"Taksim planının babası İngilizlerdir"
Simerini gazetesi kendisine özel erişimle elde ettiğini savunduğu bazı İngiliz belgelerini yayınlamaya başladı.
İlk bölümünü "Matematiksel Taksim... Lefkoşa'nın Nasıl Bir Tarafa Geçebileceğini Düşünüyorlardı... İngilizler 1957'de Taksim Formülü Bulunması ve Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar Arasındaki Oranın ¼, 67 Görünmesi İçin İncelemeler Yaptılar" başlık ve spotlarıyla aktaran gazete, Ekim 1956 tarihi itibarıyla Kıbrıslı Türk ve Rumların nüfus kayıtlarıyla taşınmaz malların değerine ilişkin iki de tablo yayınladı.
Nüfus sayımı sonuçlarını gösteren birinci tablo şöyle yansıtıldı:
"Rumların ve Türklerin Ekim 1956'daki Kaydı:
Lefkoşa: Rumlar 132 bin 327, Türkler 31 bin 925, diğerleri 9 bin 137
Girne: Rumlar 23 bin 533, Türkler 3 bin 780, diğerleri 2 bin 188
Mağusa: Rumlar 86 bin 432, Türkler 16 bin 537, diğerleri bin 916
Larnaka: Rumlar 41 bin 069, Türkler 11 bin 520, diğerleri bin 946
Limasol: Rumlar 60 bin 595, Türkler 11 bin 420, diğerleri 2 bin 584
Baf: Rumlar 43 bin 303, Türkler 13 bin 468, diğerleri 129
Trodos: Rumlar 27 bin 552, Türkler 117, diğerleri 55
Mülkiyet:
Tavan: yüzde 28
Rumlar: yüzde 58
Türkler: yüzde 12
Diğerleri: yüzde 2
Not: burada Türklerin toplamında 60 kişilik bir fazlalık saptıyoruz. İncelemenin toplamın 88 bin 827 ancak ilave ile 88 bin 767'ye çıkıyor."
Taşınmaz Malların Değeri (sterlin cinsinden) başlığını taşıyan tablodaki veriler ise şöyle sıralanıyor:
"Kaza Rumlar Türkler
Lefkoşa 59 milyon 901 bin 16 milyon 162 bin
Girne 8 milyon 569 bin 1 milyon 612 bin
Mağusa 31 milyon 97 bin 5 milyon 95 bin
Larnaka 16 milyon 366 bin 3 milyon 994 bin
Limasol 39 milyon 758 bin 3 milyon 724 bin
Baf 17 milyon 584 bin 5 milyon 662 bin
Not: hesaplama 1956 yılı taşınmaz mal değeri temelinde yapıldı"
Gazete elindeki belgeyle ilgili özetle şu detaylara yer verdi:
"Taksim planlarının (Türklerin işbirliğinde) ilham kaynağı İngilizlerdir, Amerikalılar hiçbir şekilde karışmamıştır. İngiltere'nin taksim planlarını ileri gidebilmesi için Lozan Anlaşması'nda bu rol kendisinden alınmış olmasına karşın-Türkiye'nin Kıbrıs sorununda yeniden ilgili taraf olması gerekiyordu. Bu rol, Ağustos 1955'te Londra'da gerçekleştirilen üç günlük toplantıda kendisine geri verildi. Ancak daha öncesinde 21 Haziran 1955'de İngiltere Dışişleri Bakanlığı Türk hükümetine, İngiliz planının Türk çıkarlarını güvence altına alacağını ve Türk hükümetini Yunan hükümetiyle eşit çizgiye getireceğini iletmişti.
Ardından İngiltere ile Türkiye arasında istişareler başladı. Haziran 1956'da Londra Kıbrıs'taki sömürge hükümetinden Kıbrıs'ın taksim planını hazırlamasını istedi. Haritalar da içeren ilk planlardaki hesaplama ve oranlar muhtemelen Ekim 1956'da Londra'da hazırlanıp gönderilmişti. 13 Ekim 1956'da New York Times gazetesi şunları yazdı:
'Kıbrıs'ın biri Rum biri de Türk olmak üzere iki bölgeye bölünmesi planı İngiliz hükümetinde yavaş yavaş destek kazanmaya başladı. Bu planla İngiltere askerî üs hakkını koruyacak. Nüfus mübadelesi, sayıları 400 bin olan Rumlara kıyasla sayıları 100 bin olan etnik Türklerin yarısı Türk Kıbrıs'ta toplanması...'
