Sorunumuz şu. Ya hep birlikte konuşuyorlar, “hangisini” diyerek sıraya koyup yorumlayamıyoruz yahut hep birlikte susuyorlar, “sermayesiz” kalıyoruz.
Oysa aralarında anlaşıp hangi gün hangisi konuşacak sistematiğinde bir protokol yapsalardı mesela “KKTC’nin tanınmasını istemenin intihar etmek anlamına geleceğini, kendilerinin, aklını peynir ekmekle yemediği için böyle bir talepte bulunmadığını” söyleyen Sn.Talat’ın bu çok manalı siyaset felsefesini yazıp, derinliğine yorumlayacaktık.
Ama ayni sıralarda Başbakan Soyer de konuşuyor, açıklamalarıyla haberlerin başına oturuyor. Ve öğreniyoruz ki dört yılda eğer bütçe sıkıntıya düşmüşse sebebi hikmeti tamamen geçmişteki UBP iktidarlarınındır. Hem de ulusal gelirin on bin dolarları aştığı, geçmişte bütçe fazlalık verdiğinden refah payı dağıtıldığı, GSMH’la üç milyar doları bulduğu halde. Demek ki bu bütçenin dibi delinmişse suç devraldıkları borçlardır bir, kendilerinden öte kötü yönetimlerdir iki. Başka da hiç suçlu yoktur! Fakat yazamıyoruz işte.
Çünkü ayni anda Lefkoşa’lara sığamayan Hrisatofyas bu kez gitti İsveç’te konuştu. Müjde büyük. Kıbrıs sorunu Sonbahar’da bitecekmiş! Nasıl bitecek soracağız ama sıraya sokamıyoruz!
HANGİ BİRİNİ YAZALIM: Son zamanlarda televizyon ekranlarına düşünce konuşmaları Kemal Sunallık güldürmecesine dönen Yalçın Küçük bir devrelerde şöyle diyordu: “Demirel’in Cumhurbaşkanı, Çiller’in Başbakan, Karayalçın’ın dışişleri bakanı olduğu ülkede içimden ağlamak geçiyor, ağlıyorum…”
Talat’ın makamını kerhen işgal ettiği, günü geldiğinde ilga edip KKTC yerine, Allahtan umut kesilmez eğer Hristofyas kabul ederse, iki kurucu devlete dayalı birleşik Kıbrıs’ı kuracağının büyük ideası ile arkadaşım Soyer’in ki bundan da kendime reyting payı çıkartıyorum, Allah bağışlasın analı babalı büyüsünler, yakında iki torun sahibi olacağıyla, fiziksel olarak yaşadığı kayıpları ruhsal olarak kazandığı zenginliklerle giderdiğini açıklamasını ve Hristofyas’ın Türkiye’siz Kıbrıs üzerine kurulu arzuları gerçekleşirse işte çözüm kapının ardındadır demesini; Oysa biz biz ağlayarak değil, sevinçlerimizle umutlarımıza koyup ve şakır şakır oynayarak kutluyoruz.
AMMA VE LAKİN İLLE DE ŞU ŞER GÜÇLER: Yakında okullar açılacak. Müjdeler veriyorlar. Grevlerle!
Sorun değil. Sorun memleketi kimin yönettiğidir. Çünkü ortak vatan Kıbrıs’ı yaratmak için Talat, Hristofyas, Soyer triosuna nazire bir de kaç tane olduklarını saymaktan yorulduğumuz Sendikalar cephesi var. Onlar ortak vatan Kıbrıs’ı yaratmak isteyen liderlere tam destekte fakat KKTC’yi yönetmek isteyen CTP hükümetine tam köstekte!
Hiç anlayamıyoruz, neler oluyor. Ve tam Başbakan’ın aksine, fiziksel olarak yaşlanırken zenginleşeceğine, ve bu memlekette, kuruyor ruhumuz!”