1 Temmuz şoku ve su konusu

loading
5 Haziran, Cuma
£

8.58

7.65

$

6.78

A- A A+

1 Temmuz şoku ve su konusu

Bugün gündeme düşen iki konuyu birarada değerlendirmek istiyorum.Talat-Hristofyas görüşmeleri ve elbette yılan hikâyesine dönen ve birilerini zengin eden su konusu…

Anımsayacaksınız; 23 Mayıs öncesinde de gerilim olduğu, hazırlıksız bulunduğu, Hristofyas'ın görüşmeyi ertelemekte ısrarlı olduğu açıklanmış, yazılmış ve çizilmişti.Sonra ne oldu? Bir anda ne oldu ki anlaşmaya varıldı? Ve de "8 Temmuz Gambari mutabakatı" denen o rezil belge kabul edildi. KKTC'yi saf dışı bırakmak isteyen iki yoldaş, kimseye sormadan bastılar imzayı o metnin altına.

Halk Partisi Genel Başkanı Perte o gün Cumhurbaşkanını temsil etmekte idi.İstifa etti ve kendi açısından gerçekleri açıkladı. "Biz saatlerce konuştuk anlaşamadık; bizi dışa çıkardılar ve 30 dakikada Gambari anlaşmasını ortaya sürdüler" diyen Pertev, Türk tarafının hangi dürtü ve inanç içinde olduğunu anlayamadığını da çeşitli açıklamalarında vurguladı. Yani hiçbir çalışmaya dayanmadan "Yoldaşlık" uğruna atılan imza ile Türkün hakları tavla teslim edildi. Anlaşılan "Devlet" olduğumuzun farkına varamayanlar; ya da bunu asla kabul etmeyenler, hançeri arkadan saplamışlardı.

23 Mayıs arefesi için gazeteklere bakınız.O günlerde gerek Talat ve gerekse Hristofyas, henüz bir anlaşma yapacak konumda olmadıklarını söyleyip basında manşet oluyorlardı. Ne oldu? Sonuçta anlaşmazlık olmadı ve 23 Mayıs'ta halkın karşısına çok kapsamlı bir anlaşma koydular. Hristofyas, Partisinin yıllarca CTP'ye kabul ettirdiği ilkeler çerçevesinde ve KKTC'yi silen anlaşmayı kabul ettirdi. Yani "adada iki Cemaat ve bir Halk" vardır…23 Mayıs bunun üzerine bina edildi. KKTC'nin üzerine çarpı kondu. Hristofyas'ın istemedikleri ise daha sonra, ya BM Güvenlik Konseyi kararında ya da İngiltere ile imzalanan Memorandum'da atıldı. Her durumda bakir doğum, iki devletlilik, KKTC, eşit egemenlik hakkı, federal yapı sıfırlandı.Şimdi sırada Garanti antlaşması ve Türk Ordusu konuları vardır.

Ve de KKTC Cumhurbaşkanı M.A.Talat, gücünü nereden aldığı bilinmez ama bu saçma sapan anlaşmaların altına nal kadar imza attı. Elbette bizler, muhalefet partileri ve Milli oluşumlar bunu kabul etmedik. Türk Dışişleri Bakanlığının ve Türk Silâhlı Kuvvetlerinin de kabul etmediğini açıklamalardan biliyoruz. Acaba Sayın Talat, gücünü Başbakan Erdoğan'dan mı aldı? Çünkü Türkiye MGK'sı da buna yetki vermiyordu.
Ha bunlar ne olur? Ayağı kayınca adamı hesaba çekerler.

Şimdi 1 Temmuz görüşmelerinin arefesinde, Talat yine "Anlaşma olmayacağından" söz etmektedir. Tıpkı 23 Mayıs öncesinde söylediği gibi.Hristofyas da öncekilerden olduğu gibi hazır olmadığını, erteleme istediğini yaymaktadır. Tıpkı önceki toplantılarda olduğu gibi…

O hâlde bekleyiniz; yeni sürpriz vardır. Geçen defa 60 dakikada anlaşma olduğunu açıklamışlarsa, bu kez 30 dakika sonunda ceplerden çıkan anlaşmayı açıklayabilirler!…Bu kez de Türk Halkının kanla, canla aldığı hakları ve Türkiye'nin ada üzerindeki vazgeçilmez hakları uygun formüllerle yoldaşa armağan edileceğinden korkarım!…

"Anlaşma olmaz" diye yan gelip yatanlar, gün gele denizin bittiğini, Kıbrıs'ın yoldaş Hristofyas aracılığıyla, AB'ye ve Yunanistan'a tavla teslim edildiğini görüp ağızları açık kalacaktır…Tehlike büyüktür. Oyun kimseye aldırmadan "Uluslararası güçlere dayalı olarak" büyük oynanmaktadır.

