İÇ HABERLER
okuma süresi: 6 dak.

Ön yargılar bir yana bırakılmalı

Ön yargılar bir yana bırakılmalı

<P>KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum kesimi lideri Dimitris Hristofyas, Kıbrıs sorununda kapsamlı çözüm müzakerelerine gidebilecek olan yeni süreç çerçevesinde bir kez daha bir araya geldi. </P>

Yayın Tarihi: 25/07/08 13:20
okuma süresi: 6 dak.
Ön yargılar bir yana bırakılmalı
A- A A+

Sürece ilişkin A.A muhabirine değerlendirmede bulunan Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM) Başkan Yardımcısı ve Ankara Üniversitesi Avrupa Toplulukları Araştırma ve Uygulama Merkezi (ATAUM) Müdürü Doç. Dr. Çağrı Erhan, Kıbrıs sürecini "hassas" olarak nitelendirdi.

Hristofyas'ın seçilmesi ve Talat ile olan tanışıklığı nedeniyle ümitlerin yeşerdiğini, ancak ümit edilenle gerçeğin birbirinden ayırt edilmesi gerektiğini söyleyen Erhan, demokratik süreçlerle gelip koltuğa oturanların halka karşı hissettikleri sorumluluğa, Rum kesiminin değişik dış politika mekanizmasına ve kemikleşmiş ön yargılarına işaret ederek, şunları kaydetti:

"Şimdi tüm bu ön yargıları bir kenara bırakacaksınız. Türk askerine işgalci demeyeceksiniz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine korsan devlet demeyeceksiniz. Yeni bir süreci başlatacaksınız ve bunları yaparken de içeriden gelecek tepkileri göğüsleyeceksiniz. Hristofyas'ın seçiminden sonraki 4-5 aylık dönemde bu real durumun aşılabileceğine ilişkin ben somut mesaj görmedim."

Bazı Kıbrıs uzmanlarının Hristofyas'ın giderek yumuşak çizgisinden ayrılabileceği ve eski Rum lideri Tasos Papadopulos'a benzeyeceği yönündeki değerlendirmeleri hatırlatan Erhan, bu çerçevede görüşmelerin şimdiden Annan planı vari bir süreci başlatıp başlatmayacağının, başlatsa da başarıyla sonuçlanıp sonuçlanmayacağının belirsiz olduğunu ifade etti.

Erhan, "Bu sürecin sadece iki ülkede meydana gelen gelişmeler çerçevesinde yürümeyeceğini, Türkiye'deki siyasi konjonktürün de bu süreci olağanüstü etkileyeceğini" belirtti.

ASAM Başkan Yardımcısı Erhan, AK Parti'ye yönelik kapatma davasının sürece olası etkilerine de değindi ve "Eğer KKTC Cumhurbaşkanı Talat AK Parti hükümetinden olduğu kadar güçlü bir destek almadığı bir hükümetle Türkiye'de muhatap olmaya başlarsa süreçte eli zayıflar. Diyelim ki Ak Parti kapatıldı. Ya zayıf bir hükümet kuruldu ya da başka bir hükümet. Talat arakasına baktığında kimi görecek. Yeni gelenler aynı desteği ve söylemleri devam ettirecek mi? Bu onun Rumlar karşısındaki durumunu güçleştirmeyecek mi? Bunu mutlaka göz önünde bulundurmamız lazım" diye konuştu.

"Belki, görüşmeler başlayacaksa bunun kapatma davası sonuçlandıktan sonraya atılması, hatta bugünkü görüşmenin bile ondan sonra yapılması daha doğru olurdu" diyen Erhan, sonuca göre bir sürecin izlenmesinin öneminin altını çizdi.

45 yıldır çözülmeyen bir sorunun yıl sonuna kadar çözümlenebileceğini söylemenin "iyimser bir tahmin" olacağını belirten Erhan, sürece sıfırdan başlanmayacak olsa bile mülkiyet gibi bazı esas sorunların hala masada olduğunu kaydetti.

Erhan, "Süreç yıl sonuna kadar sonuçlanabilir ifadesi ancak ve ancak Rum kesimi, KKTC ve Türkiye'de mevcut yapı korunduğu sürece bir ölçüde gerçekleşebilir. Türkiye'nin desteği ve politikası, Talat ve Hristofyas'ın iyimser havası devam ederse o zaman dörtte üçü Annan planıyla çözülmüş olan bu sorunun yıl sonuna kadar süratle çözümü mümkün olabilir. Ama bu şartların muhafaza edilebilme ihtimali yüzde elli" diye konuştu.

Kıbrıs'ta başlayacak bir sürece AB'nin karıştırılmaması gerektiğini de söyleyen Erhan, "Bu, Kıbrıslı Türkler ve Rumlar arasında, BM himayesinde yürütülecek bir süreç olmalı. AB bulaşırsa bu iş olmaz. Bence bu işin çözümsüzlüğünü isteyen ögelerden biri AB" ifadesini kullandı.

Türkiye ve KKTC hükümetlerinin "AB, gölge etme başka ihsan istemem" şeklinde ortak bir açıklama yapmaları önerisi getiren Erhan, AB'nin Kıbrıs sürecinde yapıcı gibi gözüküp, işin daha çetrefilli hale gelmesine neden olduğunu sözlerine ekledi.


Eski Dışişleri Bakanlarından Şükrü Sina Gürel de süreç için yaptığı değerlendirmede, "Kıbrıs'la ilgili gelişmelerden büyük endişe duyuyorum" dedi.

"KKTC Cumhurbaşkanı Talat ve Rum kesimi lideri Hristofyas'ın birlikte açıkladıkları esasların, Türkiye'nin hak ve çıkarlarını 1960'ın gerisine taşıyacağını" ifade eden Gürel, "bunun Türkiye ve Kıbrıs Türk halkı için onarılmaz bir kayıp oluşturacağını" kaydetti.

Gürel, şöyle konuştu:

"Bu esaslar üzerinde yapılacak görüşmelerde ne Kıbrıs Türk halkının ne de Türkiye'nin hak ve çıkarlarının korunması mümkün olacaktır. Hükümetin de söyleminde TBMM ve Milli Güvenlik Kurulu'nda kararlaştırılanlara uygun göründüğünü ama yakın geçmişte de örnekleri olduğu gibi, bu söylemden sapmalar gösterebileceğini görmemek mümkün değil."

Tek devlet, tek egemenlik, tek vatandaşlık temelinde kurulacak yeni bir devletin, Kıbrıs Türkünü azınlık haline getireceğini, Türkiye'nin de Kıbrıs'la ilgili hak ve çıkarlarını 1960 antlaşmalarının da gerisine götürerek, ortadan kaldıracağını belirten Gürel, şunları belirtti:

"Bu bakımdan Eylülde başlayacak olan görüşmeler büyük ölçüde Türkiye'deki siyasi istikrarsızlıktan da yararlanılarak, KKTC'yi Kıbrıs Rum devletine ve AB'ye yamayıvermek sonucunu verecektir."

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.