KIBRIS POSTASI http://www.kibrispostasi.com/index.php/cat/35/news/217374

8 Nisan 2017, Cumartesi
09:12
Atik: "Çağımızın yeni adı terör çağı ve hiç kimse artık güvende değil" (I)
Eğitimci ve yazar Ferhat Atik, uzun süredir çalışmalarını sürdürdüğü “terörün psikolojisi” ve “terörün iletişim kaynaklarını kullanma metotları” konularındaki kitabıyla ilgili Kıbrıs Postası'na konuştu.

Kıbrıs Postası – Rüstem Tüccar

Eğitimci ve yazar Ferhat Atik, uzun süredir çalışmalarını sürdürdüğü “terörün psikolojisi” ve “terörün iletişim kaynaklarını kullanma metotları” konularındaki kitabıyla ilgili Kıbrıs Postası'na konuştu.

Terörün global bir sorun olduğunu ifade eden Atik, terörle mücadelede yeni fikirlere ihtiyaç olduğuna değinerek yıllardır güdülen politikayla maalesef bir yere varılamadığını, terörün sadece şiddetle karşılık verilerek çözülmeyeceğinin ortada olduğunu, artık işin politik ve psikolojik taraflarının da ele alınması gerektiğini ifade etti.

Bir süredir “terörün psikolojisi”, “terörün medya üzerinden iletisi”, “terörün iletişim kaynaklarını kullanma metotları” gibi konuları içeren çalışmalar yapan ve bu alanda konferanslar veren eğitimci-yazar Ferhat Atik’le “terör çağı” olarak adlandırdığı yeni dünya düzenini ve yaz sonu yayınlanacak detaylı araştırmalarının yer aldığı kitabıyla ilgili konuştuk.

Günümüz dünyasında terörün iletişimi çok güçlü kullandığına dikkat çeken Atik, yeni kitabında terörle ilgili bilgilerin güncellendiğini, bunun da mevcut düzende gerekli olduğunu belirtti.

Terörle mücadelede yeni fikirlere ihtiyaç olduğuna değinen Atik, yıllardır güdülen politikayla maalesef bir yere varılamadığını, terörün sadece şiddetle karşılık verilerek çözülmeyeceğinin ortada olduğunu, artık işin politik ve psikolojik taraflarının da ele alınması gerektiğini ifade etti.

“O örgütler ne istiyor, ne verilebilir, ne asla verilemez, yetiştirdikleri çocukların psikolojileri nedir, nasıl etkiliyorlar... Bunlar ortaya çıkartılmalı ve buna karşı herkes bilinçlendirilmeli” diyen Atik, kitap çalışmasının temelinde dünyanın 2000’li yıllarda girdiği bir çağı anlattığını söyledi ve bu çağı, literatürde de yavaş yavaş yer alan “terörden sonra hayat çağı” olarak tanımladı.

“DÜNYADA HİÇ KİMSE ARTIK GÜVENDE DEĞİL”

“Dünyada çok az şey tüm dünyayı ilgilendiriyor... Mesela buzulların erimesi, ozon tabakasının delinmesi, küresel ısınma gibi... Tüm bunlar kısa ya da uzun vadeli ölçeklerde tüm insanlığı etkileyen olaylardır. Ancak terör şu anda çok daha güçlü bir şekilde dünyayı etkiliyor. Çünkü nerede, ne zaman ne şekilde olacağı bilinmiyor. Dünyada hiç kimse artık güvende değil. Tüm bunlar yaşanmışken şunu düşündüm: Peki bu işin sonu var mı, varsa nedir, yoksa nasıl bir dönüşüm yaşayacaktır?” diye konuşan Atik, teknolojiyle birlikte her şeyin çok hızlı geliştiğini, sürekli bir dönüşüm ve değişim içinde olduğunu söyledi. Terörün de bu değişim içerisinde yer aldığını aktaran Atik, çalışmasını “Bu dürtüden hareketle nasıl bir felsefe gelişebilir, gelişecek felsefenin insanlığa nasıl bir katkısı olabilir konuları üzerine yapılan ve birçok dilde yayınlanacak olan bir çalışma” şeklinde niteledi. Atik, kitabın birçok farklı dilde yayınlanacağı ve uluslararası isimlerin de katkı koymasıyla yaz sonu bitmiş olacağını sözlerine ekledi.

