Annan Plânı'ndaki oyunlar yineleniyor

loading
2 Haziran, Salı
£

8.51

7.57

$

6.77

A- A A+

Annan Plânı'ndaki oyunlar yineleniyor

Dün, Ermenilerin uydurduğu soykırım masalı gününde, Kıbrıs Ulusal davamızda anımsamamız gereken bir de "Refedrandumun" gömüldüğü gün oluşudur. Davul ve zurna ile yola çıkanların tek sloganı vardı: "Annan Plânının ne olduğunu sorma;bas mühürü evet diye gerisine karışma!Koş AB cennetine.Asker-maskere gerek yok.Bir elin yağda,öteki balda olacak...Ya toprak? Ya oturduğpum evişm? Tarlşam,işyerim? Önemöliş değil. Dış güçler lengerle Euro taşımaktadırlar. Sen de kap...Nasıl olsa sana alt yapısı hazır, havuzlu villa verecekler..."

Ya "Enosis"? "Önemli mi; AB'de herkes bir ve bütündür"...Yahu Fransız bayrağına sahiptir,İngiliz hem bayrağına, hem parasına...Ben nasıl Yunan bayrağı altında özgür olacak ve de refah için de olacağım ? "Enosis, AB yoluyla olmuyor mu?"

İşte yaşananlar ve de geldiğimiz nokta. Yine "Annan Plânının" hazırlanma günlerine geri döndük.Yine kalemşörler etrafa dehşet saçıyorlar. Yine KKTC'yi lekelemek için yarışa giriyorlar. Yine kimseden çekinmiyorlar,yine utanmıyorlar...Yeter ki kendilerinin cepleri doldurulsun, sırtlarında ipek elbiselerle dolansınlar ve de her arabayı bir ay kulanıp atsınlar...Vatan mı? O da ne?!...
&&&
Annan plânı döneminde yalan furyasında yapılanlar Gazeteci-Yazar Fuat Veziroğlu tarafından kitaba şöyle yansıtılmıştı:

"1.Annan Plânında olmayan şeyleri varmış gibi göstererek plânı şirin hale getirmek;
2.Annan Plânında olan v e aleyhet olanları yokmuş gibi göstererk plânın çirkinlik ve rezilliklerini milletin gözünden kaçırmak;
3.Annan Plânındaki kuralları olduğu hâliyle yansıtmaktan kaçınarak,o maddeleri bir heykeltraş ustalığı ile yontup milleti yanıltmak.Medyada kural,olayı gerçek olarak yansıtmak,sonra kendi yorumunu yapmaktır."

İşte şimdi aynı döneme girdik.KKTC Cumhurbaşkanı ve CTP'nin Anayasa ve yasalardan kaynaklanmayan kararları ile arkalarından koşan var gibi görüşmeler için kurallar ortaya atmaları, bir kez daha halktan saklananların ortaya dökülmesini önlemek içindir.İşte bunun için "Kırmızı çizgilerimizi" konuşacağuz.Çünkü Rumlar işin başında "Bakir devlet, eşitlik-egemenlik ve ortaklık, garantiler" konusnda vetoyu baştan masaya attılar. Oysa Cumhurbaşkanı Talat "Ben masadan kalkmam" diyerek sonuna kadar ödüncü davranacağının mesajını vermktedir. Göreceğiz.
&&&
Bu noktada ben ana muhalefet Partisi olan "Ulusal Birlik Partisi'nin" KKTC Cumhurbaşkanını ziyaret ederek ortaya koyduğu "Kırmızı Çizgilerini" buraya aktarmak isterim. Çünkü dava bunu emretmektedir. Herkes peşinen kartlarını açmalıdır. Oysa CTP cephesinde gizli saklı oyunların sürmekte olduğunu gözlemlemekteyiz.

Halk UBP'nin Cumhurbaşkanı M.A.Talat'a yazılı olarak sunduğu koşullarını bilmelidir. İşte o belge:

"Değerlendirmelerimizin ışığında, Partimizin, izlenmesi gereken tutum konusundaki önerileri aşağıda sunulmaktadır:

1.Geçmişte sizin de belirttiğiniz gibi masaya nasıl oturacağımız kadar masadan nasıl kalkacağımız da önemlidir. " Toplumsal eşitlik" eskinin söylemi olup bizi tatmin etmesi söz konusu olamaz. "Devlet" olarak oturmamızı ise uluslararası toplum kabul etmemektedir. Her halükarda geçmişteki ısrarlarımız sonucu BM Sekreteryası'na kabul ettirdiğimiz "parties" veya ( duruma göre) " Turkish Cypriot Side" ve " Greek Cypriot Side" olarak oturmanın gerisine gidilmemlidir. Görüşmeler ilerleyip bir uzlaşıya ulaşılacağı noktasına gelindiği takdirde, kısa bir süre için de olsa Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin uluslararası topluluk ve Birleşmiş Milletler örgütü tarafından resmen tanınması hayati önem taşımaktadır.

