kıbrıs’a Türkiye’den su getirilmesi, yıllardan beridir konuşuluyor...
Bu projeyi “Barış Suyu Projesi” olarak 1995 yılında rahmetli Turgut Özal ortaya atmıştı. Türkiye’nin güneyindeki Manavgat ırmağının suyunun, borularla Kıbrıs’a taşınması planlanmış ve fizibilite projesi de hazırlanmıştı.
Projeye göre Manavgat çayından yılda 180 milyon metreküp su Kıbrıs’a akıtılacaktı.
Bu suyun bir bölümü İsrail’e satılacaktı. Kıbrıs’a borularla gelecek olan su, Mağusa körfezinden tankerlerle İsrail'e taşınacaktı.
Manavgat'ta ara depo, arıtma tesisi ve gemilere yükleme terminali inşa edildi. Bu iş için Türkiye 147 milyon dolar harcadı.
İsrail, bir süre sonra fiyatı yüksek bulduğunu açıkladı ve 2006 yılında Türkiye ile anlaşarak proje iptal edildi. (Bu suyun tonu İsrail’e 1 dolar 25 sente mal olacaktı. Oysa denizden arıtılan suyun maliyeti ton başına 50 sent dolayındaydı.)
İsrail; tankerlerle taşımanın yerine Türkiye’nin Göksu nehrinden suyun borularla doğrudan İsrail’e taşınmasını önerdi. Bu proje, iki ülkenin gündeminde bulunuyor.
Bu arada geçen yılın başında “Barış suyu projesi”nin mühendislik çalışmalarının tamamlandığı ve 2012 yılında Anamur suyunun Kıbrıs’a ulaşacağı açıklandı.
Projeye göre, 1,60 m çapında her biri 450 metre olan polietilen borular denizin 250 metre altına yerleştirilecek. Anamur'da bir baraj inşa edilecek. Su içinde askıda borularla denizaltından Güzelyurt’a akacak. Güzelyurt’un 3 kilometre ilerisindeki Geçitköy'e de bir baraj yapılacak. Bu baraj aracılığıyla Anamur suyu Kıbrıs'a dağıtılacak.
Ancak ne yazıktır ki “proje” çok yavaş ilerliyor ve CTP Hükümeti’nin de Türkiye nezdinde ciddi bir girişimde bulunduğu gözlemlenmiyor.
Bu günlerde ekonomist Vasiliu’nun yeniden gündeme getirdiği proje Hristofyas ile Talat’ın önünde altın bir fırsattır...
Kıbrıs’ın acilen suya ihtiyacı var... Acilen çözüme de ihtiyacı var... Çözüm olmadan yaşamayı öğrendik. Ancak, su olmadan nasıl yaşanabileceğini bilmiyoruz. Bu nedenle derhal bu “proje”ye sahip çıkabilirler.
Türkiye’ye bu konuda ortak bir “proje” sunabilirler. Bu onların ilk ciddi iş ortaklığı olur ve biz de birlikte iş yapıp yapamayacağımızı öğrenmiş oluruz.
En acil ihtiyacımız olan su; bize bu zorunlu işbirliğini dayatıyor.
Bence; iki siyasetçi bu konuya odaklanmalı, tüm enerjilerini ve kapasitelerini yoğunlaştırmalıdırlar. Avrupa Birliği’ne birlikte başvuruda bulunarak konuyu ilerletmelidirler.