Öğretmenlerin grev yapması doğru mu?
Çocuklarımızın “Eğitim hakkı”nı gasbetmeleri anlaşılabilir mi?
Hele 19 Mayıs’ı kutlamamaları, toplumsal vicdana sığar mı?
Grev; ikide bir zırt-pırt kullanılacak bir silah mı?
Bütün bu soruları sorabilir ve öğretmenlere öfke duyabilirsiniz...
Ya da; meslek şövenizmi tutsağı iseniz, “öğretmen her zaman haklıdır” diyerek CTP’yi, işvereni, karşıda kim varsa hepsini topa tutabilirsiniz...
Ancak, bizim temel gereksinimimiz bu mu?
“Pozisyon”lara kilitlenmek ve oradan karşı tarafa atış yapmaktan önce, sanırım; “Doğru bilgi”ye ihtiyacımız var...
Medyamız; maşallah, “pozisyon”unu belirlerken, “bilgi”ye zerre kadar önem vermedi.
Hükümetçi gazeteler, öğretmenlik mesleğini de sendikacılığı da “hedef” yaptılar...
Okurlarına “Doğu Bilgi” vermeyi es geçtiler, araştırmayı “es” geçtiler... Öğretmene saldırdılar, sendikacılara saldırdılar, hepsinden önemlisi öğrencileri “provoke” ederek “rezil” bir tablo yarattılar...
Gazete sayfalarına bakınca, insan kimin haklı kimin haksız olduğuna değil; eğitimde yaşanan kaosa üzülüyor...
Siyasetçinin; sorunları çözmek yerine “medya” üzerinden “maçı kazanmak” için başvurduğu “aldatmacalara” üzülüyor...
Medyadaki “ilişik” meslek erbabını “kullanma” biçimine üzülüyor...
Hükümet edenler, bir yandan gerçek bilgiyi yurttaştan gizliyor, öte yandan da “dikkatleri” başka yönlere çekiyor...
Oysa; son yaşanan öğretmen grevine daha geniş bir “vizyon”la bakmamız gerekmiyor mu?
Siz; yönetim olarak, önce “Kıdemli öğretmen” diye bir “statü” yaratıyorsunuz...
Tutup bunu yasaya koyuyorsunuz...
Belirli bir “kıdem”den sonra bu statüyü kazananlara 1.20 oranında artış veriyorsunuz...
Sonra, bu yılın şubat ayında, “Fol yok yumurta yok” iken, yasanın 25. maddesinden “Kıdemli öğretmen” tefsirini kaldırıyorsunuz.
Bu değişikliği sendika; tam bir buçuk ay sonra fark ediyor ve doğal olarak işkilleniyor.
“Kazanılmış hak”kını korumak amacıyla da, greve gidiyor.
Sendika; yasada yapılan gizli “değişikliği” kötü niyetli olarak değerlendiriyor...
Çünkü “Kıdemli öğretmen” statüsü yalnızca ortaöğretimden kaldırılıyor. Sendika bu hareketi, diğer sendika ile (KTÖS) ilişkilerini bozmak amacıyla yapıldığını da düşünüyor ve tepki gösteriyor.
Tabii Eğitim Bakanı hemen Başsavcı’ya müracaat ediyor.
Başsavcı da yapılan değişikliği inceleyerek 4 gün içinde yanıt veriyor.
Başsavcı’nın söylediği şu:
-Yasada bu değişikliği yaptınız, ancak bir başka madde vardır ki, (Madde 89) ona dayanarak siz gene de bu “Kıdemli öğretmen” uygulamasını sürdürebilirsiniz.
Eğitim Bakanı, bunu hemen “Grevin gerekçesi ortadan kalktı” diye yorumluyor ve bizim medyadaki “ilişik” meslek erbabı da, Hükümet’in avukatı olan Başsavcı’nın verdiği bir “Mütalaa”yı “Mahkeme kararı”ymış gibi okuruna sunarak neredeyse grevi yasa dışı ilan ediyor.
Oysa; ortada çok “net” ve çok boyutlu bir rezillik var...
Siz; her şeyden önce, yapacağınız bir yasal değişikliği bile “meramınızı anlatacak” bir Türkçe ile yazamadınız...
Başsavcılık da, Meclis’in ilgili komitesi de, imzayı atan Cumhurbaşkanı da, bu “Değişikliği” fark edemedi...
Üzerinde zerre kadar durmadı, araştırmadı, es geçti ve sendikanın bir buçuk ay sonra bunu fark etmesi ile “rezillik” ortaya çıktı...
Peki bu durumda, işverenin hatasını görerek iki satırlık bir “Düzeltme” ile durumu kurtarması gerekmez miydi?
Yapmadılar... Başbakan, Maliye Bakanı ve Eğitim Bakanı “medya”daki “ilişik”ler aracılığı ile öğretmeni “dövmeyi” sendikaya savaş açmayı tercih ettiler.
Kendi hatalarını, yetersizliklerini gizlediler...
Ya da bu değişikliği “Şark kurnazlığı” içinde yutturmak istediler ki ben buna pek imkan veremiyorum.
Aslında, gene en doğrusunu Başsavcı söyledi... “”Yasadaki tanımların muhtelif yorumlara mahal bırakmayacak şekilde açık ve sarih olarak düzenlenmesi yasa tekniği açısından daha yararlı olacaktır.”
Ne demek bu?
Siz, yasada “açık ve sarih” ifadelere yer vermiyorsunuz, sendika da “Kazanılmış hak”kın oradan silindiğini görerek eylem yapıyor.
Başsavcı’nın yazısını bizim medya “ilişik”leri abartarak veriyor ama, sonundaki bu uyarıyı da gizliyor.
Kısacası; öğretmenlerin bu grevi apaçık biçimde bir “hak” grevidir ve doğru, haklı bir grevdir.
Üstelik; yasamadan yürütmeye ve yargıya kadar bir dizi “yönetim” beceriksizliğini de barındıran, hükümet edenlerin yetersizliğini ortaya seren ilginç bir örnektir.
Hükümet; kamuoyundan da, velilerden de, öğrencilerden de özür dilemeli ve yasayı eski haline dönüştürerek kendisinin yarattığı bu “suni kriz”e son vermelidir.