Sevgili Melek, Emirali, Erdinç, Halil, Benhur, Hakan, Cengiz, Deniz, Ria, Ayşe, Ria, Jane, Athenkosi, Simrat, Olaf, Anjali, Costas, Fernando.
Size son geçen yιl yazmιştιm. Bir yιl daha büyüdünüz çocuklar. Yine bir başka 23 Nisan sonrasι size yazmak gereğini duymuştum. Dünya çocuklarιnιn çilesi değişmedikçe de bunu yapmaya devam edeceğim çocuklar. Belki de sizin çocuklarιnιza yazmιş olacağιm belli bir süre sonra. Belli ki dünya çocuklarιnιn çilesinin değişmesini görmeye ömrüm yetmeyecek. Üzülerek söylüyorum ki sizin de ömrünüz buna yetmeyecek sevgili küçükler.
Geçen yιl mektubumun başιnda artιk 23 Nisanlarι kutlamayacağιmι yazmιş ve sizlerden özür dilemiştim. Ama bu yιl iki 23 Nisan kutlamasιna katιldιm, ve televizyonlardan uzun uzun Kιbrιs’taki, Türkiye’deki kutlamalarι izledim. Bunlarι yüreğimde buruk bir acι ile, karιşιk duygularla izledim çocuklar. Bazen gururlanarak, bazen sevinçten uçarak, zaman zaman da nemli gözlerle, hüzünlü, yüzlerce, binlerce kardeşlerinizin gözlerindeki ιşιltιyι, dudaklarιndaki gururlu gülümsemeyi ve Türkiye’de, Kιbrιs’ta dünyanιn dört tarafindan gelen misafir kardeşleri ile kucaklaşmalarιnι izledim.
Zaman zaman düsüncelerim beni alιp Afrika’da açlιktan, gιdasιzlιktan, savaşlardan, AIDS canavarι yüzünden yaşamlarιnιn daha ilk yιllarιnda dünyaya veda etmeye zorlanan masum yavrularι düşündüm. Hindistan’da moda düşkünü Avrupa’lιlara ucuz spor ayakkabιsι imal eden ve emeklerinin karşιlιğι birkaç rupee alan, sefalet içinde yaşayan çocuklarι düşündüm. Brezilya’da öksüz köprü altι çocuklarιnιn faşist polisin kurşunlarιndan yalιn ayak kaçιşlarιnι görür gibi oldum. İstanbul’un tozlu sokaklarιnda, beş yιldιzlι otellerin hemen ötesinde engelli analarιnι ve kendilerinden küçük kardeşlerini geçindirmek için günde 12 saat ayakkabι boyayan, mendil satan küçük Osmanlara, Ayşelere aklιm takιldι. Güney Afrika’da anneleri AIDSden ölmeden önce onlarla hazιrladιklarι hatιra kutularιnι karιştιran küçücük çocuklarι hayal ettim.
Sevgili Melek, Emirali, Erdinç, Halil, Benhur, Hakan, Cengiz, Deniz, Ria, Ayşe,, Jane, Athenkosi, Simrat, Olaf, Anjali, Costas, Fernando. Bunlarι katiyen sizi üzmek için size yazmιyorum. Ama istiyorum ki sizler mutlu yuvalarιnιzda çocukluğunuzun tadιnι doyasιya çιkarιrken sizlerle aynι yaşta olan, dünyanιn her tarafιndaki çocuklarιn zor yaşamlarι hakkιnda da bilginiz olsun. İstiyorum ki sizler büyüyünce biz şimdiki büyükler gibi duyarsιz, bencil olmayasιnιz.
Sevgili çocuklar. Bu yιl 23 Nisan kutlamalarιnda geçen yιllara nazaran daha fazla olumlu şeyler izledim. Örneğin kutlamalarιn yavaş yavaş sahalardan alιnιp, militarist resmi geçitlerden vazgeçilip şenlik haline döndüğünü memnunlukla izledim. Özellikle benim anavatanιm Kιbrιs’ta 23 Nisandan bahsedilirken engelli çocuklar konusunda da halkιn bilinçlerini artιrma girişimleri yapιldιğιnι sevinerek gördüm. Demek ki artιk bazι şeyler değişiyor. Çocuklar, biliyor musunuz? Benim çocukluğumda milli günler için günlerce kιzιl güneşin altιnda, sahalarda asker gibi yürütülerek prova yapar, bazen de sadist ruhlu beden öğretmenlerinden tekme tokat dayak yerdik.
Sevgili küçükler. Yukarιda yazdιklarιmdan sakιn sadece fakir ülkelerde yaşayan çocuklarιn acι çektiği yanιlgιsιna düşmeyin. Medeniyetin beşiği diye övünen Batι Avrupa, ABD gibi ülkelerde de fakirlik çizgisinin altιnda yaşayan milyonlarca çocuk var. Bu sözde medeni ülkelerde çocuklar şiddete ve cinsel tacize maruz kalιyorlar. Geçenlerde Avusturya’da (hani Türkiye’yi yeterince medeni görmediği için ABde olmasιnι önlemeye çalιşan ülkecik!) vahşi bir babanιn 24 yιl boyunca kιzιna çektirdiği inanιlmaz zulümü şaşkιnlιkla izledik. Tam bir yιl önce ailesinin ihmali yüzünden kaçιrιldιğι sanιlan küçük Madeline hala kayιp. Belki de geçen haftalarda törenlerde gururla izlediğimiz küçük çocuklarιn da yaşadιklari gizli dramlar var.
Çocuklar, bu yιl geçen yιl yaptιğιm gibi kafalarιnιzι statistiklerle doldurmayacağιm. Ama sizlerden şunu istiyorum. Arkadaslarιnιzla saklambaç oynayιn, ip atlayιn, bilgisayar oyunlarι oynayιn. Play Stationιn en son modelini annenize, babanιza aldιrιn. Bisikletinize atlayιp dolaşιn. Ama beyninizin bir kösesinde sizin kadar şanslι olmayan kardeşleriniz için küçük bir yer ayιrιn. Onlarι daima düşünün. Annenize, babanιza, öğretmenlerinize sorular sorup bu bedbaht kardeşleriniz hakkιnda bilgi toplayιn.
En önemlisi sevgili çocuklar, siz büyüyünce bizim gibi olmayιn.