Devlet; sağladığı yerel gelirlerin yüzde altısını, nüfuslarına göre belediyelere üleştirir...
Devlet katkıları ve avansları ile yaşamlarını ancak sürdürebilen belediyeler, her ayın son günü bu parayı alırlar ve ödemelerini yaparlar...
Beyarmudu Belediye Başkanı İlker Edip, aybaşını bir hafta geçmesine karşın, bakmış ki, ilgili banka hesabına para yatırılmamış...
Hemen telefona sarılmış, maliyeyi aramış...
İlgili memur şu yanıtı vermiş Beyarmudu Belediye Başkanı’na:
-İçişlerinden gelen listede sizin karşınızda “Katkı sıfır” yazıyor...
Oysa, yetmiş sekiz milyarlık bir çek bekliyormuş belediye...
Başkan yollara düşmüş, maliye senin, içişleri benim; muhasebe senin, bütçe kontrolorlüğü benim, dolaşıp durmuş...
Sonunda ilgili memurlar, anlamlı biçimde hafif gülümsemelerle “Gerçeği” çıtlatmışlar...
-Müsteşar Hasan Fındık’ın emri ile katkı payını durdurduk, demişler...
Tam bir “Vay anasını” durumu yani...
Tabii Müsteşar Bey’in böyle bir yetkisi yok... Ancak “keyfi” öyle istemiş... Belediyenin “çek”ini durdurmak için Maliye’yi aramış, Maliye’deki ilgili müdür üstlerini aramış, üstleri Bakan Uzun’un onayını almış ve hep beraber bir “Gasp” operasyonunu gerçekleştirmişler...
İşte böyle bir “takım” var işbaşında...
Birilerinin “keyfi” öyle istediği için; bakanından müdürüne herkes bir anda “suç”a ortak oluyor ve aralarından hiç kimse bu “Hukuksuzluğun” sorgulamasını yapmıyor...
Böyle bir durumda ne yapacak Belediye Başkanı?
-Valla, demişler İçişleri Bakanı ile bir görüş...
Geçen Cuma günü Belediye Başkanı’nın telefonlarına çıkmamış Özkan Murat...
Bunun üzerine Belediye Başkanı’nın avukatı Müsteşarı aramış... “Siz bu davranışınızla Belediye Başkanını ve Beyarmudu halkını cezalandırıyorsunuz” demiş...
Müsteşar yanıtlamış:
-Evet, cezalandırdık, demiş...
Arkasından konu basın toplantısı ile kamuoyuna duyurulunca İçişleri Bakanı Özkan Murat “Pazartesi Belediye Başkanı ile görüşeceğim, haberim yok” demiş...
Beyarmudu Belediye Başkanı bunun üzerine dün yeniden bakanlığın yolunu tutmuş...
Bakanla görüşmüş...
Mesele neymiş biliyor musunuz?
Beyarmudu Belediyesi, İngiliz üsler bölgesi içinde bulunan arazide arsa dağıtımı yapmak istiyormuş. Bu konuda üs makamları ile de anlaşmış... Ancak İskan Müsteşarı “Kırsal kesim arsalarını ben dağıtırım, sen dağıtamazsın” demiş... Hatta CTP’li köy örgütü; Başkan’ı Dikelya üs yetkililerine bile şikayet etmiş. Müsteşar da bu “arsa kavgası” nedeniyle Başkan’ı cezalandırmak istemiş... Devlet katkısı çekini “Durdurun” diye emir vermiş...
Oysa; 51/1995 sayılı Belediyeler Yasası’nın 31. maddesi apaçık biçimde “Belediyelerin devlet gelirlerinden ayrılan paylarına haciz konamaz.” demektedir...
Yani; yasa yapıyorsunuz, bu “para” olmadan işlerin dönmeyeceğini bildiğiniz için “Haciz edilemez” diye maddeler de koyuyorsunuz, bu devlet katkısını yasal korumaya almaya çalışıyorsunuz, ancak bir Müsteşar “Vermeyin parasını” diyerek sizin bu yasanıza meydan okuyabiliyor...
Yani, bir gün kendisinin de, partisinin de ihtiyaç duyacağı “hukuk”a meydan okuyorsunuz, partizanlık uğruna hak gaspına gidiyorsunuz ve Sayıştay, ne Başsavcılık ne de Ombudsman ağzını açıp bir şey demiyor...
Bize, hepimize bir “Aşiret” muamelesi yapanların yıllarca uyguladıkları yasa tanımaz tutumlarından ne farkı şimdi bunun?
Beyarmudu Belediye Başkanı’na dün İçişleri Bakanı açıkça söyle demiş:
-Getir listeyi, al çeki...
“Kırsal kesim arsası” işinde Hükümet ile belediyenin elbette işbirliği yapması, ne bir tarafın, ne de ötekinin bu işten bir politik “rant” sağlamayı aklına koymaması gerekiyor.
Ancak ne yazıktır ki, CTP’li yöneticiler bu konuda “saldırganlık” sergiliyor... UBP’li Belediye Başkanı’na düşmanca yaklaşıyor, parasını yasadışı olarak kesiyor ve Başkan’ı “dize getirmeye” çalışıyor...
Tam bir alaturkalık, tam bir doğulu kindarlığı...
Partizanca, ayırımcı, ben yaptım oldu mantığı...
Gidişat iyi değildir baylar...
Doğrudan suç işliyorsunuz... Bu kin, bu intikam, bu hukuksuzluk, bu benden olmayanı cezalandırma mantığı size hiçbir şey kazandırmaz...