Teknik Komiteler ve Çalışma grupları arasında yapılan görüşmeler ara bölgede gerçekleştirilmişti.
BM’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen bu çalışmalar sırasında taraflara ikram edilen içme sularının markasız ve menşesinin belli olmamasına özen gösterildi.
Böylece BM, ‘Çalışma Grupları ve Teknik Komiteler’de herhangi bir tartışma yaşanmasına kendince zemin yaratmadı.
Taraflar çalışmalar sırasında yiyeceklerini ise sırayla görüşmeye getirmek suretiyle, bu konuyu da eşitlik temelinde kendi aralarında konuşmadan çözdüler.
Kuşkusuz çalışma gruplarından mülkiyet konusunun ele alındığı grup en şenlikli olanıydı.
Ve bu konuda taraflar arasında çok ciddi görüş ve yaklaşım farkılılığı olduğu ortaya çıktı.
Rum tarafı mülkiyet konusundaki bildik tutumunu çalışmalar sırasında bir kez daha ortaya koydu.
Israrla Kuzey’de 1974 öncesi mal bırakmış kişilerin bulunacak çözümde mallarına geri dönme hakkı olması gerektiğini savundu.
Annan Planı’nın kabul edilemez bir plan olduğuna vurgu yaptı.
İlginçtir bu konuyu ele alan komitede Rum Lider Hristofias Rum eski Dışişleri Bakanı Markulli’yi görevlendirdi.
Markulli, ‘Uluslararası hukuk’a atıf yaparak tüm göçmenlerin geri dönme hakkı olması gerektiği, tapuların esas olduğu vurgusunu sürekli bir şekilde yaparak ısrarla Türk tarafını konuyu müzakere etmeye zorladı.
Ancak istediğini yaptıramadı.
Türk tarafı Çalışma Gruplarının misyonunun müzakere etmek değil, pozisyon ortaya koymak olduğu yönünde liderler arasında varılan mutabakatı esas alarak konuya yaklaştı.
Ve kendi pozisyonunu ortaya koymanın ve Rum tarafının pozisyonunu not etmenin ötesine geçmedi.
Bu arada Türk tarafının Kuzey’de kalan 1974 öncesi Rumlara ait mallara dönüşle ilgili kriterler ortaya koyan pozisyonu da Rum tarafınca kabul görmedi.
Günün sonunda mülkiyet konusunda taraflar arasında çok ciddi ve derin görüş ayrılıkları olduğu not edildi.
Markulli’ye kalsa iki bölgelilik kavramından tutun da daha birçok temel parametre 1974 öncesi koşullara dönülerek ortadan kaldırılacak.
Aslında Kıbrıs’ta Rum tarafının nasıl bir çözüm arzu ettiğini ortaya koyması açısından, Rum Dışişleri eski Bakanı’nın mülkiyet konusundaki yaklaşımlarına bakmak yeterli.
Şimdi kimse çıkıp ‘Hayır bu görüşler Markulli’yi bağlar. Hristofias’ı değil’ diyemez.
Sonuçta yeni Rum Başkan Hristofias böylesi önemli bir konuyu Kıbrıslı Türk muhataplarıyla konuşmak üzere Markulli’yi uygun gördü. Ve Markulli de Rum Başkan Hristofias’ın bu konudaki vizyon ve pozisyonunu masaya taşıdı.
Neydi bu pozisyon?
Markulli çok net bir şekilde 1974 öncesi tapusu olan herkesin malına dönme hakkının kabulünü istedi.
Üzerinde inkişaf yapılan mallar dahil!..
Yaklaşımı ise “Kimden izin alındı da inkişaf yapıldı” şekilinde oldu.
1974 öncesi koşullara dönülecekse o zaman iki kesimlilik nasıl olacak?
Markulli’ye göre Kıbrıs Türk tarafı iki kesimliliği de yanlış yorumluyor.
Herkes malına dönecek; bunun sonucunda Türklerin yetki alanı içinde kalacak bölgedeki Rum nüfus fazla olacaksa da olacak.
Kıscası mülkiyet konusu Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın da dediği gibi en zor konu.
İki taraf arasındaki farklılık çok büyük ve derin.
Rumlar Kıbrıs Türk tarafınca ortaya konulan pozisyonu kabul etmiyor.
Kıbrıs Türk tarafı ise Rumlar tarafından ortaya konulanı.
Pozisyonların birbirine yaklaşması da kolay görünmüyor.
Aslında mülkiyet tartışmasında ortaya çıkan sonuç Kıbrıs’ta tarafların nasıl bir çözüm istediklerine dair vizyonlarını yansıtması açısından önemlidir.
Rum tarafının vizyonu 1974 öncesi koşullara en yakın durumu mümkün kılacak, buna olanak yaratacak bir çözüm. Yani, tapu sahiplerinin yerlerine geri gidecekleri, bu arada Rum Cumhuriyeti’ne dönüştrürdükleri Kıbrıs Cumhuriyeti şemsiyesi altına Kıbrıslı Türklerin birtakım haklarla(Azınlık) dönecekleri bir model.
Türk tarafı ise iki bölgeden ve iki kurucu eşit devletten söz ediyor. Yeni bir ortaklık kurulmasını istiyor.
İki tarafın vizyonları birbirinden çok farklı.
Bu da 3 Eylül’de başlayacak kapsamlı müzakerelerde liderlerin işinin zor olacağını gösteriyor.
İçme suyu konusunun bile siyasileştirilip tartışma konusu olma potansiyeli bulunan Kıbrıs konusunda çözüme ulaşmak kolay olmayacak.