Bu ‘uyarı’ya dikkat!
Ay'a insan göndermek üzere kolları sıvayan NASA, 1966'da planlanan çalışmalar doğrultusunda astronotları Navaho Kızılderilileri'ne ayrılan rezervasyon topraklarında eğitmeye başlar.
Bu yerin seçilmesinin nedeni, o bölgedeki yüzey şekillerinin Ay'a çok benzemesidir. Eh, benzer tabii, Kızılderililere öyle bir yer verilmiştir ki, orada da tıpkı Ay gibi hayat
yoktur.
Uzay kıyafetleri giydirilen astronotlara Ay'a indiklerinde ne yapacakları, nasıl davranacakları anlatılırken, yaşlı bir Kızılderili'nin yanında bir çocukla birlikte çalışmaları her gün izlediği görülür. Yaşlı Kızılderili, küçük bir tepede yanındaki çocukla bir totem gibi hiç kımıldamadan durmaktadır.
* * *
Aradan geçen birkaç gün sonra çocuk koşarak astronotların yanına gelir:
"Beni babam gönderdi. O, Beyaz Adam'ın dilini bilmiyor. Ben okulda öğrendim. Babam, bu garip aletler ve kıyafetlerle burada günlerdir ne yaptığınızı soruyor.''
Bir NASA'lı yetkilinin, Ay'a gitmek üzere olduklarını, bunun için astronotları eğittiklerini anlatması üzerine Kızılderili çocuk babasının yanına döner.
Çok geçmeden de günlerdir hiç kımıldamadan duran yaşlı Kızılderili, koşarak astronotların yanına gelir ve nefes nefese Navaho diliyle bir şeyler söyler.
Söyleneni doğal olarak anlamayan NASA'lı bilim insanları, babasının arkasından koşarak gelen çocuğa bakarlar. Çocuk, Beyaz Adam'ın Ay'a gideceğini öğrenince çok heyecanlanan babasının da Ay'a bir mesajı olduğunu, onu da yanlarında götürüp götüremeyeceklerini sorduğunu söyler.
Günlerdir güneş altında ciddi ciddi çalışmaktan sıkılan astronotlar bir teyp uzatırlar:
"Babana söyle, mesajını bu teybe söylesin. Söz, giderken yanımızda götüreceğiz."
Çocuk babasına, Beyaz Adam'ın sözlerini aktardıktan sonra Kızılderili, teybe bir şeyler söyler. Sonra da kızgın adımlarla uzaklaşır oradan.
Çocuk da babasının peşinden...
O gece, astronotların düşüne Ay girmez. NASA ekibindeki herkesin merak ettiği şudur: Teypteki sözler ne anlama geliyor?
* * *
Bir Kızılderili'nin Ay'a gönderdiği mesaj ne olabilir ki?
Ertesi gün Kızılderili çocuk da babası da gelmez çalışma alanına.
Teypteki mesajın ne olduğunu merak eden astronotlar, yakındaki Kızılderili köyüne giderler ve bir başka Kızılderili'den mesajın anlamını öğrenirler.
Teypteki mesaj şudur:
"Bu adamlara dikkat edin! Topraklarınızı almaya geliyorlar!.."
[Sunay Akın’dan]
E POSTA
Öğrencilerin başarısı
Sevgili Cenk.
Bugünkü "DERS ALALIM" yazısı için ve genel destek için OĞLUM adına ve diğer English Scholl da okuyan KIBRISLI TÜRK öğrenci ve veliler adına teşekkür ederim.
Defalarca yazmana (KTOÖS) çığlıklarına rağmen doğru bildiğini anlatmandan dolayı da teşekkür ederim. Ama sanırım en anlamlı yanıt bu ALTIN ÇOCUKLARDAN geldi.
Özel ders yok, grev yok, sınıfta tahtaya öğretmenin cep telefonunu yazma yok.
Çalışma çoook, sınav bol, sitem 1900 den beri , ama devamlı günceleşerek, GIRIŞ SINAVI VAR, başarılı olanlar ve sonradan başarasını devam ettirenler devam, önceden başarılı olup giriş sınavını kazansan da sonradan bunun düşürürsen geneli etkileme riskine karşı GÜLE GÜLE var...
Umarım senin oğlun da bu yoldan geçer. AMA DAHA ÖNEMLI BIR ŞEY SÖYLEYIM. HEPSI DE MUTLU.
Okullar Eylül başı açılacak bu yıl ilk kez Türklere yasa gereği ayrılan 24 kişilik kontenjandan 24 ü de kazanıldı.