30 Kasım 1956'da Londra'da İngiltere Dışişleri Bakanı ve aralarında Sir Aivon Kirkpatrick'in de bulunduğu Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ve Türk Başbakan Adnan Menderes ile kurmaylığı bir toplantı gerçekleştiriyor. Türkler taksim istiyor.
Bu anlaşmanın zirvesi 16 Aralık 1956'da, İngiliz Sömürge Bakanı Lennox Boit ve kurmaylığı İstabul'da Türk Başbakan A. Menderes ile görüştüklerinde taksimle ilgili gizli bir anlaşmaya varmalarıydı. Menderes Lennox Boit'in 19 Aralık 1956'da Avam Kamarası'nda tam olarak ne yapması ve söylemesi gerektiğini ortaya koydu. 19 Aralık 1956'da Boit Avam Kamarası'nda Ratcliff Önerileri'ni anlatırken, üç gün önce İstanbul'da anlaştıkları gibi, Kıbrıs sorununun nihai çözüm olarak taksim vaadinde bulundu...
1957'de yapılan incelemede planlayıcıları toplam nüfusu, 12 yaş üstü vatandaşları dikkate aldılar ve Rumların 414 bin 811, Türklerin 88 bin 827, diğerlerinin de 17 bin 955 olduğu (toplam 521 bin 593) sonucuna vardılar. 'Türkler ve Rumlar arasındaki 1:4,67 olan oran, polisteki Türk sayısı Rumlardan ve tutuklulardan fazla olduğundan belki biraz artabilir. Ancak 1946'daki oran 1:4,48 idi.
Diğerleri'ne ait taşınmaz malların toplam değeri 7 milyon 228 bin Sterlindir. İngilizlerin elindeki diğer taşınmaz malların toplam değeri 216 milyon 752 bin Sterlin. Bu rakamlara Kilise'nin çeşitli Helen Ortodoks Kurumları'na ait yaklaşık 8 milyon 484 bin sterlin değerindeki ve Evkaf otoritesi altındaki 724 bin Sterlin değerindeki taşınmazlar da dâhildir.
İki bölge arasındaki sınır olabildiğince dar olmalı. Akıllarındaki olağan bölücü hat dağlık ve ormanlık bölgelerde bulunduğundan hattın çeşitli nedenlerle, sınırlarının daha iyi korunabileceği düzlüklere çizilmesi gerekiyordu. Türk bölgesine, Türklerin nüfus oranından daha çok toprak verilmeliydi. X'ten X'e planı Mağusa'yı, Lefkoşa, Larnaka ve Girne'nin küçük bir parçasıyla Türklere veriyordu. Y'den Y'ye planı da Lefkoşa ve Larnaka bölgelerinin küçük bir parçasıyla birlikte Mağusa ve Girne'yi Türklere veriyordu.
İncelemede şunlar da belirtiliyor:
"Ada'nın diğer bölgelerindeki Türklerin Rumlara oranı daha fazla olmasından bağımsız olarak Türklerin, Türk bölgesinin Ada'nın kuzey kesiminde olmasını tercih edecekleri açıktır. Kuzey kıyılarının Rum eline geçmesini kabul etmeyebilirler ve Mağusa'yla ilgili çok yoğun duygularını anlıyoruz... Lefkoşa kenti özellikle zordur. Yüzyıllarca başkentti ve İngiliz işgali öncesinde Türk hükümetinin başlıca merkeziydi. Dahası 16,5 bin Türk eski kentin kuzey yarısında ve kuzeybatı banliyölerinde yaşıyor. Öte yandan Rumlar açısından duygusal çekiciliği ve ticari değeri de önemlidir. Böylece, hiçbir taraf kentten (Lefkoşa) uzaklaşmayı kolay kolay istemeyecektir.'"
TAK
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.