F-16'ların çağrıştırdığı...

loading
2 Haziran, Salı
£

8.51

7.58

$

6.81

A- A A+

F-16'ların çağrıştırdığı...

Yaşanan olayların içine gömülüp kalır, değerleri hep güncel verilere göre ölçmeye kalkar ve yaşanan tarihi göz önünde tutmazsak kaybederiz. Kıbrıs görüşmeleri kapalı kapılar ardında sürdürülürken, sızdırdığımız bilgiler bizi hayrete düşürse de günün sonunda bileğimizin bükülemeyeceğini biliyoruz. Çünkü Mehmetcik ve Mücahit, dimdik ayaktadır ve de kimseye ihtiyacı yoktur.Türk Ordusu tüm heybeti ile buradadır ve burada kalacaktır. Çünkü "Kıbrıs Türkiye açısından en stratejik bölgede, yakınlıkta ve buram buram Türk kokan bir adadır. Masaya konan Rum koşulları bana bu yazıyı yazdırttı.

Kıbrıs gelişmeleri, dün gece Türkiye'nin Güneydoğusundan gelen bir haberle birlikte okununca, bana tarih sayfalarını yeniden karıştırarak, o günün koşullarını, o günün dünyasını ve iki büklüm, muhtaç,hareket yeteneği olmayan Osmanlı Ordusunu anımsattı. Haber çok netti: F-16'lar 100 kilometre içe sarkarak Kuzey Irak'taki hedeflerini yerle bir etti.Türk Ordusu, karada,havada ve denizde, istediği anda operasyon yapacak; özel kuvvetlerle istediğince küçülecek ya da ordu olarak heybetle istediği yere yürüyecek yetenektedir.
&&&
Ama Temmuz 1914'de öyle miydi? Sayın Turgut Özakman'ın "DİRİLİŞ" kitabından alıntılarla tarihte gezinti yapalım.Tarihi bilmeden,alınan dersleri öğrenmeden bugün yargıya varamayız. İşte zamanın Sadrazam'ı Sait Halim Paşa'nın değerlendirmesi:

"Önce İtalyanlara,sonra da Balkanlılara yenildik.İki koca Ordumuz dört küçük Balkan devletinin askerlerinin önünde dağıldı.Bozguna uğradı.Düne kadar bir ilimiz olan bu devletcikler,kısa bir süre içinde bizi yenecek kadar ilerleyip gelişmişlerdi. Bizse uyumuş daha da gerilemişiz. Bize "Hasta adam" diyorlar. Bizi bu hale düşürenlere lânet olsun! Tek bir müttefikimiz bile yok..."

Selanik tek kurşun atılmadan Yunanlılara, Kırklareli Bulgarlara teslim edildi. Rumeli ve Ege adaları bütünüyle elden çıktı...500 yılda kazanılan topraklar, birkaç hafta içinde yitirilip gitmişti. Orduların birçok topu, cephanesi, yiyeceği, atı, arabası bu küçük devletlerin eline geçti.Birçok esir verildi. Bulgar Ordusu, Çatalca'ya kadar geldi. Bir zamanlar, Osmanlı Başkenti olan Edirne Bulgarların eline düştü.

Kanunî Sultan Süleyman'ın o büyük, o görkemli, o güçlü, o yenilmez İmparatorluğu, gerileye gerileye, küçüle küçüle, sonunda bu yoksul, güçsüz , acıklı duruma düşmüştü...Ordu çağdışıydı.Yeni savaş usûllerini bilen Komutan yok gibiydi. Ordu bütün değildi. Halk gibi paramparça idi. Disiplin zayıf, asker şevksiz, silâhlar eskiydi. Donanma Haliç'te, Ordu kışlada çürütülmüştü...Sanayisiz, yolsuz, yoksul, sağlıksız, eğitimsiz, geri, ilkel bir tarım ülkesi, bir yarı sömürgeeydi.Yeraltı servetleri, yerüstü imkânları, bütün ekonomik kurumlar yabancıların elindeydi...

Istanbul ölü evi gibiydi. Büyük Devletler Edirne'nin Bulgarlarda kalması görüşündeydiler. Görevde, Sadrazam, Kıbrıslı İngilizci Kâmil Paşa ve onun çare üretmekten aciz Hükümeti vardı.

