Sayın Erk,çek konusu değil tüm bankacılık ele alınmalıdır

loading
22 Eylül, Salı
£

9.77

8.98

$

7.66

A- A A+

Sayın Erk,çek konusu değil tüm bankacılık ele alınmalıdır

Sayın Erk,çek konusu değil tüm bankacılık ele alınmalıdır

Sayın Kutlay Erk'in geçen gün YENİDÜZEN gazetesinde yayınladığı ''Karşılıksız çekler konusunda garip uygulama'' başlıklı yazısı, belki bazı kişilerin dikkatini çekmedi ama Bankacılıkla ilgili bir kişi olarak benim için ilginç oldu. Sayın Erk'in önemli etkisi olan CTP halen iktidardadır. Bugüne kadar her kesimle toplantılar yapıldı. Sendikalarla tartışmalar yapıldı. Meslek kuruluşlarının sorunları masaya yatırıldı. Ancak ne acıdır ki ülke kalkınmasında ana rolü oynamakta olan ve de değer verildiği ve sorunlarına çözüm bulunduğu takdirde, daha etkin rol oynayacak olan ''Yerel kökenli Bankaların'' sorunları konuşulmadı, tartışılmadı. Bu Bankalar hep dışlandılar.

Sayın Erk, eğer ''Bankacılık Sektörü'' ile yakından ilgilenmiş olunsaydı, tek yanlı kararlarla ''Çek konusu'' dahil bir çok sorun ortaya çıkmazdı. Oysa Bankalar, halen kriz döneminin astığı astık, kestiği kestik ''Bankalar Yasası'' ile boğuşmaktadırlar. Avrupa Hukukuna uyum diye yola çıkıldığı dönemde, anti demokratik yetki ve uygulamalara yetki veren ve birçok maddesi Anayasaya aykırı olan ''Bankalar Yasasını'' oturup konuşup değiştirmeye kimse yanaşmamaktadır. Hatta iki yıl önce hazırlanan ve mevcut Yasadan daha anti demokratik ve de finans sektörünün boğazına ilmik geçirecek olan bir ''Bankalar Yasa Tasarısı'' dosyalarda bekletilmektedir. Bu tasarı varolandan da öte Anayasaya aykırıdır.

Sayın Erk, siz iktidarı elinde tutan CTP içinde etkilisiniz. Maliye Bakanını da olaya dahil ederek tüm Yerel Bankaların temsilcilerini toplayınız ve nerede olunduğuna parmak basınız. Siz para arıyorsunuz; siz ekonomiye ivme kazandırmak istiyorsunuz. Ama Bankaların boğazı sıkılarak, dünya ile bağı koparılarak, dayatma kuralların altında inlerken, sermaye artışı yapmasının önünde dağlar kadar engel varken, KKTC'de kim iktidar olursa olsun, kalkınma sadece hâyâl olarak kalacaktır. Çünkü her ülkede kalkınmanın aracı ''Bankalardır''.

Sayın Kutlay Erk'in yazısından pasajlar alarak o sorunu da aktarmak ve okuyucumu bilgilendirmek isterim. İşte konunun özeti. Sayın Erk diyor ki:

''Ülkede ekonomik sorun ve sıkıntılar patladı, karşılıksız çeklerin sayısı da patladı … Çek yasası karşılıksız çek konularında çözüm getirmedi. Çeki alan, risklerini de üzerine alıyor ama, çekin karşılıksız çıkması halinde, yasal yolların sıkıntısız olacağını varsayıyor, doğal olarak… Meğer durum pek öyle değilmiş…Bir şirket, aldığı çekin karşılığı çıkmaması durumunda, hem dava açabilir, hem de polise şikayet yapabilir. Dava açmak için sorun yok, şirketin yetkilileri konuyu şirket avuktına aktarır, avukat da davayı mahkemeye dosyalar.

Esas ilginç uygulama polise şikayete gidince ortaya çıkıyor. Aynı şirket yetkilileri ve / veya avukatı, polise şikayet başvurusu yapamıyor, ehil değilller; ellerindeki yetki belgesi nasıl olursa olsun, mümkünü yok onlar bu şikayeti polise yapmak için ehil değiller… Hele ki avukat, hiç olmazmış?!… Polise, sadece ve sadece, şirket direktörleri şikayet yapabiliyor… Polisin dediğine göre, uygulamanın böyle olması için kendilerine Başsavcılık'tan yazı gitmiş Savcılığın böyle bir uygulama kuralını polise bildirmesinin nedeni ise çok ilginç… Karşılıksız çek için polis girişim yapar ve tahsil ederse, parayı şirketin yetkilendirdiği ve polise başvuran şikayetciye vermesi gerekiyormuş, parayı alan da ilgili şirkete ödemeyebilirmiş… Şirket adına şikayet başvurusu yapan avukat ise, o da müvekkilinin parasını yiyebilirmiş !.

