Hayal dediğimiz şey, gerçekten uzak olan şeyler bağlamında gelir lügatimizin huzuruna ..
Aslında hayal gerçekleşmesini düşündüğümüz şeylerin ön planı, uzak ihtimallerin ütopyasıdır...
Hayalperest ise; hayal üreten kişidir atolyesinde.. Gerçekleşmesi ister uzak olsun ister yakın, ister hızlı olsun ister yavaş, ister uzun sürsün ister kısa hepimiz birer hayalperestiz ürettiğimiz şeylerle...
Bazılarımız mutlu bir evlilik hayal eder; bazılarımız evliliğe bulaşmadan mutlu bir ilişki..
Kimimiz çoookk büyük paralar ister hayatın kendisinden . kimimiz büyük paraları iyilik adına harcayabilmeyi diler...
Bir çoğumuz çok güzel derecelerle üniversiteden mezun olmak ister. Bir çoğumuz ise derslerden kalmadan takıntısız geçmeyiğ sadece...
Daha büyüklerine gidicek olursak hayallerin,, insanlar hem mutlu hem umutlu hem zengin hem güzel/yakışıklı hem çekici hem yetenekli hem şanslı olmak ister...
Ama hepsini aynı anda ister veyahut hayal eder..
Bazıları bütün bunların içine doğmuştur ağızında gümüş kaşıkla o yüzden bu tür insanlar bulundukları bu hayal edilesi yerlerden sıkılarak uçmayı hayal eder...
Fakir olmak ister keşkelerle başlayarak daha içten ve samimi insanlar diler..
Külüstür arabalar hayal eder, elektriksiz ilkel evler...
Aman yarabbi ne doğal ortam bunlar diyebilmeyi hayal eder...
Biraz daha büyüklerini kurabilirizde bu hayallerin.. ve bunların gerçekleşmemesi bizi çok incitir çünkü biz bunlara öyle inanmış bağlanmış güvenmiş ve yanaşmışızdırki aklımız ve kalbimizce.. olmazsa hırçınlaşırız..
Mesela...
Sizi anlatabilmeli mi karşı pencerelerdejhn içeri giren güneş?
Anlatamadığını farkettiğinizde pencereler kapansız istediniz mi hiç, aydınlanmamak üzere???
Sizi tanıyabilmelimi katıksız gerçeklerin hepsi?
Hepsi orjinal bir şekilde biliyor mu sizi?
Tanıyamadıklarında gerçeklerin yalana dönüşmesini istediniz mi hiç, hep kandırmak üzere?
Sizi hatırlayabilmeli mi okuduğunuz dizeler?
Her dizesine işleyebilmeli mi sizi nakış nakış? Eğer hatırlayamıyorlarsa, kitaplar arasında kapatılsın ve paslansın istediniz mi hiç, açılmamak üzere?
Zaman her gidişinde bir şeyler bırakabilmeli mi size?
Bırakamadıklarını düşündüğünüzde zamanların kendi içinde bırakmalarını istediniz mi ilerleme vakitlerini? Bir daha hiç gitmemek üzere...
Masallarda anlatılan Kaf Dağ’ının arkasındaki canavarını birilerinin birgün sizin için öldürmesini hayal ettiniz mi?
Öldüremeyeceklerini anladığınızda masalları olmamış saydınız mı hiç, anlatılmamak üzere?
Birileri size gelip çok hayal kuruyorsun ya, sen ne zaman gerçekleri yaşamaya başlayacaksın, bırak bu alemlerde yüzmeyi diyordur değil mi??
Olmayacak duaya amin demek büyük bir günah olarak gözteriliyordur değil mi?
Size ‘acaba hakikaten ben delimiyim?’ düşüncesi aşılanıyodur hayal kurmayı beceremeyen atolyesiz insanların ruhsuz kalplerinde değil mi?
Bütün bu hislerin yarısını veya çok daha fazlasını yaşatan insanların kafasına o anlarda bir şey indirme dürtüsü geçtimi içinizden? Hayallerinizi yaşatmayı hayal ederek, üzerine çizik atmaya çalışanları ilelebet susturmak üzere???
Ama yinede çok belli etmeyin,, deli derler, yemezler....