19 Mayıs'ta Samsun'dan ve KKTC'den geri tepen silâh

loading
23 Kasım, Pazartesi
£

10.51

9.34

$

7.88

A- A A+

19 Mayıs'ta Samsun'dan ve KKTC'den geri tepen silâh

"1918 yazında Sultan Reşat'ın ölümü üzerine 36 ncı Mehmet sanıyla 36 ncı padişah olarak tahta çıkan Vahidettin,devletin ve tahtının geleceğini, dönemin güçlü devleti İngiltere'nin lûtfuna bağlamıştı.İngiliz Komutan General Milne Bunu görür ve Londra'ya şu mesajı gönderir: "Padişah İngilizlerin Türkiye'de idareyi mümkün olduğu kadar sür'atle ellerine almalarını istiyor". Nitekim Damat Ferit Amiral Calthorpe'a şunları söylüyordu: "Padişahın ve benim yegâne ümüdimiz Allahtan sonra İngiltere'dir"...

(Nasıl? Bu sözler 2008 Kıbrıs'ını anımsatmıyor mu? AB ve hatta Yunan sömürgeciliğine soyunanların kimleri ziyaret ederek Türkiye'den yaka silktiklerini söyledikleri bilinmiyor mu?)

Padişah Vahdettin, el yazısı ile yazdığı öneriyi, 30 mart 1919'da Damat Ferit aracılığıyla İngiliz Yüksek Komiserine gönderdi: "Osmanlı İmparatorluğu'nun 15 yıl müddetle İngiliz sömürgesi olmasını...." teklif etti. Altında tarihte nice savaşlardan sonra, en şanlı anlatlamalarda Padişah imzasını teyit için basılan nal kadar Osmanlı mühürü vardı.

Tam bu sırada Yunanistan'da Giritli Venizelos kanlı çatışmalardan ve Kralın istifasından sonra ipleri eline geçirir. İngiltere de Ortadoğu'da kendisi için savaşacak, ortak çıkarları olan Yunanistan'ı yanına almak istemektedir.İngiltere Başbakanı Lloyd George dünyaya açıklama yapar: "Osmanlı İmparatorluğu'nun mirascısı Yunanistan'dır"...Ve de 14 Mayıs 1919'da İzmir Mitropoliti Yunan Ordusunu karşılamak için sesini yükseltir:"Kardeşlerim zaman geldi"...15 Mayıs 1919'da İngiliz donanmasının korumasında Yunan askerleri İzmir'e ayak basar...İngiltere Başbakanı Lloyd Geore Avam Kamarasında şöyle diyordu: "Türkiye tarih sahnesinden siliniyor diye üzülecek değiliz"...Tarihin yeni bir safhasının başladığının farkında değildi!
&&&
İngiltere Başbakanı L. George ve dostu Yunan Başbakanı Venizelos, farkında değillerdi ama bir başka gemi, tarihin gidişini değiştirecek ünlü seferine çıkıyordu. 15 Mayıs günü Istanbul'dan Samsun'a hareket eder.Yükü ağır olan bu geminin adı "Bandırma'dır". Bandırma kaptanı , işgâlcilere ve tarihe isyan ederek, Mustafa Kemal Atatürk'ü tarihe damgasını vurmak üzere Samsun'a taşıyordu...

Düşmanı Ege sularına gömen ve Istanbul'u tek mermi atmadan geri alan ve vatanı düşmandan temizleyen Mustafa Kemal Atatürk, Samsun'a çıkışını "NUTUK'ta" şöyle anlatır:

"1919 yılı Mayıs ayının 19 ncu günü Samsun'a çıktım.Ülkemin genel durumu ve görünüşü şöyleydi:
"Osmanlı Devletinin içinde bulunduğu grup, Birinci Dünya Savaşında yenilmiş, Osmanlı Ordusu her tarafta zedelenmiş, şartları ağır bir ateş kes anlaşması imzalamıştı. Birinci Dünya Savaşının uzun yılları boyunca millet yorgun ve fakir düşmüştür. Milleti ve memleketi Birinci Dünya Savaşına sürükleytenler, kendi hayatlarını kurtarma kaygısına düşerek memleketten kaçmışlar. Saltanat, Hilâfet makamında oturan Vahdettin, sozsuzlaşmış, şahsını ve bir de tahtını koruyabileceğini hayâl ettiği alçakça tedbirler araştırmakta. Damat Ferit Paşanın başkanlığındaki Hükümet âciz, haysiyetsiz ve korkak.Yalnız Padişahın iradesine boyun eğmekte ve onunla birlikte kendilerini koruyabilecekleri herhangi bir duruma razı. (Yukarıda Padişahın İngiltere'ye sömürge önerisini özetlemiştim)