Barikatta bir de BABALAR gurubu var. 07.00 de ordayız, bir gün gel kahvemizi içer çocukları görür, velilerle sohbet edersin. Kimler mi var? En başta BARIKAT GAVE kurucusu ben, Tolga (Vakıflar Bankası Gn.Md. Yrd) Şener ( sevgili ulaştırma musteşarım) Izzet BKP (tertip) Halil (dr) Halil ( bankalar birliği sekreteri) Mustafa ( Snail).
Bekleriz ve tekrardan teşekkürler.
UMARIM YAZIN KÖR GÖZLERE MERTEK OLUR
Saygılarımla... Inanç Karagözlü
[Bu arada dün, kuzeydeki okullarımızdan mezun olarak, dünyanın saygın üniversitelerine çocuklarını gönderen velilier de aradı... Onlarla da gurur duyuyoruz ve başarılarını tanıtmak istiyoruz... Umarım eğitimdeki tartışma gündemimiz de hep bu olur]
Olumlu Israr
Çin Bambu ağacının yetişmesi, olumlu ısrar için güzel bir örnektir.
Çinliler bu ağacı şöyle yetiştirir.
Önce ağacın tohumu ekilir, sulanır ve gübrelenir.
Birinci yıl tohumda herhangi bir değişiklik olmaz.
Tohum yeniden sulanıp gübrelenir. Bambu ağacı ikinci yılda da toprağın dışına filiz vermez.
Üçüncü ve dördüncü yıllarda her yıl yapılan işlem tekrar edilerek bambu tohumu sulanır ve gübrelenir.
Fakat inatçı tohum bu yılda da filiz vermez.
Çinliler büyük bir sabırla beşinci yılda da bambuya su ve gübre vermeye devam ederler.
Ve nihayet beşinci yılın sonlarına doğru bambu yeşermeye başlar.
Ve altı hafta gibi kısa bir sürede yaklaşık 27 metre boyuna ulaşır.
Çin bambu ağacı 27 metre boyuna altı hafta da mı yoksa beş yılda mı ulaşmıştır?
Bu sorunun cevabi tabii ki beş yıldır. Büyük bir sabırla ve ısrarla tohum beş yıl süresince sulanıp gübrelenmeseydi ağacın büyümesinden hatta var olmasından söz edebilir miydik? ...
Bir başarının şartları her zaman çok basittir.
Bir süre için alışın, bir süre tahammül edin, her zaman inanın, ve hiçbir zaman geri dönmeyin !!!
[teşekkürler m.inan]
KUPON
ucuz bir efsane alın
gündelik yaşamınızdan
bir Imge biçin kendinize
pazarın ürettiği görünmez kumaşlardan
ya da değişik tarihli parçalardan
yüzünüzü ısmarlayın
yukarıdan aşağıya üç
soldan sağa beş
üç beş kişi
sığdırın kendinize
yedeğinizde bulunsun
malum, bu durumlar belli olmaz
her çekiliş için farklı
kuponlar
bu durak olmazsa önümüzdeki durak
ilerleyelim beyler
öldürdükçe içimizi önde boş yer var
Murathan Mungan
VE BiRAZ TEBESSüM
Kurşun
Bir gün hamile bir kadın mağazada alışveriş yaparken, bir çatışma çıkar ve vurulur. Hemen hastaneye kaldırırlar. Doktor ameliyat sonrası kadına: "Hanımefendi hayati tehlikeyi atlattınız. Ancak iki kurşunu çıkaramadık. Bunlardan biri doğacak olan kız çocuğunuza diğeri ise erkek çocuğunuza isabet etmiş. Şimdi çıkarırsak ölürler. Ancak üzülmeyin ileride bu kurşunları vücutlarından atarlar.”
Kadın doğum yapmış. Çocuklar sağlıklı.
Aradan yıllar geçmiş. Kız çocuğu bir gün bahçede oynarken "Anne anne çabuk gel" diye bağırmış. Annesi telaş içinde "Ne oldu kızım?" diye koşmuş.
- "Bak anne vücudumdan bir demir parçası çıktı.
Kadın sevinmiş: "Telaşlanma. Doktor amcan demişti. Bak kurşunu vücudundan attın.”
Bundan birkaç gün sonra bu kez erkek çocuk bağırmış:
"Anne anne çabuk gel!"
Kadın yine telaşla koşmuş: "Ne oldu oğlum?",
- "Anne, mastürbasyon yaparken kediyi vurdum!"