Ve İttihatcılar Sadrazamlığı bastı; İngiliz muhibbi Kâmil Paşa devrildi ve Mahmut Şevket Paşa Sadrazam oldu...Batılılar, " Salibin olan toprak, hilâle geri verilmez" ilkesi gereği(Şimdi Kıbrıs'ta da durum budur), Edirne'nin Bulgarlarda kalmasına karar vermişlerdi. Bu müthiş bir Milliyetci akımın patlamasına neden oldu...

Balkan devletleri birbirinin boğazına sarılınca, bir hamle ile Edirne geri alındı ve Milli bilinç ayağa kaldırıldı.Levantenlerin, büyük devletlerin milli duygudan yoksun Osmanlı aydınlarının, Arapçı, Ümmetci takımının bedeli ağır olmuştu..Bu silkiniş heyecan yarattı. Elde olanın korunması gerektiğini gösterdi. Ama...İşte orada bir ders daha vardır:

"Denizde,donanma dengesini korumak gerekiyordu. İngiltere'ye 7 milyon liraya iki savaş gemisi sipariş verildi. Halktan "Donanma Cemiyetine" yardım toplandı. Halk heyecanla katkı koyuyordu.Sultan Osman ve Reşadiye adı verilen savaş gemileri, Osmanlı donanmasına güç katacaktı. Halk elindekini verdi. Saçlarını berberlere satan kadınlar, bu davaya katkı koydular.Tıpkı günümüzde yaşadığımız "Kıbrıs Harekâtında" olduğu gibi...O gözyaşartıcı katkıları unutmadık...

Balkan Devletleri toprak paylaşımında anlaşamayınca, Osmanlı Ordusu ilerledi ve Edirne'yi geri aldı. Bu, ülkede büyük bir heyecan yarattı...Ancak bunun devamını aktarmak isterim. Çünkü Birinci Dünya Savaşına bulaştık ve iki Alman savaş gemisi Boğazları geçerek, Sivastopolu toplarla dövdü. İşte o anda İngiltere, "Sultan Osman ve Reşadiye" savaş gemilerine para ödendiği hâlde el koydu...İngilizci "Hürriyet ve İtilâf Partisi" mensupları bu tutum karşısında güç kaybettiklerinden büyük üzüntü duydular... Öte tarafta da Almancılar vardı..."

İşte o günlerden bugünlere geldik. Kıbrıs Harekâtı için tam 11 yıl beklendi. Zamanın Cumhurbaşkanı ve Başbakan görevlerinde bulunan Süleyman Demirel bana, "Adaya atlayacak paraşütümüz; adaya çıkacak çıkarma gemimiz yoktu" demişti. 1964'de büyük asker ve büyük devlet adamı,rahmetli İnönü, birkaç destroyer ve yolcu gemileri ile yola çıkma kararı vermiş karşısında Amerikan Altıncı Filosunu bulmuştu. Ve de gizli bir el tarafından, İnönü Hükümeti Mecliste devrilmişti...Türk Ulusu ders almıştı.Tam 11 yıl hazırlık yapıldı.Türk savaş ve çıkarma gemileri Türk tersanelerinde üretildi; uçaklar sağlandı, komandolar ve paraşütcüler yetiştirildi...

20 Temmuz 1974 sabahı ise Kıbrıs sahillerinde heybetli Türk donanması, göklerde Türk Kartalları, denizde Barbarosların torunları, Günyeli ovalarında Türk Komando ve paraşütcüleri vardı ...

Tarihimiz okunmaya değer;orada dersler vardır. Bu yazıyı Kıbrıs'ta, içte ve dışta teslimiyetci politikalardan medet umanlara hitap ediyorum. Teslimiyetci ve ödüncü politikanızı ne kadar gizleseniz de, gerçek gün ışığına çarpacak ve geri tepecektir. Çünkü karşınızda hasta adam Osmanlı, kılıcı kırık ordu yoktur...

Kıbrıs, Anavatan Türkiye için startejik vazgeçilmezlik arzetmektedir..."MİLLİ VAROLUŞ" için omuz omuza olma zamanıdır. Tarih bunu söylemektedir...Artık Türk donanması Haliç'te ömür dolduran hurda yığını değildir. Kimse yanılmasın...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.