Masadan nasıl kalkılacağı konusunda ise, bir uzlaşıya varılamadığı takdirde Kıbrıs Türk halkını ne gibi bir geleceğin beklediği sorusu gündeme gelmektedir. Ancak bunun yanıtı sadece Uluslararası topluluğa bırakılmamalı, kendimiz bu doğrultuda bir yönlendirme yapmalıyız. Bu yönlendirme ancak ve ancak KKTC'nin ayrı, bağımsız ve egemen bir Devlet olarak uluslararası topluluk içinde hak ettiği yeri alması, yani Anavatan Türkiye dışındaki Devletler tarafından da tanınmasını istemek olmalıdır. Ancak bu gerçekleştikten sonra yeniden masaya oturabileceğimiz muhataplarımıza anlatılmalıdır.

2.22 Şubat 2008 tarihli mektubunuzda da belirttiğiniz takvimleme konusundaki talepleriniz yerindedir.Kıbrıs Türk halkının sonsuza dek sürecek ucu açık görüşmelerle kaybedecek zamanı yoktur. Halkımız artık geleceğinin nerede olduğunu bilmek istemektedir ve bu onun en doğal hakkıdır.2008 yılı içerisinde tablonun ortaya çıkmasını beklemek gerçekçi bir yaklaşım olur. Gelişmelere de bağlı olarak bu hedef üzerinde ısrarlı olunmalıdır.

3. " Arabuluculuk" veya " hakemlik" mekanizması tehlikelidir ve kabul edilmemelidir. 3 Nisan 2007 tarihli mektubunuzda değinmiş olduğunuz bu konu, zamanın koşulları içerisinde yapılmış olsa bile hatalıdır ve tekrarlanmamalıdır.Buna cevaz veren söylemlerden kaçınılmalıdır.

4." Kırmızı çizgilerimiz" açıklıkla ortaya konulmalıdır:
a.İki halkın ve Devlet'in egemen eşitliği;
b. İki kesimlilik ( sulandırılmamış şekli ile);
c. İki Devletlilik ( " Annan Planı'ndaki Constituent States- " Oluşturucu Devlet" bizi tatmin etmemektedir, çünkü bunlar egemenliğe sahip devletler değildir; "Founding States- Kurucu Devlet" ibaresi daha yerinde olur);
d. Konfederal bir yapı ( evrim yolu ile federal bir yapıya dönüştürülmeye açık);

e. Türkiye'nin etkin ve fiili garantisinin devamı; (güncelleştirilerek eşit sayıda Türk ve Yunan askerlerinin Ada'da konuşlandırılması);
f.Olası bir uzlaşı veya anlaşmada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin isim, sıfat ve tüm sembolleri ile öngörülen yapının Kıbrıs Türk kanadını oluşturması;
g. Olası bir anlaşmanın AB mahkemelerinde veya Uluslararası Hukuk kuruluşlarında dava konusu yapılamaması için somut güvencelere gereksinim (Anlaşmanın AB'nin birincil hukuku olması);

5.Güven yaratıcı önlemlerle öze yönelik konuların karıştırılmasına karşı çıkılmaya devam edilmeli,parça, parça "çözümlerden" kaçınılmalı," bütünlüklü çözüm" prensibinden ayrılınmamalı;

6. Görüşmeler mümkün olan en azami ölçüde Lefkoşa'da yapılmalı ve şeffaflık uygulanarak siyasi partilerle kamuoyu masada olup bitenler konusunda aydınlatılmalı;

7.Meclis'te temsil edilen tüm siyasi partilerin oluşturacağı ve izlenecek politikaların tartışılacağı bir siyasi yapılaşma üzerinde ciddiyetle durulmalı;

8.Anavatan Türkiye'nin iktidar ve muhalefet dahil tüm siyasi partileri ve ilgili Devlet kurumları ile yakın temas ve istişare içinde olunmalıdır".

İşte tablo budur. Halk şimdi CTP'yi sorgulamalı ve masaya neyi süreceğini halka açıklamasını istemelidir.Rumun dümen suyundan giderek Ulusal dava kaybedilir. Benden uyarması...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.