B.M. haksızlığı düzeltmelidir

loading
1 Haziran, Pazartesi
£

8.41

7.57

$

6.81

A- A A+

B.M. haksızlığı düzeltmelidir

15 Kasım 1983 yılında haksızlığa, adaletsizliğe, dünyanın vurdum duymazlığına karşı çıkarak ve de her türlü tehlikeyi göze alarak KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ'ni ilân ettik. O gün, Kıbrıs Türkünün gurur günü idi. Kıbrıs Türkü, o gün Türk Ulusuna karşı görevini yerine getiriyor, kendi şeref ve haysiyetinin çiğnenmesine dur diyordu. O Hükümette ve de o Mecliste bulunmak, buna katkı koymak ve bu sonucun alınması için bağımsızlık bildirgesine imza atmak ve o Mecliste oy vermek, bana gurur vermektedir. Bu benim için çocuklarıma, torunlarıma ve de gelecek kuşaklara bıraktığım en değerli mirastır.

Çünkü Kıbrıs Türkünü betaraf etmek ve Kıbrıs'ı Yunanistan'a bağlamak için ayağa kalkan ve de bunu Akridas Plânına yazmaktan çekinmeyenlere karşı, her yolla direndik, 11 yıl acılar çektik,Şehitlşer verdik. Halkımız göçmen durumuna düştü ama şu dünya dönüp bakmadı, hakkımızı teslim etmedi. Hep bizlere kendi çıkarlarının ucundan baktılar. Hep Hristiyan-müslüman terazisinde tarttılar. Osmanlının çıkıp gittiği adayı yeniden Türkiye'ye iade değil; Yunanistan'a armağan etmek için her türlü katkıyı koymaktan çekinmediler.

Oyun 15 Temmuz 1974'de ters dönünce, Türk Ordusu bu adaya çıktı. İşte orada erozyon sonlandı. Demire yumruk vuramayacakları için masada oyun oynayarak bizi saf dışı yapmaya kalkttılar. Rum Dışişleri Bakanı Rolandis'in de yazıp teslim ettiği gibi 15 kez barış önerilerini reddeden Rum liderler, Kıbrıs Rum Yönetimi ve de Yunanistan olduğı hâlde, ''Ruma yanaşmak'' uğruna hep bizden ödün istendi.

Zamanın Kıbrıs(Rum)Cumhuyriyeti Başkanı Spiros Kipriyanu, ''Tarafsız Ülkeler'' cephesinden destek alarak, Mayıs 1963'de Birleşmiş Milletler Genel Kurulundan, Rum yanlısı bir karar çıkararak, aklınca Kıbrıs Türk Federe Devleti topraklarını egemeninin kendileri olduğunu tescil etti. Rumun borusunun ötmediği ve de Rumun egemenliğinin Lidra Palas kapısında kaldığı bilinmesine rağmen, BM bu oyuna da omuz verdi.

Mayıs ile Kasım arasında BM ve geriye kalan dünya örgütlerine yapılan çağrılarımıza yanıt alamadık. Başkan Rauf R.Denktaş , Dışişleri Bakanı ve ekibi kapı kapı gezdiler ve uyardılar. 1960 haklarımızı anımsattılar. BM Genel Kurul kararının hatalı olduğunu, geri alınması gerektiğini bildirdiler. Ama sonuç alamadılar. Son olarak Lefkoşa'da Atataürk Meydanında yapılan açık hava toplantısında ihtar yapıldı.BM Genel Kurul kararı geri alınmazsa bağımsızlık ilân edileceği duyuruldu. Sonuç gelmedi. O durumda zamanın Ulusal Birlik Partisi – ve de Genel Başkanı olduğum Demokratik Halk Partisi ortaklık Hükümetinde, Devlet Başkanı Rauf R.Denktaş başkanlığında ard arda toplantılar yapıldı ve hedef belirlendi. Ankara ile çeşitli görüşmeler yapıldı. Bu arada Hükümeitn bir kanadı olarak Başbakan Ulusu Hükümeti ile de toplantı yaptık. Tüm hazırlıklar gizlice yapıldı.

