Atina'nın kararı: Hedef Türk askerinin gitmesi!

loading
29 Mayıs, Cuma
£

8.40

7.56

$

6.82

A- A A+

Atina'nın kararı: Hedef Türk askerinin gitmesi!

''Anavatanlar karışmazsa, biz Türklerle çözümü sağlarız'' diyen Hristofyas'ın bugünlerde ne hâllere düştüğünü gördük. Seçimden önce ve seçildikten sonra meydanda peşrev çeken pehlivan gibi böbürlendi. Birisi kulağından tutup Atina'ya çağırdı. Orada Hanyayı-Konyayı anlattılar ve de oradan çıkınca uslu çocuk oldu.

Atina'da yapılan toplantıda alınan ilk karar, Annan Plânı üzerine idi. Yunan Başbakanı Karamanlis, öncelikle ''Annan plânı öldü;bu görüşülemez'' diye ilân etti. Türkiye Başbakanı R.T. Erdoğan'ın AB ülkelerine gönderdiği mektupta, ''Annan Plânı'' üzerinde bir çözüme varılmak istendiği belirtilmekte idi. AB ülkeleri, ortakları olan Yunanistan'ın görüşünü aldıktan sonra, Annan Plânı üzerinde tek satırlık destek atışı yapmadılar.(Bana sorarsanız iyi de yapmadılar; çünkü Annan Plânı asıl bizim işimize gelmez ama Başbakan Erdoğan ve KKTC'deki iktidar, henüz bunu özümseyemiyor).

Hristofyas'a Atina'da verilen talimatın bir parçasında ise ''Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kuruluşunu sağlayan antlaşmalar içindeki, Garanti Antlaşması, artık kaldırılmalıdır'' dendi. Bunu da peşinen Yunan Dışişleri Bakanı Bakoyanni dillendirdi ve savundu.Ona göre AB Garantisi yeter de artardı bile! Şimdilerde Hristofyas bunu sık sık diline dolamaktadır. ''Türkiye'nin garantisi kalkmalıdır. AB Kıbrıs'ta geçmişte yaşanan olayların yeniden yaşanmayacağının garantisidir''. İngiltere'nin muhalefeti dikkate alınarak buna uygun yeni formül de hazırlandı. Bu da Garanti Antlaşmalarının tümden kaldırılması, başarılamazsa, ''Tek taraflı müdahale hakkının kaldırılmasına'' yönelik girişimdir.

Hristofyas'ın Dışişleri Bakanı Markos Kipriyanu, babasından daha sert çıktı. O da ''Kıbrıs'ta Türk askeri kalırsa çözüm olmaz'' diyor. Rum Hükümet sözcüsü Stefanu ise Lokmacı kapısına dönerek, ''Bölgede Türk askeri varlığı olmamalı'' diye buyurmaktadır. Yani koro Türk askerine saldırma emrini uygulamktadır...Ya Yunan askeri ?Ya İngiliz askeri?Ya Fransız askeri? Onlar sakıncalı piyade değiller mi?

Hristofyas'ın çantasını taşıyanlar veya O'nu sırtlarına alan KKTC'deki ağızları da ''Büyükanıt yanlış yaptı'' diyerek oyuna dâhil olmaktadırlar. Her zaman olduğu gibi...

Ve de bu sırada Kilisenin, AB Başkenti Brüksel'de temsilcilik açacağı haberi geliyor. Politikacının söyleyemediklerini Kilisenin başı söylüyor: '' Hem Avrupalılara, hem Uluslararası camiaya bu durumu anlatacağız. Konfederasyon ve taksimden yana değiliz. Buna karşıyız. Bu devlette Kıbrıslı Rumlar, Türkler, Ermeniler, Maronitler ve Lâtinler olacaktır. Bunu tüm Avrupalılara anlatacağız...Yeni devlete gerek yoktur. Varolan yaşatılacaktır''.

İşte durum bu. Var olan Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti'dir. Hristofyas Türk Halkına beşte bir pay ayırmıştır.Yani azınlık hakları. Atina kuralları koydu, Kıbrıs'ta başta Hristofyas olmak üzere kuklaları rollerini oynamaya başladılar. Bunun içinde Türkiye yoktur, Türkiye'nin garantisi ve Türk askeri yoktur. Ama Yunan işgâlindeki Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti, AB üyesi zırhı ile karşımızdadır. Erimeyi kabul edenler gidip Rum ve Yunanlının koşulalrına boyun eğeceklerdir. Elbette kabul edenler için söylüyorum...

Gelinen noktada Komitelerde alınan kararların derhâl uygulanmasını savunan Nami'ye, yukarıda söylenenleri anımsatırım. Kıbrıs sorunu ayak üstü kararlarla sonlanacak ve de halkımıza güven ve gelecek sağlayacak kadar basit bir denklem değildir. Anayasal yetkiler alınmadan yapılacak açılımlar, ileride herkesi töhmet altında tutacaktır.

Kaldı ki Türk askerinden gelmeyecek bir güvence, bizim için hiçbir zaman kabul edilemez. Kıbrıs Türkü, BM Barış Gücü'nü biliyor,tanıyor. Onca kıyım BM askerleri görevde iken oldu. Türk askeri çıktıktan sonra adaya barış geldi...Bosna'da kıyım AB askeri gücü önünde oldu. Sreprenica'da fabrikaya sığınan Bosna Halkını kolundan tutup Sırp canilere teslim eden Hollanda'lı General daha sonra Sırp canilerle şampanya kaldırmış ve Bosnalılar da önlerinde kurşuna dizilmişlerdi. Bu tarihi resim AB'nin ve insanlığın yüm karasıdır.

Onun için AB garantisi, AB askeri martavalına kanacak bir Türk yoktur. KKTC veya Türkiye bunu kabul edemez. Burada KKTC'nin varlığını sürdüreceği, İki devletin egemenliğine dayalı bir yapı ve Türk askerinin sağlayacağı güvence kırmızı çizgimizdir. Gerisine ''Elveda Kıbrıs'' diyoruz...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.