CTP ağırlıklı yönetim, elektrik konusunda hiçbir şey yapmadı mı?
Elbette yaptı...
O da, tıpkı eskiler gibi Türkiye’den alabildiği “para”larla bazı yatırımlar yaptı...
Tüketiciden “yasadışı” olarak santral katkı payı aldı, topladığı paralarla fon oluşturdu, dilediği gibi harcamalar yaptı...
Trafoları, kabloları yeniledi...
Şimdi de elektrik üretimi ve iletimini otomatik olarak kontrol edecek takip sistemi olan “Scada”yı devreye koyacakmış...
Tören meraklısı Ahmet Uzun, bizlere çarşaf kadar renkli davetiye gönderdi...
Hakkıdır...
Sloganı da “Söz verdik, yaptık, yapıyoruz...”
Ne yapıyor?
Tüketicinin kaldıramayacağı zamlar yapıyor...
Ne yapıyor?
Dilediği zaman, dilediği bölgenin elektriğini kesiyor...
Ne yapıyor?
Santral katkı payı, yatırım katkı payı diyerek tüketiciden yasa dışı paralar alıyor...
Ne yapıyor?
Kendisini ve partisini destekleyen medya maymunlarının elektrik paralarını tahsil etmiyor...
Ne yapıyor?
Birkaç milyon borcu olan tüketicinin elektriğini kesiyor...
Ne yapıyor?
Partisinin bayrak sallayan militanlarına, iş bilmedikleri halde kurumda iş veriyor...
Ahmet Uzun, “sol” bir partinin, seçim kazanmasa da Başbakan’ın dışarıdan atadığı bir bakan olarak değil, vahşi bir “kapitalist” mantığı ile davranıyor...
Zam üstüne zam yaparak, tüketimi kısıyor, tüketicinin de anasını ağlatıyor...
Peki bu durumda, “Scada”nın tüketiciye faydası ne?
Tüketici; elektriği kesildiğinde, telefonlara yanıt verecek, internet üzerinden tüketim durumunu öğrenebilecek sistemler istiyor...
Tüketici “Şeffalık” ve “Sosyal”lik istiyor...
Eğer “devlet” elektrik işletmeciliği yapmaya devam edecekse ve bir bakan bu şirketin başında durarak elektrikçilik yapacaksa, bu sözümona “sol” parti “bambaşka” şeyler yapmalıdır...
İşte size, neler yapabileceğine ilişkin bir çarpıcı örnek...
Hem de uzaktan değil... Dibimizden, Rum tarafından...
Solcu AKEL işbaşına gelince elektrik konusunda ne yaptı biliyor musunuz?
Dar gelirlilere yönelik bir politika geliştirdi...
Yılda 51 bin Euro’dan az geliri olan dört kişilik ailelere “özel” tarife saptadı... Beş ve daha kalabalık aileler için indirimleri daha da artırdı. Sosyal yardım alanlara da özel indirimler uyguladı... Ayrıca; tasarrufu teşvik için iki ayda en çok 500 kilovat elektrik yakanların faturalarını yüzde 20 ucuzlattı.
Bu; işin “sosyal” yanı... Bir sol partinin devlet elindeki bir “işletme”ye nasıl baktığını, halk için ondan nasıl yararlandığını gösteriyor...
Bir de “şeffaf”lığa bakalım...
Rum Elektrik İdaresi, internet sitesinde her ay, fuel oil’i kaça aldığını tüketiciye duyuruyor.
Örneğin geçen Temmuz’da Rum Elektrik İdaresi fuel oil’i 466 Euro’dan (690 Dolar) aldığını açıkladı. Bizimkiler de, Başbakan’ın açıkladığına göre 710 dolara almışlar...
Bu rakamlara bakınca, Rumlarla fuel oil’i hemen hemen aynı fiyatlara aldığımız ortaya çıkıyor...
İşte burada Kıbrıslı Türk tüketiciye yapılan asıl haksızlık ortaya çıkıyor...
Rum Elektrik İdaresi’nin evlerde kullanılan elektrikte en pahalı tarifesi; 8.8 senttir.
Bizde ise; 44 kuruş, yani 22 senttir.
Fuel oil’i aynı fiyatlarda mal ettiğimize göre, neden onlar bu işletmeden “Kar” ediyor ve biz neden zarar ediyor ve durmadan zam yapıyoruz?
Bu soru, “Scada”dan çok daha önemli değil mi?
Son bir nokta daha... Rum Elektrik İdaresi, geçen yıl 8.8 sentten elektrik satarak, fakir ailelere özel tarife uygulayarak tam 12 milyon Euro kar etti ve bunu devletin kasasına aktardı.
Bu yıl ise Hristofyas Hükümeti, işletmeden kar istemedi ve 10 milyon Euro’luk karın fiyatların düşürülerek, kalabalık ailelerin ve muhtaç olanların elektriğine harcanmasına karar verdi.
Şimdi, şu soru önem kazanmıyor mu?: CTP; neden vahşi bir tüccar mantığı ile davranıyor da, yoldaşı AKEL’in “sosyal” uygulamalarına bir bakmıyor?
Neden muhtaç kesimleri korumuyor? Neden devletin “sosyal” görevini es geçiyor? Neden şeffaf olacağı yerde, bizi birtakım rakamlara boğuyor ve “Scada” gibi show’larla kandırmaya çalışıyor?
Ayıp değil mi bu yaptığı?