Başkan Denktaş, ardı ardına dünyaya duyuru yaparak, 1960 haklarımızın çiğnendiğini, BM Genel Kurul kararının düzeltilmesi gerektiğini ileri sürdü. Olmadı. Batı dünyası Yunanistanı memnun etmekle megûldü. Onlara göre Rumun esiri olması önemli değildi, ''Kıbrıs Cumhuriyeti'' vardı ve tanınmakta idi. Birleşmiş Milletler, dosyalarında olan Kıbrıs Anayasasına ve Antlaşmalarına bakıp da Kıbrıs Türk halkının temsiliyeti teslim edileceğine, tek yanlı olarak Rumun işgâline boyun eğiyordu.

Ve de sonuçta 15 Kasım 1983'de coşku ile, halkın yüzde yüz desteği ve de Mecliste oybirliği ile ''Bağımsızlık'' kararı aldık. Dünya'ya duyurduk. Ne acı ki hakkımızı aradığımız Birleşmiş Milletler, bugün Kosova'ya yaptığının tersini yaptı ve Güvenlik Konseyinde oturup aleyhimize karar aldı.Tanınmamamızı istedi. Niçin?

''Varolan devletin içinden ayrılarak ayrı devlet kurmak'' büyük suçtu!...Başkan Denktaş, Güvenlik Konseyi masasını yumruklayarak Kıbrıs Türkünün gür sesini oraya taşıdı...O tarihi bir saptamadır. O hakkımız oraya kazındı.

Aradan onca yıl geçti.Şimdi Kosova dolayısıyla ''Uluslararası ahlâksızlık'' sergileniyor. Bu kez 1999'da Kosova'ya giren Birleşmiş Milletler, kendi eliyle Kosova halkını ''Ayrı devlet ilânına'' hazırladı. Devlet kurumlarını oturttu. Güvence verdi. Ve de geçen gün Kosova bağımsızlık ilân etmeden onu korumaya aldı. Açıklandığı gibi ''Sırbistan'dan tek yanlı irade ile ayrılarak Kosova Devletinin kurulmasına'' tam destek verildi....

Yani BM Güvenlik Konseyinin KKTC hakkında verdiği kararın aynını, tam karşıt davranış için verdi. Yani ''Ayrılmak süretiyle bağımsızlık ilânı'' bu kez yasal hâle sokuldu. Uluslararası camia bunu hazmetti. Ya KKTC?

İşte şimdi, hem KKTC, hem de Türkiye, Birleşimiş Milletlere başvurmak ve uygulanan çifte standartın kaldırılmasını istemek ve KKTC hakkındaki kararı iptâl etmek durumundadır.Çünkü ''Bir devletten tek yanlı kararla ayrılarak devlet ilânı'' bir haksa, bu sadece Kosova için sınırlı olamaz. KKTC hakkındaki haksızlık düzeltilmelidir. ABD , Kosova'da üsse sahip olduğu için Kosova ve KKTC konusunda benzer durumun olmadığını söyleyerek çıkarına oynamaktadır. AB de öyle. Oysa BM gibi Kurumların dünyaya bakış açısı, büyük devletlerin gözüyle olmamalı ve de çıkarı ile paralel kılınmamalıdır.

Haydi beyler haksızlığı silmek için davranalım. İlk hareket KKTC Meclisinde, aynı gün de Ankara'da TBMM'de karar almak ve BM Genel Sekreterliğine başvurarak KKTC hakkındaki BM Güvenlik Konseyi kararının iptali istenmelidir.

Kimse bize köle muamelesi yapamaz. Bizm safımızda olanlar da köle muamelesini kabul edemezler...Bu miskinlik gömleği sökülüp atılmalıdır. Barış, biz KKTC'yi yıkarsak değil; Kıbrıs'ta kalıcı barış, KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ ve Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti'ni eşit kabul etmekten geçer...BM hatalı kararını geri almalıdır.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.