Bu gerekçeler, elbette yaşanan bazı deneyimlere dayanıyor. Ancak, bir avukat, müvekkilinin parasını sadece karşılıksız çek tahsilatında mı yiyebilir; diğer borç – alacak davalarında, tazminat davalarında yiyemez mi?. Bu durumlar için savcılığın önlemi ne, uygulaması ne ?... Bu davalarda insanlar yargıya avukatsız mı gitsin, mahkemeye kendileri mi çıksın ?! Eğer şirketin yetkilendirdiği kişi, tahsilat yapıldığında parayı şirkete iade etmezse, sorun şirket ile yetkili kıldığı kişi arasındadır; onlar gerekirse yargıya başvurur… Eğer şirketin yetkilendirdiği kişi şirketin avukatı ise ve avukat tahsil ettiği parayı şirkete vermezse, onun da çaresi var; şirket yargıya başvurup parasını talep edebilir ve ayrıca baroya da müracaat edip avukat hakkında disiplin kovuşturması talep edebilir.

Ayrıca, Başsavcılık bu türeden sorunlar tespit etmişse, bunun çözümü, karşılıksız çek için vekili vasıtasıyla şikayet eden şirketin, yetkilendirme belgesinde, tahsilatın yapılması halinde paranın şirkete ödenmesi için şerh düşmesi olamaz mıydı ?.

Bu konunun bir de yabancı yatırımcı boyutu var; yabancı şirketlerin direktörleri genellikle yurtdışında oluyor… Elinde karşılıksız çek olan bir yabancı şirketin polise şikayet başvurusu için yurtdışındaki direktörü Kıbrıs'a gelmeliymiş; polis öyle diyor… Ve KKTC'de ekonomik faaliyetlerde hem kurumaşmaya hem de yabancı yatırımcıya önem verildiği iddia edilecek ?!. Hem yerli, hem yabancı girişimcinin işini zorlaştıran, avukatlara da güveni sarsan böyle uygulamanın karşılıksız çek yazanları cesaretlendireceği yanlış bir tahmin mi olur ?. Hele ki, böyle bir konuda avukatın neden kabul edilmediğini öğrenen bir yabancı yatırımcı bu ülkeye niçin yatırım yapsın ?..

İşin özeti, kalkınmak için, kurumlaşmak için, demokrasinin kalitesini yükseltmek için yürünecek daha çok yol var da, akıl ?...''

İşte o yürünücek yolun başında ''Bankalar Yasası'' gelmektedir. Elbette onun başlangıcı da ''KKTC Merkez Bankası Yasasıdır''. KKTC kalkınma istiyorsa, kendi parasını ve mevduatını, hatta yurt dışından yabancı mevduatını kullanmak istiyorsa bu Yasaları AB Hukukuna uyumlu hale getirmeli, ortaklıkları dışa ve içe açmalı,kolaylaştırmalıdır.. Kişileri aşan ve de sadece engel oluşturan yetkilerle bir yere varılamaz. Çek de bunun küçük bir parçasıdır.

Sayın Erk, halen Yerel Bankalardan %10'un üzerinde hisse almak istiyorsanız Anayasa'da yeri olmayan belge ve bilgileri sayfalar dolusu olarak yetkililere vermek ve de onay beklemek zorundasınız. Hele Bankanın %51 ve üzerinde hisse alımına gitmek isteyen yerli veya yabancı buna asla ama asla ulaşamaz. OECD üyesi olmayan KKTC, anlaşılmaz nedenlerle bu örgüte üye olan ülkelere kapısını açmaktadır. Sadece onların yurttaşları ve de o ülkelerde Banka sahibi olanlar ve de bu Bankaların %51 hissesine sahip bulunanlar KKTC Bankalarından çoğunluk hissesi alabilirler...

Ya yeni yeni işbirliği yapılan İslam ülkeleri? Ve de OECD dışı ülkelerin durumları nedir? Örneğin İslâm ülkeleri? Onlar kapımıza para döşeseler alamayız;Sermaye olarak kullanamayız...O hâlde Bankalarımız nasıl büyüyecekler? Nasıl kaynak yaratacaklar? Ancak merkezi Türkiye'de olan ve de artık üçüncü ülkelere hatta Yunanlı iş adamlarına satılan Bankalar bile KKTC'de at oynatabiliyorlar. Yerel Bankaları saf dışı yapabiliyorlar. İşbirliği yapmıyorlar. Dıştan mevduat almak, bunu krediye çevirmek, uzun vadeli yatırım kredisi sağlamak veya yurt dışından ''Garantiler'' sağlamak; mortgage fonlarını KKTC'ye getirmek ve müteahhitlerle halkın kullanımına vermek nerede ise yasak... Bir düşününüz, KKTC'de Yerel Bankaların durumunu....

Bunları bir yana yığınız; Yerel Bankalar ayrı örgütleme yapamıyorlar; ''Bankalar Birliğini'' oluşturmak için de tüm Bankalar KKTC Merkez Bankasından yetki ve onay almak durumundadırlar. Yerel Bankaların bu örgütlenmede sözü ne ola? Öteki meslektekiler örgütlenmelerini rahatlıkla yaparlar ama Yerel Bankalar bunu yapamazlar. Demokratik örgütlenme bunun neresinde? Bankalar krizi döneminde herkes korkutuldu. KKTC Yerel Bankaları dışlandılar. Halen de güçlenmeleri için gereken yetki serbest bırakılmamaktadır. Kooperatifler darbelendi ve de kapatıldı. Şimdi de nerede ise Yerel Bankaların tümü kapansa bir kesim sevinç çığlıkları atacak ama KKTC iş adamı da yas dökecek...

Sayın Erk Bankaların durumunu ele almak için buluşmak umuduyla...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.