Lefkoşa'ya dikenler tellerle Maison-Dixon hattı: 30 Mayıs 1956

loading
22 Eylül, Salı
£

9.76

8.98

$

7.67

A- A A+

Lefkoşa'ya dikenler tellerle Maison-Dixon hattı: 30 Mayıs 1956

Dün Rum propaganda ağının "1974'de ada ikiye bölündü" yaygarasının bir parçasının daha aralanması üzerine iki taraftan da bir azınlık tarafından sloganlar atıldı, lokmalar yendi. Yani KKTC Yönetiminin tek yanlı kararı ile açılan Lidra Palas geçidinden sonra irtibat için açılan kapılara bir yenisi eklendi. Bu kapı , Rumların Ledra, bizimkilerin lokmacı kapısı dedikleri, iki halkın boğaz boğaza geldiği, Grivas önderliğinde Türk halkına ve mallarına yapılan kanlı saldırıları durdurmak için İngiliz Yönetimi tarafından çekilen tellerle başlayan önlemdi. EOKA lideri Grivas'ın, Türklere dönük kanlı saldırılarını durdurmak için gücü yetmeyen İngiliz polis ve askeri burayı tellerle ayırdılar.

İşte bu olay Türk askerinin Kıbrıs'a çıkış tarihi olan 1974'de yaşanmadı. Bu olay 30 Mayıs 1956 sabahı yaşandı. O güne kadar Türk Halkına saldıran azgın Rumların önüne engel koymak isteyen İngiliz asker ve polisi, geceleyin sabaha kadar çalışarak bu sokağı tellerle ayırdı. Geçit tıkandı. O yaz ve daha sonra EOKA'nın emriyle adanın her tarafından yüzlerce Türk katledildi. Geceleyin sabaha kadar çalışan ekipler, Baf kapısından Aykaskano'ya kadar olan hatta tel engeller diktiler. Bunun adına "Maison-Dixon Hattı" dendi. Parantez açıp anımsatayım."Maison-Dixon hattı", Amerikan içsavaşında kuzeylilerle güneyliler arasındaki savaşı önlemek için kullanılmıştı. Terim oradan alınmadır.

KKTC ve Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti sınırları üzerinde varolan açık kapılara bir yenisi eklendi. Yani Lefkoşa'da sınırları belirlemeye yarayan ünlü "Maison-Dixon Hattı" daha sonra 1963'de "Green Line" oldu ve 1974'e sarkan bu sınır iki devlet sınırına dönüştü. Açılan kapıdır. Ortadan kalkan ünlü "Maison-Dixon Hattı", ya da "Green Line" veya "KKTC-Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti" sınırı değildir. Bu aynı zamanda "Kıbrıs sorununun çözümü" de değildir. Bu sınırların kaldırılması anlamına gelmez. Bu Kıbrıs Türkünün Ruma yama olmak için bazılarının sandığı gibi onların kollarına atılmak değildir. Öyle algılanamaz. Bu bir iyi niyet jestidir. O kadar. Kullanmak isteyen buyursun. Öteki kapıları kendine uygun bulmayan lokmacı kapısını denesin.

Bu açılanın "Berlin Duvarı" olmadığı da açıktır. Berlin duvarı, dünya'da var olan iki ideolojiyi bölmüştü. Kanlı bir duvardı. İlkin İkinci Dünya Savaşını kazanan Müttefiklerin çıkarlarını ayırmak için atılan adımdı. Sonraları Komünistlerle kapitalist dünyayı ayırıyordu. Herkes özgüğrlüğün o tarafta olduğunu savunuyordu. Her hâlde benzer tarafımız bu olsa gerek. Sonuçta, KKTC Kıbrıs Türkü için özgür topraklardır. Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti de Rumlar için özgür topraklar olarak nitelenmektedir. Aramızda sadece "Devlet sınırları" vardır.

Lokmacı Kapısı açıldı. Göreceksiniz, Rumlar lâf ola uğrayıp vazgeçeceklerdir. Tıpkı öteki geçitlerde olduğu gibi. Bizim ünlü azınlık ise kapalı kapılar ardında plânlandığı gibi teşvik edilenlerle geçite yığılacaklardır. Dün atılan sloganların tek yanlı kaldığı gibi...
Rum nüfusu, Pontuslular ve Mısırdan aktarılan Yunanlılarla, Lübnandan gelen göçmenler ve Ruslarla, 950 bin. Orada kapının öte tarafında yığılma olmadı. Hatta turistler bile beklenen sayıda olmadı. Günlük olarak öteki kapılardan geçenler, bu kez buraya taşındılar.

400 bin Türk nüfusundan kaç kişinin orada olduğunu herkes gördü. Organize olduğu azınlık bir grubun beyaz gömleklerle ''Çözüm,derhal, şimdi!''; ''Çözüm ve Birleşik Kıbrıs engellenemez!'' sloganlarından anlaşıldı. Buna davulcu ve zurnacı da dahildir.

Biz ne söyledik? Bir karış gerilemeyiz. Türk askeri nöbet yerini terkemez. Terketmedik. Mücahidim orada çakı gibi duruyor. Gönderde Türk ve KKTC bayrakları...Ha karşı tarafta da Yunan ve Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti bayrağı vardı...

Bu olay bize şunu gösterdi: KKTC'nin ve Türkiye'nin kırmızı çizgileri kabul edilmedikçe hiçbir konuda bir adım atılamaz. Çünkü orada Türkün hakkı, hukuku vardır.

"Biz komitelerde görüşürüz, kabul ettiklerimiz derhâl uygulanır. Kimse karışamaz" diyenlere yanıtımız çok açıktır: Yağma yok; başka kapıya...Burada koskoca bir Ulusal mücadele verildi. Bunu çiğnetme hakkı kimsede yoktur...Burada iki egemen devlet vardır ve herşey bu iki egemen devlet temeline dayandırılacaktır. Ruma yama olmak söz konusu değil. Başka yol yok...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.