Terörün düzenli ülkelere küçük grupların saldırısı olarak algılandığını, bir ülke düzeyinde olmadıklarını, büyük ve güçlü olan ülkelere kendilerini geliştirerek eylemler düzenlediklerini ifade eden Atik, “Tehlikeli yanı da bu... Bu gruplar bir devlet olsa, biz buna savaş deriz. Ancak terörist gruplar, bir ülke düzeyinde değiller. Bir ülkenin politik ve sosyolojik ilerlemesine bakarak kendilerini güncelliyorlar” diye konuştu.

“YENİ TERÖRÜN SALDIRI YÖNTEMİ SADECE DEVLET DEĞİL; SİVİL HALK OLMAYA BAŞLADI”

1979 yılına kadar terör eylemlerinde klasik bir çağ yaşandığını ve o güne kadar terörist eylemlerin devlete, askere, polise yönelik olduğuna dikkat çeken Atik, “70'lerden sonra bu tür eylemler azalmaya başladı ve 1979 yılında İran’ın Irak’a karşı uyguladığı bir durum, terör ve teröristle ilgili tüm algıları değiştirdi. Çünkü tarihte ilk kez İran, Irak’a karşı canlı bomba kullandı. Terörün iletişim sürecindeki dönüm noktası budur. Bu hem canlı bomba tarihinde bir ilk hem de terörün yeni bir boyut kazandığının resmidir. Yeni terörün saldırı yöntemi o tarihten itibaren sadece devletin yönetim mekanizmaları değil, sivil halk olmaya başladı. Son 10 yıldır da bu yoğunlaşarak bütün dünyada devam ediyor” dedi.

“TERÖRIZM, BİLİNÇALTIMIZA SADECE GÜVENSİZLİĞİ DEĞİL; KORKUYU DA YERLEŞTİRMİŞ DURUMDA”

Atik “Şimdilerde özellikle Fransa’nın Paris’inde, Türkiye’nin İstanbul’unda, İngiltere’nin Londra’sında, egzoz bile patlasa aklımıza ilk olarak egzozun patlaması değil; 'terörist bir eylem mi?' sorusu geliyor.  Terörle bir defa yüzleşen bir toplumda, doğrudan bu düşünce hakim olmaya başlıyor. Örneğin henüz KKTC’de bir terörist eylem olmamasına rağmen, bir patlama sesi duyulduğunda aklımıza ilk gelen şey terör oluyor çünkü artık terörizm, bilinçaltımıza sadece güvensizliği değil, korkuyu da yerleştirmiş durumda” ifadelerini kullandı.

Atik, sözlerine şöyle devam etti:

“Bu andan itibaren 'canlı bomba neden doğar?' sorusu aklımıza geliyor. Terör örgütleri, silaha ihtiyaç duyan örgütlerdir. Silah edinme pahalı bir süreçtir. Silah pahalı bir üründür ancak canlı bomba, maliyeti çok düşük bir eylem şeklidir. Bir adama, herhangi bir yerden uygun alet edevatı alıp bomba yapmayı öğretiyorsunuz ve daha sonra psikolojik bir sürecin ardından onu farklı şeylere inandırıp hazırlayarak patlamasını sağlıyorsunuz. Terör örgütleri de canlı bombanın hem maliyeti düşük hem de büyük etki yaratan bir özelliği olduğu için sivillere karşı bu yöntemi kullanmayı benimsediler”.

(Yarın: Terör örgütleri, çocuklara 'B' harfini hangi silahla öğretiyor? Teröristlerin eylemlerini duyurmak kimin işine yarıyor? KKTC'den IŞİD'e katılmaya giderken yakalanan vatandaş hangi zihniyetin ürünü?)



2001 © 2017 KIBRIS POSTASI