Yabancı parmağı gecikmedi ama...

loading
2 Haziran, Salı
£

8.51

7.56

$

6.77

A- A A+

Yabancı parmağı gecikmedi ama...

Masada ilkin alacağını almak için Türkiye'ye baskı yapılmasına çağrı yapan ve dışa açılan Hrlstofyas, bunları bağlayınca, dönüp yeniden Uluslararası arenaya çıktı. Yabancıları istemediğini söyledi ama bundan kastının "Türkiye" olduğu artık açıkça anlaşılmaktadır.Derdi "Enosis" yolundaki taş, Türkiye'dir. Yunanistan'da çizilen politika böyle idi; uygulamayı da Hristofyas yapmaktadır. "Türkiye adadan çıksın, Türk Ordusu çekilsin, biz Türklerle çözüm sağlarız"...Yabancıya evet ama Türkiye'ye hayır! Yani KKTC Cumhurbaşkanı Talat'ın arkasında destek kalmamalı ki hafifce itildiğinde yuvarlanmış olsun!

Hristofyas "Anavatanlarımız karışmasın, kimse karışmasın, biz Kıbrıslılar olarak soruna çözüm buluruz" deyip gerdan kırmıştı. Buna benzer lâfazanlığı dile getiren CTP'liler de olduğunu anımsıyoruz. Bunlar Hristofyas'ın ayağına kadar giderek yüz suyu bile döktüler. Hristofyas'ın Atina ziyaretinde Karamanlis ve Bakoyanni kalkıp, "Türkiye karışmasın; Kıbrıslılar kendi aralarında anlaşsınlar" buyurmuştu. Ek olarak da Garanti antlaşmasının iptalini, Türk Ordusunun adadan çıkışını da lütfen irdelemişlerdi.

İngiltere, ABD, BM ve AB temsilcileri de zaman zaman Kıbrıs'ta, Kıbrıslı Liderler arasındaki görüşmeleri desteklediklerini açıkladılar ve bu yolla çözüm temenni ettiler.

Talat-Hristofyas üstte görüşüp, parça parça sürpriz antlaşmalar açıklarlarken, CTP-AKEL de perde gerisini hâlletmektedir.Yani Kıbrıs Türk Halkı dört koldan kuşatıldı. Niçin?

Niçini biliyorduk ama gerisini de son temaslarla anladık ve nereye sürüklenmekte olduğumuzu gördük. Elbette söylemek istediğim, Hristofyas'ın Moskova ile kolkola girerek, yıllarca hakaret ettiği, emperyalist diyerek karşı çıktığı, İngiliz Üslerinin adadan atılmasını slogan hâline getirdiği ve bugün tornistan ederek İngiltere'ye giderek Başbakan Brown ile birlikte Talat'a oyun çektiğidir.Talat bu teması biliyor muydu? Biliyorsa niye üst düzey görüşmelerini sürdürdü ve de sürdürmektedir? İçine girdiği çukuru görmüyor mu? Hristofyas,Talat'ı ayak oyunları ile boylu boyunca toprağa gömmektedir.

İki haberi burada özetlemek istiyorum. İlkinde iki aktör vardır. Brown ve Hristofyas. Rum ve Yunanlı, öncelikle Kıbrıs konusundaki üçüncü ilgili ve de Garantör olan İngiltere'ye "Sen Üsleri merak etme; artık onlar AB'nin ve bizim ortak üssümüzdür. Yeter ki Türkiye'yi adadan uzak tutalım" dendiğini görmemek ve bilmemek için aptal olmak gerekir. Öyle olmasa görüşmeler başlayınca İngiltere Elçileri bulundukları ülkelerde, kapı kapı dolaşıp "Kıbrıs konusunda" ağırlıklarını niye ortaya koymuş olsunlar?

