20 Temmuz, başlangıç değil sonuçtur

loading
31 Mayıs, Pazar
£

8.42

7.57

$

6.82

A- A A+

20 Temmuz, başlangıç değil sonuçtur

15 Temmuz'da, 21 Aralık 1963'den başlayarak 11 yıl boyunca yaşananları; ondan önce İngiliz sömürge döneminde çekilenleri, O yıllarda Kilisenin önderliğine "Enosis" çığırtkanlığı yapıldığını, tarihin sayfalarını karıştırdığımızda Atina'nın, Batılılardan sürekli olarak "Kıbrıs'ı Yunanistan'a katmak için" istek üstüne istek yaptığını görmezden gelerek, Türk Ordusunun adaya çıkışını "işgâl" olarak algılayarak, el-aleme de böyle sunarak, Türkün davasına leke sürenler utanmalıdırlar. Onların iktidarda olmaları da bizim için ölçüt olarak algılanamaz. Bunu yapanlar sadece tarihe değil,Türkün davasına da ihanet etmiş olmaktadırlar.

Bedelini kanla-canla ödediğimiz KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ'nin tepesine kurularak, 34 yıl sonra, Ulusal Davaya yumruk atmaya ve Rumu ve Yunanlıyı haklı göstermeye kalkanlar, ihanet içinde değillerse nerededirler?Türk Ordusunun burada oluşuna en az Rum ve Yunanlı kadar tahammül edemeyenler,Türkiye'yi "Anavatan" olarak algılayamayanlar,KTC'yi Ruma yama yaparak egemenlik hakkımızı silip atmaya ve de bizleri azınlık olarak Ruma uşak yapmaya kalkanlar elbette ihanet içindedirler…

İşte bu noktada, Ulusal Davayı omuzlayıp bugünlere taşıyan bizlere de, mücadele ve mukavemet ve hatta saldırı, vazgeçilmez bir haktır…34 yıl sonra yaşananlara bakarak, bu kadar sahtekârlık karşısında bunları yazmak gereğini duydum…Çünkü Kıbrıs Türkünün içinde volkan kaynamaktadır. Dün patladığı gibi bugünlerde de patlayacaktır. Kimsenin kuşkusu olmasın. Kimse bize uslu çocuk muamalesi yapmaya ve demokrasi dersi vermeye kalkmasın…Biz İngiliz sömürgesine başkaldırdık; biz Rumun zulmüne karşı her yolla savaş verdik. Biz KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ'ni ilân ettik. Bugün bunların üzerine şal örterek, Ruma ve Yunana teslim olmamızı kimse bizden beklemesin…

TMT dün görev başındaydı; bugün de TMT'ci görev başındadır.

&&&

Yıl 1956. Tam 16 yaşında EOKA'nın attığı bomba ile yaralanan Ali'nin gözlerini kapatırken kan ağlıyorduk. Yaş 16. Kitaplara kapanmak yerine GaziMağusa'da Belediye Pazarı karşısında kirtaladığımız Osmanlı binasını karargâh yaptık.Herşey orada kararlaştırılıyor ve uygulanıyordu. TMT yoktu,Volkan yoktu.Tam 15 genç,kimi okullu,kimi limanda işçi,ya da makinist çırağı veya demirci…Kimi köyde, kimi GaziMağusa'da. İşte ilk Şehidimizi veriyorduk. Ali "Öleceğim değil mi? Türk askerini göremeyeceğim için kahroluyorum" diyordu…Onu kan ağlayarak gömdük. Bugün GaziMağusa eski mezarlığında Birinci Dünya Savaşında Şehit olan Mehmetciklerle koyun koyun yatıyor…

