İngiltere,memorandum ve iki olasılık

loading
2 Haziran, Salı
£

8.51

7.58

$

6.81

A- A A+

İngiltere,memorandum ve iki olasılık

Pazar gün "Ağırlaştırılmış " bir konuyu ele almak istemiyordum. Ancak olaylar hız kazandığı için erteleme hakkımı da kendimde göremedim.Çünkü Sömürgelerinde "Parçala yönet" kuralını uygulayan İngiltere, oralardan çekilirken de "Böl ve çatıştır" kuralını uygulamıştı.

Geçen yıl bu sözleri, Afrika'da Tanzanya'da katılığımız bir WAPC-Dünya Basın Konseyleri toplantısında konuşan Afrika ülkelerinden gelen her temsilci de yineledi. Anımsıyorum. İşte şimdi,onca yıldan sonra tam da "İki Lider arasındaki görüşmeler" başlarken, (hatta KKTC Cumhurbaşkanı M.A.Talat, konunun yıl sonunda sonuçlanacağına inanç belirtirken), Türkiye ve Kıbrıs Türkünün karşısında ortak konumu olan "Rum ve Yunanlı davet etti" ve İngiltere de parmak soktu. Ortada fol yok yumurta yokken, niçin şu ünlü "Memorandum" şimdi "Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti" ile "İngiltere" arasında imzalandı? Hani İngiltere Kıbrıs görüşmelerinden memnundu? Hani bunu destekliyordu? Hani Türkiye ile Stratejik antlaşma yapmışltı?

Demek bunların tümü yalanmış...Taktik savaşı bu noktaya geldi.

Türkiye'yi yıllar öncesinde birçok ülke tarafından yapılan tezgâhla, "Güneydoğu sorunu" ile zora iten güçler,Türkiye'nin son dönemde uyguladığı "Balyoz politikası" ile PKK'yı sıfıra yaklaştırır ve tam da bu badireden kurtulurken, AB sözcüleri marifetiyle "Atatürk yanlısı ve Atatürk karşıtı ılımlı İslâmcılar" sözcükleri ile de ülke genelinde çatışmayı tırmandıracak nokta atışları yaptılar. Türkiye, artık uzun süre iç sorunlarla meşgûl olmak durumundadır. Erken seçim bile olasıdır.

Bunu fırsat bilen dışgüçler, Kıbrıs konusunu da alevlendirdiler. Çünkü Ankara Hükümetinin başı derttedir ve Kıbrıs'la ilgilenecek durumda değildir. "Türkiye karışmasın" söylemleri buradan kaynaklanmaktadır. "İki Lider arasında Türkiyesiz sonuç almak" için atını nallayanlar, Garanör İngiltere ve Yunanistan'ın müdahâlesine hak verecek konumdadırlar. AKEL ve CTP'nin yoldaşlığı bunları tetiklemiştir. Yanlış da olsa işin orada kalabileceğini hesapladılar.

&&&

İngiltere Başbakanı Brown ile "Kıbrıs Cumhuriyeti" adına "Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti" Başkanı Hristofyas arasında imzalanan "Memorandumun" niye hızmet ettiğini iyice hesaplamak gerekmektedir. Çünkü İngiltere, tarihi boyunca Kıbrıs'la ilgilidir. Yıllar içinde "Kendi çıkarı ile örtüştüğü" için; olayların akışına göre de, adanın tümünü Yunanistan'a teslim için sayısız girişimler yapmıştır. Bazısında Yunansitan hazır değildi. Birçoğunda Anavatan Türkiye bu girişim karşısına kaya gibi çıkarak engellemişti.

Memorandum, şimdi neden ve niçin yapıldı? Ben önem sırasının başında gördüğüm iki olasılık üzerinde duruyorum.

1. 1963'de, Kıbrıs Anayasasının kendi çıkarına değiştirmek için Makarios'u teşvik eden ve Anayasanın 13 maddesinin değiştirilmesini gündeme oturmasını sağlayan, aslında Türk ve Rumlar arasında tarafsız olması gereken "Kıbrıs Antlaşmalarının" Garantörü İngiltere'nin Kıbrıs Yüksek Komiseri Arthur Clark idi. Bu kişi daha sonra Kıbrıslı bir Rum bayanla evlendi ve Afrika'ya atandı. Anımsanacağı gibi Türk Halkına ve Türkiye'ye dayatılan 13 maddelik Anayasa değişikliği, Türkleri imha ve adayı Yunanistan'a bağlama plânı olan "Akridas Plânının" bir parçası idi. Bu Plânın çıkışı, adayı kan revan içinde bıraktı. Rumlar,Yunanistan ve İngiltere'nin desteğinde, BM Güvenlik Konseyi'nden
4 Mart 1964 tarihli kararı çıkardılar ve BM Barış Gücünün korumasında "Kıbrıs Cumhuriyeti'ni", silâh zoruyla işgâllerine yasal kalkan sağladılar.Kıbrıs Türkünü 45 yıldan bu yana dışladılar ve ambargo altında tuttular.

İngiltere,"Üslerini "korumak koşuluyla, Rum ve Yunanlının adaya egemen olmasına razı idi. Bu politikayı destekledi. Ucunda "Enosis" olsa da Londra, buna destek çıkmakta idi. Bunun o zamanki bahanesi, adanın Moskova eksenine kaymaması idi. AKEL ve Makarios, nerede ise Moskova yanlısı olarak algılanmakta idi. Onun için İngiltere, her zaman BM'de Rum ve Yunan yanlısı kararları destekledi. Türkiye'nin adaya egemen olmamasına özen gösterdi. Yeri geldiğinde de katliamlara rağmen, ABD ile Türkiye'nin karşısına çıktı.