&&&

SU KONUSU

Sayın Gazioğlu'nun VOLKAN gazetesindeki yazısı ve Hürriyet gazetesinde Ömer Bilge'nin haberini okudum. Bunun için yeniden yazmak gereğini duydum. Çünkü gerçekler farklıdır.

Yunansiatn'dan tanker gemileri ile su taşınması, Kıbrıs Rumunun başarısıdır. O kadar. Ancak hiçbir KKTC Hükümetinin "Borularla su taşınmasını" ciddiye almadığını da yazmam gerekmektedir. Buna UBP-DP-CTP-ÖP dahildir. Zamanında tüm olanaklar ayaklarına serildiği hâlde ilk DP-CTP Hükümeti Başbakanlıkta oluşturulan Komite ile bu girişimi reddetmişti. "Varolan kaynakları kullanmaka ve ortaya çıkacak ihtiyaca göre davranmak" saçmalığını içeren raporu yazanlaırn başında şimdiki KKTC Ankara Büyükelçisi Tamer Gazioğlu vardı. Bu rapor Rumlara göz kırpmaktan ibaret görüşü olanların eseri idi. Onlar Güneyden su sağlanacağını ve bağ kurulacağını sanıyorlardı. Bugün Rum da susuz…

Oysa Türk-Israil KKTC projesi ile bizzat ilişkili olduğumdan bu DP-CTP Hükümetinin davranışının bir cinayet olduğunu ve bugünün sorumlularının onlar olduğunu söyleyebilirim. Türkiye elinnden geleni yaptı. Biz projeleri hazırladık. Israil parayı buldu ama KKTC Hükümetini harekete geçirmek mümkün olmadı.Prohe ve her türlü belge ve karar bende vardır.

Ne var ki daha sonra gelen UBP-DP ya da CTP-ÖP Hükümetleri de bu projeyi ciddiye almadılar, sahip çıkmadılar. Projeyi KKTC'ye aktarmadılar.Ama Türkiye'den Alarko firmasına çeşitli bahaneler bulunarak tonlarca dolar ödendi. Yok Güksu nehri, yok Dragon çayı, yok baraj hesapları,yok debi ölçülmesi…Öde öde gitsin. Balonlarla su taşınması da başka bazı aracılara para vermek içindi. Bunu da yaşadık.

Ama Alarko'nun sahibi Garih, tarihi "Barış Suyu Projesi" önerdi lâfı tümden yalan ve propaganda kokmaktadır. Alarko sadece ihale için öne çıkmıştı. Aracılaırnı da iyi ödemişti. O kadar."Barış Suyu" lâfı da rahmetli Özal'ındı.

Sayın Yazar AhmetC.Gazioğlu, Dr. Thorbe'un projesini anımsattı. Gerçektir. 1960'da Kıbrıs Cumhuriyeti oluşturulduktan sonra, bu projeyi ortaya atan BM uzmanaı Dr Thorbe'du.Makarios da bu projenin katili…"Vanayı Türkiye'nin eline mi verelim" diyerek, Kıbrıs Türk ve Rum Halkını tam 48 yıl Türk suyundan mahrum etti. Bu su Kıbrıs'a can verecek, üretimi defalarca katlayacaktı…

Bunları bilmeden CTP raconu ile kalkıp da Ruma "Gel Türkiye'den su taşıyalım; ortak kullanalım" demek bana göre saçmalıktır. Kendi elindeki suyu Ruma teslimdir.Bunu yapanlara ne demek gerektiğini düşünemem?
İşte Rum bile bunlara o övüncü vermedi.Ortaklık önerilerini elinin tersi ile itti. Ama bunlarda yüz surat yok ki! Hâlâ Rumu anlamadılar…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.