&&&

Kemal,Çayırova orman bekçisi idi.Yıl 1956. Polis haberdar etti: "Çayırova ormanında kahbe EOKA kurşunlarına hedef olmuştu.Türk olmaktan başka suçu yoktu. Gittik, kucakladık,gömdüktörenle. Köyde kıyamet koptu. Rumlar karşı saldırıya geçtiler. İngiliz Polis ve askerinin korumasında araçlarla onları GaziMağusa'ya taşıdık.Tek kişi kaldı. Ayşe kadın. "Ben gitmem oğlum;bana ne yapacaklarsa burada yapsınlar.Bu benim köyüm,o zibidilerin köyü değil" dedi. Zorladık,ikna edip taşıyamadık…Ertesi sabah İngiliz Polisler geldiler ve haberi verdiler:" Ayşe kadın,evinin avlusunda arkadan av tüfeği ile vurulmuş;başı, elinde kalan sahana düşmüş. Üç beş zeytin,iki tomates,yere düşen bir parça kuru ekmek…Sabahleyin fırladık,gittik. Şehit Ayşe Kadını taşıdık…

Adanın her yanında aynı görüntüler yaşanıyordu..O yaz 78 Şehit verdik…

&&&

1960'da Uluslararası Camia(?) bir deneme daha yapacaktı.Onun da adı "Kıbrıs Cumhuriyeti" idi…İlk gün Rum Devlet Başkanı ve Başpiskobos ilân etmişti: " 400 yıl sonra Kıbrıs eski sahiplerinin eline geçti"…400 yıl önce Bizans yönetimi vardı. Şimdi devam edecekti…Ve de siyah renkli, çift başlı Bizans Kartalının bulunduğu sarı zemin üzerindeki bayrağına sarılarak "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin eşit ortağı olan ve egemenliği paylaştığı Türk vatandaşlarını bir gecede yok etmek için "Akridas Plânını" hazırladı Meclis Başkanı ve Rum Bakanlarla…(Bak: Grivas'ın PATRIS gazetesi ve Kleridis'in Anı kitabının 207'nci sayfası)

Tam 11 yıl kıyım sürdü. Ayvasıl'da toplu mezar, Baf'ta, Leymosun'da, İskele'de, GaziMağusa'da saldırılar, yoldan alınıp kaybedilenler, ambargo altına alınan "Ortak Türk vartandaşları"…İngiliz iş yerlerinden silah zoruyla alınıp kurşuna dizilen ve kuyulara atılanlar…(Kayıplarla açılan kuyulardan topladık Şehitlerimizi)…

&&&

15 Temmuz 1974 öncesi. Cunta Yunanistan'da devrilmek üzere. Şov yaparak adayı Yunanistan'a bağladığını ilân edip ayakta kalacağının hesabını yaptı. Makarios, Türkiye'nin karşı müdahale yapacağını bildiğinden, bunu onaylamadı. Zaten aradaki görüş farkı, kimin Yunanistan'a lider olacağı idi. Makarios Kıbrıs'I Yunanistan'a bağlamak ve böyle bir yapının tepesine oturmak istiyordu.

15 Temmuz'dan bir ay öncesinde adanın her tarafında, Rum kesiminde bombalar patlamaya başladı. Yunan askerleri,Yunanistan'a bağlı milisler, Makarios'cularla çatışıyorlardı…

O günün Kıbrıs Türk Yönetimi Hükümeti olarak Bakanlara, olayları yakından izleme görevi verilşmişti. Ben de GaziMağusa kazası ve Maraş'ı izliyordum. Maraş'ın ortasında Rum Postahanesinde bomba patlamıştı. Bunu eski tren stasyonu olan Polis merkezi izledi. Gittim. Yolunu bulup bu yerlere bombaların içten yerleştirildiğini saptadım. Rumlarla da görüştüm. Bazıları açıkça "Türkiye erken gelmezse bunlar bizi de keser" diyorlardı. Onlar, şimdiki Hristofyas'ın yoldaşları idi. Aralarında kurşunlananlar vardı. Türk Ordusunun erken müdahalesi için yalvarıyorlardı…(Bugün ne söylerlerse söylesinler).