Ordunun elinden silâhları ve cephanesi alınmıştır. İtilaf devletleri ateş kes anlaşmasının hükümlerine uymayı gerekli görmüyorlar. Birer bahane ile İtilâf donanmaları ve askerleri Istanbul'da, Adana ili Fransızlar,Urfa-Maraş-Gaziantep İngilizler tarafından işgâl edilmiş, Antalya ve Konya'da İtalyan askeri birlikleri, Merzifon ve Samsun'da, İngiliz askerleir bulunuyor. Her tarafta yabancı subay, asker ve memurları ile özel ajanlar faaliyette...15 Mayıs 1919'da Yunan Ordusu İzmir'e çıkartılıyor..."

"Istanbul Rum Patrikhanesinin himayesinde Yunan "Mavri Mira Çetesi" faaliyete geçmiş...Ermeni Patriği Zaven Efendi Ermeni Milislerini silâhlamış, Pontus Devletini kurmak için de Karadeniz'de büyük faaliyet başlatılmıştır..."

"Durumun dehşet ve korkunçluğu karşısında, Türk Milleti her yerde her bölgede kurtuluş hareketi başlatılmıştır...Onun için Geldikleri gibi gideceklerdi..."

Elbette tarih sayfalarını karıştırarak, 19 mayıs 1919 Samsun'u ile 9 Eylül 1922 arasında akla hayale sığmayan mücadeleyi, her kitaptan, her belgeden okumak gerek...İşte iki yazarın son yazıları.

Birincisi İngiliz muhibbi Ali Kemal, hâlâ gaflet ve hiyanet içinde kin kusuyor. Türk Ordularının son darbeyi vurmak üzere hazılrık için de olduğunun farkın da olmayan Ali Kermal, 7 Ağustos 1922 günü gaflet ve dalâlet ve de hıyanet içide yazmayı sürdürüyordu: "Tehlike üzerimize doğru yürüyor. İzmir'î, Edirne'yi, kılıçla, kuvvetle kurtarmak, Yunanlıları denize dökmek tasavvuru, bir rüya idi, bir hülya oldu! Anakara'nın iç ve dış siyaseti iflâs etti".

Türkin yüzakı bir yazar,Falih Rıfkı Atay, 30 Ağustos 1922 tarihinde Zafer gününde şöyle yazıyordu: " Nemiz varsa, eğer bağımsız bir devlet kurmuşsak, hür vatandaşlar olmuşsak, şerefli insanlar gibi dolaşıyorsak,yurdumuzu emperyalizmin pençesinden; vijdanımızı ve düşüncemizi doğunun pençesinden kurtarmışsak, şu denizlere bizim diye bakıyor,bu topraklarda ana bağrının sıcaklığını duyuyorsak, belki nefes alıyorsak, hepsini her şeyi Mustafa Kemal'e ve Türk Ordusunun 30 Ağustos zaferine borçluyuz."

Türk Milleti Ali Kemal'i Adapazarı'nda linç etti. Falif Rıfkı'yı başına taç yaptı...İşte iki kalem; biri satılık, biri milletin kalemi...İşte Osmanlının şanlı tarihine bakmadan, saygı duymadan İngilize sömürge olmaya razı bir Padişah ; işte karaterinden, özgürlük ve bağımsızlık fışkıran Musata Kemal Atatürk...Ve de Milli bir uyanış: 19 mayıs...

&&&

Sevgili Öğretmenim, KKTC sınırını geçerek Rum Liderine yüz sürenlerin itişi ve kakışı ile Sendikacı ayaklaırna ve oyunlarına kanarak, KKTC'de bunu kutlamayacağız da neyi kutlayacağız? Kıbrıs Türkünün Milli Mücadelesinde, şanla, şerefle yeri olan Türk Öğretmeni, geçmişe bak, sana yapılmak isteneni gör, silkin ve kendine gel...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.