Rüzgarlar artık 4-5 yıl önceki gibi esmiyor!...
Meydanlarda kopan fırtınalardan medet umanlar, artık o fırtınaların enkazı altından nasıl çıkabileceklerinin hesabını yapıyorlar…
“Kuraklık” fena vurdu meydanları!...
Baksanıza “yağmur” için dua üstüne duaya çıkıyorlar;
“Gelin. Ne olursanız olun gelin… Yine gelin meydanlara” diye nerdeyse eli eteği öpülmedik sivil toplum örgütü bırakmadılar!...
Ama zor!...
Mevsimler artık çok değişti… O mevsimlerin kahramanları da!!!...
Çook.. Çok değişti!...
Meydanların siyaset rantını yiyenlerin şimdi her biri bir tarafta…
Geçti artık!!!
Dış güçlerin çıkarlarına hizmet ederek uşaklığını yapmanın mevsimi geçti artık.
Mevsim artık, dış güçlere yaltaklanma mevsimi değil. O mevsim çoktan geçti.
Şimdi sert rüzgarların estiği, yüzlere takılan maskelerim düştüğü mevsimdeyiz.
Artık, dış güçlere yaltaklananların, hizmetine koşanların, dış güçlerin bekçiliğine soyunanların maskesinin indirildiği bir dönemdeyiz.
İkili oynayanların, Güney Kıbrıs’ta başka, KKTC’de başka, Türkiye’de başka konuşanların; riyakarların, ikiyüzlü politikaların maskesinin indirildiği bir dönemdeyiz.
***
Türkiye kökenli yurttaşlarımızı aşağılayan, hor gören, Rum’a uzatmadığı, uzatmak istemediği kılıç gibi keskin hale getirdikleri dillerini Anavatan Türkiye’ye karşı uzatanların bukalemun haline dönüşümünü ibretle izledik.
“Gelen Türk, ama giden Kıbrıslı” demişlerdi.
“Kurtarılmak istemiyoruz” demişlerdi. “Türkiye anavatanımız değil” demişlerdi.
“Ankara ne seni, ne memurunu, ne paranı istiyoruz” demişlerdi…
Türk milli politikası gereği KKTC ve Türkiye Büyük Millet Meclislerinde kabul edilen Kıbrıs konusundaki kararlara muhalefet etmişler, aleyhe propagandaya soyunmuşlardı.
Türk devletinin bazı taleplerine Rum’dan önce karşı çıkmışlardı..
Sonra yüzlerine taktıkları maskelerle çıktıkları oy avcılığında Türkiye hayranı olduklarını belirtip, “politikamız Türkiye’nin politikası ile uyuşuyor” demeye başladılar. “Türkiye kökenli yurttaşlarımızın haklarına sahip çıkıyoruz” demeye başladılar.
Ne Türkiye’ye ettikleri hakaretin, Türkiye kökenli yurttaşlarımızı toptan Kıbrıs’tan göndermenin hesabı içinde olduklarının unutulduğunu sanarak.
Ancak şimdi maskelerin düştüğü, gerçek rengin belli olduğu bir dönemdeyiz.
***
Mevsimi geçti artık riyakarlığın, yalanların, palavraların.
Şimdi, maskelerin düştüğü, esas niyetlerin ortaya çıktığı, gerçek rengin belli olmasını sağlayan bir dönemdeyiz.
Esen rüzgarlar, riyakarları, hilebazları sarhoş edip şaşırtıyor emellerini, niyetlerini orta yerlere döküyor.
Esen rüzgarlarla birlikte şaşırıyorlar be birden Kıbrıs’taki Türklerin “biraz Türk, biraz Rum, biraz İngiliz, biraz Ermeni olduğunu” söylüyorlar.
Kıbrıs’ta Türkün çıkarını korumak yerine başkalarının çıkarlarını koruma yönündeki hesaplarını açık ediyorlar.
Türk olduğu kadar Rum, Türk olduğu kadar İngiliz, Türk olduğu kadar Ermeni olanların, kimin çıkarını koruma mücadelesi verdiklerini sormamız gerektiğini anlıyoruz.
Mevsimi geçti artık riyakarlığın.
Artık gerçeklerin gizlenmeyeceği, gerçek renklerin belli olacağı, yüzlerdeki maskelerin düştüğü dönemdeyiz.
Esen rüzgarla birlikte sarhoş olanların niyetlerini belli ettiği dönemdeyiz.
Beşparmaklardaki bayrağı tahrik unsuru olarak görenlerin bu tavrının gizli kalamayacağı bir dönemdeyiz…
Mevsimi geçti artık riyakarlığın. Şimdi, yüzlerdeki maskelerin düştüğü dönemdeyiz.