15 Temmuz sabahı Yunan ve Rum milisler, darbe yaptılar. Haberleşmeye egemen oldular. Yolları kestiler. Rum ve Türkleri katlettiler. Papaz Stetsos, BM yetklilerine verdiği açık ifadede, Lefkoşa Rum mezarlığında,Yunan askerleri tarafından, elleri bağlı Türk ve Rumları diri diri toprağa gömdüklerini anlattı. …Ada kan gölüne dönmüştü. Makarios' un sarayı yakılmış, kendisi yer altı geçitinden kaçıp Baf'a sığınmıştı. İngiltere askerini gönderip onu helikopterle Üslere aldırttı.

&&&

Sayın Rauf R Denktaş'ın başkanlığında defalarca toplanan Bakanlar Kurulu, durumu saptıyor ve Ankara'ya ardı ardına rapor gönderiyordu."Enosis" ilan edilmiş, adaya Yunan Ordusu egemen olmuştu. Ya şimdi müdahale yapılır; ya da enosis emrivaki olarak kabul edilirdi…İngiltere ortak müdadaleye ve üslerin kullanılmasına razı değildi

Başbakan Ecevit kül yutacak bir lider dedildi. Çetin cevizdi.Türk Ordusu olayı TMT raporları ve Kıbrıs Türk Yönetimi Baknalar Kurulu raporlarından gerçek yönğüyle izliyordu…Kan durmalı, adaya barış getirilmeli idi. 11 yıl BM Barış Gücünün sağlayamadığı barış…

&&&

19 Temmuz'u 20 Temmuz'a bağlayan gece bizim için çoook uzundu.Ama sabahı aydınlık oldu. Osmanlının gidişinden 96 yıl sonra, Türk kartalları göründüler. Beşparmaklardan süzülüp Lefkoşa'nın güneyine sarkıp startejik mevkileri bombalamaya başladılar. Çıkarma noktasının yumuşatılması başladı ve Anavatan ile Yavruvatan arası Türk gölü hâline dönüştü. Akdeniz, Türk gemileri ile dolup taştı…Düşmana geçit yoktu..

Beş gemi Zafer burnunu dönerek düşmanı şaşırttı.Yunan ve Rum askerleri körfezden çıkış olacağına kanarak yerlerinden ayrılmadılar… Ama adanın çıkarmaya asla elverişli olmayan, en sert kayalıkların bulunduğu çıkarma noktasından ayak bastı Barbarosun torunları, Mehmetciklerimiz …

Lefkoşa'da karargâh olarak kullandığımız, Kooperatif Merkez Bankasının önüne fırladık. Halk evlerden sokağa çıktı.Türk uçakları Mekmetcikleri Hamitköy ile Gönyeli ovasına atıyordu. Gökten yağmur gibi Mehmetcik yağıyordu…Ağlıyorduk,sevinç gözyaşları döküyorduk.Halk film seyreder gibi alkışklıyordu…Önde Denktaş,yanbaşında o geceyi yakalayabilen Bakanlar olarak birlikte sevinç gözyaşı döküyorduk…Az sonra Paraşütcü Birliği Komutanı geldi Mehmeciklerle..Kucaklatık…

&&&

Yıl 2008 adaya o gün taşınan Barış sürmektedir.Kan durmuştur…Ey Rumun borazanları, bu mudur işgâl?…

Tanrı Mehmetcik ve Mücahitten razı olsun…Şehitlerimiz nur içinde yatsınlar…Gazilerimizi minnet ve şükranla öperiz…Rahmetli Ecevit ruhun şâd olsun…

Ne ortaklık, ne ortak devlet.Kimse kendini ve bizi aldatmasın…Bu halşka bir bedel daha ödemeyecektir. Sonuç alınmıştır: Tam bağımsız KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHRİYETİ…Bunun başka yolu yok. Yabancı eline bakanların yaygaraları beş para etmez… Kavga ise kavga, mücadele ise mücadele…Hodri meydan…Burası GİRİT olmayacak!

Selâm sana Anavatan,selâm sana Mehmetcik ve Mücahit…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.