ABD, o tarihten başlayarak hep Yunan yanlısı ama İngiltere'nin tercihleri ile "Kıbrıs sorununa" yaklaşmıştır.Tek özen gösterdiği Türkiye'yi, "Sovyetler Birliğinin"(Rusya) kucağına itmemek olmuştur. İngiltere de öteki tarafa eğilerek denge oluyordu.

Bugün İngiltere'nin ilk seçeneği, Yunanistan'la birlikte AB üyesi yaptığı "Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti'ni", Rum-Yunan egemenliğinde korumaktır. Bu politika, AB yoluyla "Enosisin" başarıldığı kabul edilerek uygulanmaktadır. Bu Plânın tek eksik yanı Türkiye'nin Ordusuyla adada oluşudur. Şimdi özen gösterilen, Türkiye'nin adadan çıkarılması,Türklere Cumhurlyette eşit söz hakkı ve yetki tanınmamasıdır. İngiltere, Yunanistan ve Kıbrıs Rumunun kabul ettiği, Kıbrıs Türkünün azınlık haklarıdır. Eşitliği, ortaklığı ya da egemenlik hakkı değil.

2. İkinci seçenek, Kıbrıs'ta bir "Antlaşmaya" varılmamasını sağlayarak, çatışma ortamını korumak ve şimdiki yapının sürdürülmesidir. Bu "İngiliz Üslerinin varlığının" bu yolla korunmasıdır. Çünkü uysallaştırılmış bir AKEL ve tasma bağlanmış bir AKEL lideri, artık
"Üsler kapansın,İngiltere adayı terketsin" diyemez, artık o konumunu yitirmiştir.

Bu arada KKTC içinde Annan Plânı döneminde "Uysallaştırılmış" kişi ve örgütlerden de yeni dönemde yararlanılmaktadır. Sivil Kitle Örgütlerine yardım örtüsü altında yapılan yaklaşım, bazan örgütleri, bazan kişileri teslim almaya yaramaktadır. "İki Toplumlu etkinlikler, Çevre konularının ele alınması, AB'ye uyum yollu ortak çalışmalar, kobilere yardım adı altında mali destek, öğrencilerin Güneydeki Rum ve yabancı okullarına parasız veya düşük ücretlerle teşviki" bunların başında gelmektedir. Bunun ilk koşulu "Türkiye'ye ve KKTC'deki Milli Güçlere" karşı çıkmaktır.

&&&

Memorandumda nelerin olduğunu haberlerde geniş şekilde okudunuz. Bazı yazarlar bunu olduğu gibi köşelerine aldılar. Ben özetleyip Türk tepkisine geçmek istiyorum.

Memorandum özetle şunları içermektedir:
1.KKTC'nin ortadan kaldırılması ve adanın "Kıbrıs (Rum)Cumhuriyeti" altında birleştirilmesi;
2.1960 Antlaşmalarına bağlılık lâf ola yazıldı;(Adanın Kıbrıs Rum Cumhuriyeti'ne silâhla dönüştürülmesinin üzerinden 45 yıl geçti)
3. İngiltere'nin, Garantör Güç oluşunu anımsamamasına hayret etmemek olası değil. Bu Garantör sadece Rumun hakkını korumak için mi oradadır?
4.Toprak konusunda anımsatılması gereken, İngilterenin ve Kıbrıs Rumunun,Türklerle ortak olması gereken devlet mallarında Türk haklarına saygı, yağmalanan Vakıf mallarının iadesi ve Türk Halkına ait mallara yapılan tecavüzden vazgeçmesini sağlamaktır. İngiltere sadece Rumun malına saygı göstererek işi geçiştiremez.
5. Türkiye'ye AB santajı yapılarak işgâlci Rumun tanınmasını istemek İngiltere gibi Garantörün görevi olmamalıdır.AB üyeliğinin canı cehenneme...

Görülüyor ki İngiltere, bir Garantör gibi değil, Yunan-Rum ortağı gibi davranmaktadır. O zaman da KKTC'ye düşen artık İngiltere'ye karşı tavır almaktır. Onun Garantörlüğü reddedilmeli, adadaki Üslerine artık gerek olmadığı dile getirilmeli ve Mecliste karar alınmalıdır. KKTC Cumhurbaşkanı Talat, eski yoldaş günlerinde söylediklerini bugün söylemelidir. Çünkü en büyük oyun kendisine oynanmıştır. Yoldaşı Hristofyas, onu İngiliz ipi ile asmak istemektedir.

&&&

Milli Mücadele Lideri ve KKTC'nin ilk Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, bugüne kadar yaptığı en sert açıklamayı yaparak İngiltere'nin bu tutumuna karşı tavır koydu.İşte o nokta: "İngiltere'nin 45 yıldır sürdürdüğü bu aymazlığa bu haksızlığa dur deme zamanı geldi. İngiltere iki eşit, egemen ve self-determinasyon hakkı olan ayrı halkın, hak ve statüsünü garantilediğini unuttu. Hatırlanacaksa, 1956'da İngiltere Parlâmentosunda alınan karara bakmak yeter! O karar Kıbrıs'ta Self-determinasyon uygulanacaksa, her iki halka ayrı ayrı uygulanmasını öngörür. İki ayrı demokrasinin garantilendiği bu adada, sadece Rum oylarıyla seçilen Hristofyas'ı "Kıbrıs Presedensi"(Devlet Başkanı), olarak kabul etmek, kuşkusuz aymazlıktır ve Kıbrıslı Türklere 45 yıldır yapılan haksızlığın tekrarıdır.".

İşte tablo bu.İngiltere büyük oynuyor ama emin olunuz ki bu oyunda, Kıbnrıs Türküne biçilen rol azınlık rolüdür. Yani Ruma yama...Yeter ki İngiliz Üslerine tek taş atılmasın!

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.