Teknolojideki gelişmeler işgücüne olan gereksinimi azaltıyor.
Bir başka deyişle teknoloji içeri girdiği oranda emek dışarı çıkıyor.
Yani günlük hayattan emek eksiliyor.
Yani, yeni yeni insanlar işsiz kalıyor.
Strasbourg’ta bir markete girdim. Öncelikli amacım fiyatlara şöyle bir göz atmak.
Hemen söyleyim. Bizden pahalı değil.
Sebze reyonuna baktım... Tüm ürünler, bahçeden az önce gelmiş gibi taze. Domateslere gözüm takıldı. Bizde gözünüzü kapayıp, salt koklayarak ürünün ne olduğunu tahmin etmeye kalkın hiç tahmin yürütememe olasılığınız yüksek. Çünkü artık ne domateste ne de naziklik olsun diye salatalık dediğimiz hıyarda mis gibi dedirtecek koku yok.
Strasbourg’taki marketten domates alıp kokladım. Burnunuza çok yakın tutmanıza da gerek yok, kokusunu hemen alabiliyorsunuz.
Fransızın aklı yokmu zirai ilaçlarla daha kolay ürün elde edip piyasaya sürsün. Mutlaka var... Ancak hem yasalar hem insana saygı kültürü buna izin vermez.
***
Dünyanın neresine gidersem gideyim ülkemle kıyaslı gözlem yaparım. Yeni tekonolojiler de dikkatimi çeker..
Markette dikkatimi çekti, bildik kasiyerler yanında insansız kasiyer diyebileceğimiz yeni teknoloji ürünü cihazlar da devrede.
Yaklaşık iki haftadan beri Fransa’da IBM tarafından üretilen bir cihaz marketlerde kullanılmaya başlandı.
Alış veriş yapıldıktan sonra müşteriler cihazın önüne gelip tüm aldıklarını sağ taraftaki zemin üzerine bırakıyor. Cihaz oraya bırakılan ürünlerin toplam ağırlığını belirliyor.
Daha sonra müşteri tek tek ürünleri optik okuyucunun önünden barkotları okutarak geçiriyor. Cihaz, fiyatları kadar ağırlıklarını da sistemden bildiği için toplam ağırlığa ulaşıldığını belirlediği zaman toplam fiyatı ekrana getiriyor. Eğer toplam ağırlığa ulaşılmamışsa bazı ürünlerin alttan sepete konma riski var. O zaman da toplam fiyatı vermiyor.
Her şey tamamsa ödemeyi nakit ya da kredi kartıyla yine cihaza yapıp çıkıyorsunuz.
***
Sistem deneniyor. Bu nedenle de ana firmanın elemanları uygulamayı gözlüyorlar. Ben de onlarla birlikte gözledim. Çeşitli yaş gruplarından insanlar cihazı çok rahat bir şekilde kullanıyor.
Cihaz yeni tekonoloji ürünü. İlk anda insana sempatik de geliyor. Kasalarda birikme olduğu zaman siz kenardan kendi işleminizi yapabiliyorsunuz.
Ancak işin bir de teknoloji – emek savaşı yanı var.
Teknolojideki gelişmeler işgücüne olan gereksinimi azaltıyor.
Bir başka deyişle teknoloji içeri girdiği oranda emek dışarı çıkıyor.
Yani günlük hayattan emek eksiliyor.
Yani, yeni yeni insanlar işsiz kalıyor.
Firma adına olayı gözleyen görevli artıları ve eksilerini benle paylaştı:
“Cihaz işverenler açısından çok güzel. Ama işsizliği besleme yanında sosyal iletişimi de olumsuz etkiliyor. Modern dünya sosyal iletişimi geriletip insanları adeta tek başına yaşar hale getiriyor. Halbuki günlük yaşamda doğal iletişim ortamları var. Bunlardan biri de marketlerdir. Kasiyerlerle iletişim de bir sosyal buluşmadır. Bu cihazlar ekonomik kazanımına karşılık sosyal kayıplara neden olma riski taşıyor.”
... Ve son olarak bir ekleme yapıyor: “Bu sistem sosyal ilişkinin çok önemli olmadığı Amerika’ya uygun olabilir ama Fransa için uygunluğu tartışılır.”
Adamı hem dinledim hem de açık sözlü yaklaşımına hayran kaldım. Bu yaklaşımımı ona da söyleyince gülerek soz sözlerini söyledi: “Unutmayın ben de emeği ile para kazanan biriyim.”
***
Fransa, insanlık tarihinin modern değişimlerinde hep önlerde olmuş bir ülke. Fransa’ya her gidişimde değişen dünya koşullarının Fransa’nın bu karakterini ne denli etkilediğini merak edip, gözlem ve sohbetlerimle yanıt bulmaya çalışırım. Kesin olan Fransızların geleneksel özgürlük ve insan merkezli yaklaşımlarının devam ettiğidir. Gözlemlerim beni bu sonuca taşıyor.
Ancak AB üyesi Fransa’nın Avrupa’nın ortak, birlikte yeniden yapılanması içinde genelden etkilenmesi ya da yeni yapılanmaya ayak uydururken geleneksel yaklaşımlarından bir miktar geri adım atması da kaçınılmaz.
Günün sözü:
Emeğin ürünü, emeğin gücünü tehdit etmemeli