Komutan Başbuğ,KKTC ve kırmızı çizgilerimiz

loading
31 Mayıs, Pazar
£

8.42

7.57

$

6.82

A- A A+

Komutan Başbuğ,KKTC ve kırmızı çizgilerimiz

Konuya Yunanistan ve Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti yetkililerinin çözüm konusunda ortaya koydukları son derece çarpıcı kuralı irdeleyerek girmek istiyorum. Çünkü Atina'da alınan ve daha önce Rum Dışişleri Bakanı Markos Kipriyanu tarafından şimdi de Atina'da Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Yorgos Kumuçakos tarafından görüşmelere ilişkin olarak ortaya konan kesin kural, Yorgo Yakovu ile görüşmekte olan KKTC Cumhurbaşkanın temsilcisi Özdil Nami'nin açıklamasına denk gelmektedir. Beni korkutan işte budur.Çünkü hatalı bir koridora girilmiştir ve de çıkışı çok zordur.Bu noktaya yeniden döneceğim.

Ağustos'ta TSK Genel Kurmay Başkanlığına terfi edeceğine kesin gözüyle bakılmakta olan Kara Kuvvetleri Komutanı İlker Başbuğ'un, denetleme dolayısıyla KKTC'ye yaptığı kısa ziyarette verdiği beyanattan hareket ediyorum. Orada bizim temel kararımız ve de vazgeçilmez kırmızı çizgimiz olan KKTC vardır. İşte alıntı: "Türk Silâhlı Kuvvetleri her zaman KKTC'nin yanındadır. KKTC bir gerçektir" dedi ve kırmızı çizgileri yineledi:
"1.TSK sadece KKTC'nin değil, tüm adanın güvenliğini ve huzurunu koruyor.
2.Bir anlaşmanın takip etmesi gereken ana istikamet, ilgili tarafların eşit ve egemenlik haklarına sahip olacak iradelerini koymalarıyla ancak elde edilebilir.
3.İlgili taraflar, eşitlik ve egemenlik haklarına saygı göstermediği takdirde yine gerçekten adil, kalıcı ve kapsamlı çözüme ulaşmak zor görülüyor.
4.Mutlaka garanti ve ittifak anlaşmalarını muhafaza etmeli, deldirmemeli ve sulandırmamalıdır.
5.İki kesimlilik de korunmalıdır."

Ankara, son yıllarda, Hükümetiyle ve askeriyle Kıbrıs konusunda ortaya bu çizgileri koymaktadır. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Dışişleri Bakanı ve Genel Kurmay Başkanı da bunları işaret ettiler.

İşte bu noktada üzertinde durulması gereken şudur: Ankara ve Lefkoşa arasında uyum var mıdır? Kırmızı çizgilere Lefkoşa ne kadar uymaktadır? Kapalı kapılar ardında başka söylemler oluyor mu?

Niçin bunu işaret ediyorum? KKTC Cumhurbaşkanı adına söylenmeden uygulanmakta olan 8 Temmuz ve 21 Mart çerçevesindeki mutabakat gereği oluşturulan Komitelere hazırlık yapmakta olan Milletvekili Özdil Nami, Atina'nın ortaya koyduğu ve Rum Dışişleri Bakanı Markos Kipriyanu'nun ısrarla yinelediği kuralı savundu. Nami "Anlaşma olan konular derhâl uygulanacaktır" dedi. Kumuçakos'un sözleri şöyle:" Kıbrıs sorununda yaşayabilir, adil, bir çözümün bulunması için hazırlanmış bir sürecin başlamasıyla ilgili en güvenli yolun, üzerinde anlaşmaya varılanların hayata geçirilmesidir. Bu gidişata yönelik ilk olumlu adımın, Cumhurbaşkanı M. A.Talat ve Hristofyas arasındaki 21 Mart mutabakatıdır".

İşte hata buradadır. Parça anlaşma ile yola çıkmak son derece tehlikelidir. Yıllarca "Parçalar üzerinde anlaşma olsa da bütün üzerinde anlaşma olmadıkça kabul edilmiş sayılamaz ve uygulanamaz" olan ilke, şimdi göz ardı edilmektedir. Bu çok tehlikeli bir tutumdur. Komiteler için söylenmiş olsa da, Rum-Yunan lobisi bunun "Genel kural olduğunu" dünyaya duyurmak ve bunu o raya oturtmak konusunda ustadır. Sayın Talat daha sonra ne kadar çaba harcasa da, girilen bu koridordan çıkılamaz; çıkılsa da büyük zarar görürüz. Rumun istediği parça anlaşmadır. Kendisi "Kıbrıs Cumhuriyeti'ni" işgâl altında tutacak, tepe tepe kullanacak, bu arada da AB üyesi olarak fısatı değerlendirecek, Türkiye ile kamplaşacak ve de Ermeni-Maronit-Pontuslular-Ruslarla ve öteki azınlıklarla nasıl anlaşma yapacaksa Türk Toplumu(?) ile de aynını yapacaktır. Parça anlaşmayı kendisi Hükümeti işgâl ederken uygulayacak ve de kendisi patron gerisi, buna boyun eğecek serf(!) olacaktır!

Lider ve de en kiritik dönemde görev yüklenen, kritik görüşmelerden zararsız çıkan Sayın Rauf R. Denktaş, her zaman için "Parça üzerindeki anlaşma uygulanamaz, ta ki bütün üzerinde bir anlaşma olsun" ilkesini hiç terketmedi. Kleridis dahil, Rum tarafı da bunu hep kabul ettiler.Şimdi bu değişiklik niye?

Sonuç açıktır. Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti'ne egemen olan Yunanistan, Türkler ve gerisini buna biat etmeye itmektedir. Parça başı anlaşma, bizi yamalanmaya iter. Sayın Başbuğ KKTC'yi temel kabul ederken, bütünlüklü bir anlaşmanın koşullarını sıralarken, KKTC kanadı kalkıp "Parçacı ya da bohcacı" anlaşması yapamaz. Yaparsa davaya zarar verir. Bunda ısrar edenler, Türkü Ruma yama yaparlar. Bunun sorumluluğu büyüktür. Uluslararası güçlerden destek alarak Türkiye'nin arkasından oyun çekmek, son derce tehlikelidir.Geri teper. Çünkü bunu yapanlar ortada kalacaklardır.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.