Kafa Karıştırmaya Gerek Yok

loading
7 Haziran, Pazar
£

8.57

7.64

$

6.77

A- A A+

Kafa Karıştırmaya Gerek Yok

20 Temmuz Barış Harekâtının yıldönümünde KKTC Cumhurbaşkanı M.A.Talat ile Başbakan R.T.Erdoğan'ın yaptıkları konuşmalar, bana Annan Plânının referanduma sunulma döneminde bu plânı bize pazarlamak için söylenen sözleri anımsattı. Nerede ise "Evet" diyerek dağları delecek, öte taraftan dünyaya fırlayacak, tanınan devlete sahip olacak, bazıları özledikleri AB üyeliğine kavuşacak, çeşmelerden yağ ve bal akacaktı…

Bastırdılar,dağıttılar,ödediler ve de "Evet" sonucunu aldılar. Bugün o sözlerin,o evetlerin yerinde yeller esiyor. Vaadler kül olmuş durumda. Rumun AB'ye üye alınmasına hızmet ettiklerinin bile farkına varmadılar ve suçu başkalarına atıp rahata ermeye baktılar.Güya Kıbrıs Türkü "Evet" deyip Türkiye'nin AB yolunu da açacaktı…

Şimdi de BM gözetiminde görüşmeler yapılmaktadır. Hatta görüşmelerden sonra bazan resmi açıklamaları bu BM gözlemcisi yapmaktadır. Yani "Tek devlet, tek egemenlik, tek yurttaşlık" da böyle açıklandı. Hatta Sayın Talat'ın "Halk değil Cemaat" statüsüne geri dönüşünü de BM tescil etti. "İki bölgeli,iki Cemaatlı" yapı orada durmaktadır.Ama egemenlik hakkımız teslim edildi. İki Devletli yapı yok oldu. Rum da bunu bildiği için hem BM, hem de AB kanadına dayatmaya çaba harcamaktadır. Güya o kurallar geçerlidir de gerisi tu kaka!

20 Temmuz'da bizim kanatta iki yetkili konuştu. Önceden danışmalı olan bu konuşmalarda, aynı sözcükler kullanıldı ama azıcık dikkat edenler, bunların Hristofyas'la Talat arasında varılan mutabakatlara benzemediğini görür. Çünkü gerek Sayın Erdoğan ve gerekse Sayın Talat, Milli Mücadele Lideri Denktaş tarafından bir zamanlar "kalıba oturtulan" yapıyı dile getirdiler. Bunu daha önce de aynı törende yapmışlardı. Tek eksikleri egemenlik hakkı oldu. Onu es geçtiler. Ama bazan KKTC bazan Kıbrıs Türk Devleti diyerek de kafa karıştırdılar. Hele azınlık olmayacağımızın üstüne basa basa konuştular.

Bizim kafamız karıştı ya; Rumunki daha çok karıştı. Bakınız "Alithiya" gazetesindeki yazıya.

Yazının başlığı "OYUN": "Türk Başbakanı, işgal(?) bölgesindeki açıklamalarında BM parametrelerindeki çözüme değinmeyi ihmâl etmedi. Ancak işgâl
ordusunun (?) adadan ayrılmasını isteyen ve sahte devletin(?) tanınmasına izin
vermeyen BM parametreleri ile çelişiyor. Partenojenez ile yeni bir devletin
yaratılacağı iki halktan oluşan bir ortaklığa değinmeyi de unutmadı.
Türkiye'nin askeri liderliğinin slogancılığının sakinleşmesine yönelik çaba
olarak yorumlanabilecek olmasına rağmen, bu, olumsuzdur. Türk Başbakan bir yandan BM parametrelerinden, diğer yandan da Kıbrıs'ta iki halkın olmasından bahsedemez. