Bir adet “İzolasyonlar Bakanlığı” kurulsa...
Lazkiye’den sonra, Dubai’ye de feribot seferleri başlatsa...
Zenzibar futbol takımını buraya çağırıp futbol turnuvasında oynatsa...
Milletvekillerimizi Tekvandocu kılığında Avrupa’daki turnuvalara çaktırmadan sokuştursa...
Spor yazarlarının topu birden zehir zemberek makaleleri ile bu savaşa soyunsa...
Bu bir “Reform” olmaz mı?
Bizim izolasyon kırıcılarına yakışmaz mı?
Bir adet “Beşparmaklar Bakanlığı” kurulsa...
Dozerlerle, dinamitlerle açılan oyukları her gün izlese...
Bütün oyuk kazıcılarına “yılın en iyileri” törenlerinde plaketler verse....
Her açılan oyuktan çıkan taşları, toprakları inşaatlara taşıyanların sırtlarını “Kalkınmanın askerleri” diyerek sıvazlasa...
Bu kocaman bir “Reform” olmaz mı?
Yaptıkları ile gurur duyan politikacı televizyonlara çıkmaz mı?
Çıkıp da gözümüzün içine baka baka “Kalkınıyoruz” demez mi?
Bir adet “Galeriler Bakanlığı” kurulsa...
Ülkemizin, açıkta kalan her bir metre karesini “galeriye” dönüştürerek arabalarla dolduran galericilerin ekonomiye katkısını bir hesaplasa...
Dünyanın her yerinden buraya taşınan hurda demir yığınlarının toplam ağırlığını bir hesaplasa...
Yaşlı araçları trafikten çekerken kimin ne boyutta bir “vurgun” yaptığını merak edip bir araştırsa...
Bu yılki kuraklık nedeni ile buğday ekilemeyen tüm arazileri arabalarla doldurmakla ülkenin kazandığı prestiji bir hesaplasa...
Bu bir “Galeri reformu” olmaz mı?
Bu alandaki büyüme CTP’nin eseri olarak tarihte yazılmaz mı?
Bir adet “Bakire Doğum Bakanlığı” kurulsa...
Kıbrıs Cumhuriyetinin kromozomlarını bir incelese...
Anasını, babasını bulsa...
Gece kulüplerimizde kaç bakire bulunduğunu bir hesaplasa...
Sonra Rumlara “Gelin birlikte bu Cumhuriyeti lağvedelim” dese...
Rumlar da masadan kalkmamak için “Hay hay...” dese...
Dünya da bu arada KKTC’yi bir günlüğüne tanısa...
Bizimkilerin hayalleri gerçekleşmez mi?
Sir David Hannay’ın bu “projesi” tarihi bir reforma dönüşmez mi?
Hatta, dünyadaki bazı nehirler tersine akmaya başlamaz mı?
Bir adet “Bulaşık Yıkama Bakanlığı” kurulsa...
Nerede bir kirli çamaşır varsa, orada toplansa...
Başına da iyi bir parti çamaşırcısı atansa...
İhalesiz biçimde kocaman bir çamaşır makinesi ülkeye derhal ithal edilse...
Yollar sokaklar onu sığmasa... Elektrik tellerini kese kese Fatih’in gemileri gibi ilerlese...
Bu bir “Çamaşır Reformu” olmaz mı?
Göğüs cebi mendilli, saçları jöleli bir bakan bu makama yakışmaz mı?
Bir adet “Berberler, Marketler, Kuaförler Bakanlığı” kurulsa...
Bir berber, bir berbere “A berber dükkanı hangi saatler açalım ” diye sorsa...
Bütün marketlerin metre kareleri bir bir ölçülse...
Her metrekareye göre çalışma saatleri belirlense...
Kasapların ve kuaförlerin gündüzleri çalışması yerine gece açmaları tüzüğe bağlansa...
Sessiz ve sakin bir düzen kurulamaz mı?
İşçilerimiz Pazar tatiline kavuşamaz mı?
Buna da “Reform” adını takamaz mıyız?
Bir adet “Bayrak Bakanlığı” kurulsa...
Başbakanlığın bodrumunda “Kendi bayrağını kendin üret” diyerek bir terzi atölyesi açılsa...
Onlarca kadınımız gün boyu orada yerli bayraklarımızın dikişini yapsa...
En büyük bayrağı dikmek için kadınlar arası yarışmalar düzenlense...
Eksik olan tüm tepelerimizde ışıklandırılmış bayraklar yerini alsa...
Tüm bayrak sallayıcılara makamlar dağıtılsa...
Sarayda kadınları toplayıp “konsey”leştiren sivil toplumculara yakışmaz mı?
Reform yaptık diye sevinmeleri hakları olmaz mı?
Bir adet “Annan Bakanlığı” kurulsa...
İçinde bir adet “Evet departmanı” olsa...
İkide bir “Bizim eveti unutmayınız” diye açıklamalr yapsa...
Hatta bir de ağzı laf yapan sözcüsü bulunsa...
Her Tanrı’nın günü Rum tarafı “8 Temmuz” dedikçe “İnadınıza Annan” diye karşı çıksa...
Bu “evet felsefesi”ne toplumca sarılmak olmaz mı?
İzolasyonları kırmak için sihirli bir büyü sayılmaz mı?
Bizimkilere de yakışmaz mı?
Bir “Eşşekler Bakanlığı” kurulsa...
Tutsa, Karpaz’daki bütün eşeklerimize birer “kimlik kartı” verse...
Eşeklerimizi bekleyen ve üç aydan beridir maaş alamayan 11 adet bekçinin “Eşeklerle birlikte aç ve sefiliz” diyen örgüt başkanını bir dinlese...
Eşeklerin ve bekçilerin ödeneklerini düzenlese...
Bu bir “Eşek Reformu” olmaz mı?
Sapına kadar bize yakışmaz mı?
Yakışır tabii...
Hem de çoooook...