Sonuçta Moskova bağımlısı yoldaş Hristofyas "Emperyalist" diye aşağıladığı İngiliz Başkentine gitti ve Başbakan Brown ile "Memorandum" imzaladı. İngilere de 1963'den beri Kıbrıs Cumhuriyeti'nin işgâlcisi olan Rumu bir kez daha tek başına mal sahibi kabul etti. Garantörü olduğu antlaşmaları aklının ucuna getirmedi, kendi çıkarını öne koydu ve Türk Halkının haklarını anımsamadı. Türk Halkını bir kez daha kurban verdi! Yani "1960'da Londra'da Türk Halkının haklarını koruyacağına dair imza veren İngiltere" şimdi 2008 yılında geçmişteki, onca hatasının üzerine bir de bunu yaparak tüy dikti.

Memorandumda "İkili ilişkilerin geliştirilmesine ve iki ülkenin Avrupa konularında işbirliği yapmalarına atıfta bulunuldu. Görüşmenin ardından, ortak basın toplantısında Brown, Londra'nın Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik çabada verimli bir sonuç çıkması için elinden geleni yapacağını söyledi. Ama İngiltere'nin Kıbrıs Türküne uyguladığı ambargoyu kaldırdığını olsun açıklamadı...Brown eski düşman yeni yoldaş, Hristofyas'ın bu yeni çabada oynadığı rolden de övgüyle söz etti. Hristofyas da İngiltere'nin çözüm için önemli bir rol oynayacağına ilişkin sözlerinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Memorandumun metni henüz açıklanmadı.Ancak İngiltere,haksız ve insafsız olarak ambargo altında tuttuğu ve de 1960 antlaşmaları ile haklarını garanti ettiği Kıbrıs Türkünü anımsamadı bile... Bu tutum KKTC Cumhurbaşkanının sözcüsü Erçakıca tarafından protesto edildi.O kadar. Buna karşı nasıl tavır alacakları, yazılı protesto yapıp yapmacakları merak edilmektedir.
&&&
İkinci yabancı da, AB Avrupa Komisyonu, Kıbrıs Türk Çalışma Masası Başkanı Andrew Rasbash sahne aldı. O da AB'den hem siyasi, hem de teknik yardım nutku çekti ama ambargoların kaldırılması konusunda tek söz söylemedi. İşgalci Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti'nin koyduğu kurallarla bu oyunu oynamakta olduklarını adeta işaret etti. Üstüne üstlük bağımsız ve egemen KKTC'de Anayasa ve Yasalara aykırı olarak faaliyet göstermekte olduklarını ve "Çevre korumacılığı" oyunu altında, 7 adet Özel Koruma Bölgesi saptadıklarını, bunlara teknik yardım sağlayacaklarını belirtti. Yani Rumun isteklerine uygun olarak 7 bölgemizi gelişmeye kapattılar. İşgâle başka açıdan yanaştılar.

Geldiğimiz nolkta budur. Türkiye'yi dışlamak, Türk Halkını dışlamak, kimseye sormadan danışmadan haklarımızı budamak sürmektedir. Yabancıya teslim bayrağını çeken CTP, AKEL'le kolkola üçüncü ülkelerle ve AB ile haklarımızın pas pas yapılmasına göz yummaktadır. Görüşmeler bu tutumda sürmektedir. Diz boyu teslimiyet yaşanmaktadır. Davamızın emin ellerde olmadığı da ayan beyan ortadadır. Türkiye ve Kıbrıs Türkü emrivaki karşısındadır. Ne acı ki yönetenler bu teslimiyete hâlâ razı görünmektedirler.

İngiltere bu adımı atarken, denge sağlamadığına göre, AB tarafından Ruma sağlanan desteğe şimdi İngiltere de eklenmiştir. Hem de açıkça...İstenen Türkiye'yi dışta tutmak...Yoldaş Hristofyas "Anavatanlarımızı dışlayalım" derken demek sadece
Türkiye'yi kastetti...Zaten bazıları aramızda buna çoktan razıdırlar. Önemli olan UBP ve DP'nin bir güç olarak ortaya çıkmasıdır. Başka yol kalmadı.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.