Önce hatırlatalım: 1974’den sonra çok acemilikler yapıldı ama hiç birisi Rum mülkü içeriklisi kadar berbat olmadı. Yüz karasıyla ayıbı, hukuk dışılığıyla siyasi gafına kadar… Tutun ki son benzer olay Rus tanklarının girdiği Kuzey Osetya’da yaşandı. Kent yağma Hasan’ın böreği gibi ganimetlendi, göç edenlerin evleri yerleri ne olacak belli değil…
Tabi ki bizde durum az biraz farklıydı, anlaşma sonucu Kuzey Güney oluştu, göçmenler Türk’ün ve Rum’un bıraktığı evlere topraklara oturtuldu. Başka çaresi de yoktu.
Ancak bu iskân ve topraklandırmanın kısa zamanda dingili koptu, “al sat, sat al, tahsistir tasarruftur, koçandır” derken bir büyük sorun haline getirildi. Ve hâlâ bu baş belası Rum mülkü sorunu devam ediyor, çözüm olsa da devam edecek!
ŞİMDİLERDE NE OLUYOR: Önce AİHK’nin bastırması sonucu “Mal Tazmin Komisyonu” kuruldu ve Rum’a çağrıda bulunuldu: “Buyurun müracaat edin, malınıza sahip çıkın!” Tazminattır takas’tır otuzu aşkın dava da hükme bağlandı, tutun ki onca Rum mülkü arasında devede kulak bile değil ama “işte görün biz ne barışçı ve adaletliyiz” gösterisiyle AB’yi memnun etmek düşüncesi başımıza bir belayı da böyle sardı!
Geçtiğimiz günlerde ise Önce Volkan gazetesi, ardından Halkın Sesi’inde Taner Derviş, “Anayasal suç işleniyor” diyerek oluşturulmaya çalışılan “Eşdeğer Yasa Tasarısı” haberine ilişkin uyarılarda bulundular.
OLAY ŞU: Haberlere göre Anayasanın 159 ve 12. maddelerinin “temel haklar” içerikli hukuki güvencesine karşın Hükümet yeni tasarıyla “Kuzey’de mal ya da puan almış olan eşdeğer sahiplerinin, Devlete bir feragatname vererek bunları iade ettikleri takdirde Güney’deki mülkleri üzerinde tasarrufta bulunabilmelerine zemin hazırlamaktadır.” (Taner Derviş sorunu çok daha detaylı işleyip Kıbrıs Türk halkının toprak ve tazminat hakları önemli ölçüde erozayona uğratılacaktır demekte, eğer tasarı yasa haline gelirse Güney’deki türk mallarının çatır çatır Rum’a satılacağı tehlikesine dikkat çekmektedir.)
NEREDEN ÇIKTI BU TASARI: Hükümet bu konuda açıklama yapmışsa da kimseleri tatmin etmedi. Çünkü olayın “nereden çıktı bu tasarı” sorusuna verilemeyen cevabı var.
Kaldı ki “Rum-Türk mülk sorunları” apayrı görüşmeleri gerektiriyor. Bir: 1974’den sonra Kuzey’deki Rum mülkü sadece eşdeğer sahiplerine değil, tahsisle, puanla hem KKTC’lisine hem TC’lisine de tapulu mal oldu. İki. O tahsisler satılarak, devredilerek bazan iki üç el değiştrerek son kademede “tapusu elinde sahip” buldu. Üç. Türk halkının Güney’deki ve Maraş’taki Evkaf Malları çözülmeden mülk sorununu çözmek hiç mümkün değil. Dört: Feragatname sonucu Güney’deki malına sahip çıkacak denilen yurttaşı hangi Rum makamı tanır ki bu da ayrı sorun! Beş. Zaten bu baş ağrısını çözmek mümkün değil, son çarede ya topyekün tazminat yahut yeni sınır düzenlemesi ile iki tarafın da Güney ve Kuzey’deki mallarından feragatnamesi gündeme gelir.
KISACA: Mal tazmin Komisyonu mülk sorunuyla zaten oynuyor. Bu tasarı ise yeni bir oyunun habercisi oluyor. Kime hizmet, kime kazanç sağlayacağına yönelik sorulara verilemeyen cevaplarıyla! Ha, bir olasılık tabi ki geliyor akla: “Yoksa birleşik Kıbrıs tasavvurunu ortak vatan ve tek ada egemenliği çerçevesine bu yolla mı sokacaklar?”