Dikkat: Köşe başı tutuluyor

loading
29 Mayıs, Cuma
£

8.40

7.55

$

6.82

A- A A+

Dikkat: Köşe başı tutuluyor

(Londra)
Lider ve KKTC'nin ilk Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş'ın son derece önemli bir yazısı yayınlandı. İlk ve son kısmını buraya aktarmak istiyorum. Çünkü ilk kısımda aktarılanları son kısımda yanıtlıyor.

İşte yazının girişi: ''Cumhurbaşkanlığının Sözcüsü Sn. Erçakıca Cumhurbaşkanının "politik duruşunu" şu sözlerle açıkladı: İki ayrı devleti savunmamak iki yüzlülük değildir, politik bir duruştur. Biz (yani Cumhurbaşkanı?) iki tarafın kabul edebileceği SİYASİ EŞİTLİĞE DAYALI bir çözüm bulmağa çalışmaktayız. Bu duruşumuz Kıbrıs Türklerine olan uluslararası desteği artırmıştır. Bu unutulmamalıdır. Biz şimdi bütün dünyayı karşımıza alacak argümanlarla ortaya çıkmayı doğru bulmuyoruz. Zaten (iki devleti savunmak) Cumhurbaşkanı Talat'ın bugüne kadar ortaya koyduğu tutuma da ters bir tutumdur. Türk tarafının görüşleri (?) iki halkın siyasi eşitliğine-iki kurucu devletin eşit statüsüne dayalı yeni bir ortaklık devletidir".

Türk tarafının görüşleri, Sn. Talat'ın da dünyaya duyurduğu gibi, kendi devletine ve Garantilere sahip çıkmaktır. Halk burada %60 DEVLETİM diyor, Türkiye'de halk %86 oranla Kıbrıs meselesi iki ayrı devlet esasına göre halledilmelidir diyor. Bütün yaşananlardan ve Rum-Yunan ikilisinin kanıtlanmış siyasetlerinden ve tutumlarından sonra akıl ve mantık da bunu emrediyor. Göz göre göre tuzağa girmenin anlamı var mı?

Biz de halâ bu gerçeklere rağmen "politik duruş" olarak siyasi eşitliğin "egemen eşitlik" olduğunu, kendi kaderini tayin hakkı olan iki halktan biri olduğumuzu, bu hakkımızı kullanarak devletimizi kurmak zorunda kaldığımızı, 24 yaşındaki devletimizi yok farz ederek masaya oturmanın mümkün olamayacağını, Garantilerin ve bağımsızlığımızın pazarlık konusu yapılamayacağını bir türlü açıklayamıyoruz. Niye? Bu gerçekleri açıklamadığımız, devletsiz bir anlaşmaya razı olacağımız intibaını devam ettirdiğimiz nedeniyle "Uluslararası destek arttığı için"!

İşte sonuç bölümü: ''Çok yazık ediyoruz. Bu akılla masaya oturursak gideceğimiz köyün minareleri göründü demektir.''

&&&
Başkaca bir eğilim AB uğruna Annan Plânında öngörülen bedelin ödenmesine dair. Yani Annan plânı bulunmaz hint kumaşı idi. Çöpten çıkarıp tapınacağız. Hatta Rumun seçimini bekleyecek ve de onların istedikleri kılıklara gireceğiz.

Oysa Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti'ndeki seçimlerle çözümün veya KKTC'nin hiçbir alıp vereceği yoktur ve olamaz.Orada kapı önü süpürülmektedir. Bize ne?! Güney Kıbrıs'taki seçimlerin sonucuna bağlanmıştır. Rum Liderin iradesinden bize ne ? Onun istediği enosis değil mi? Sağcısı da solcusu da aynı türküyü söylemiyorlar mı?

Bilinen o ki AB yetkilileri, ''Kıbrıs AB'ye gereklidir'' buyurmuşlardı. Eski sömürgeciler bu yolla geri dönmeyi garantilemek istiyorlar. Peki Kıbrıs 40 mil mesafedeki Türkiye'ye gerekli değil mi? Mutlak surette AB üyeliği kartını mı oynayacağız? Bunun bizi Rumun yaması hâline sokacağını ,Türkiyesiz bir AB'de elimizin ne derece zayıf olduğunu bilmiyor muyuz? Yoksa bilerek mal mı pazarlıyoruz?

Önce çözüm;sonra Türkiye'nin de içinde bulunduğu AB konuşulabilir. Türkiyesiz bir AB'de iki Yunan Devletinin yaması olmaya gönüllü olmak niye? Kölelik için ödün mü?

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.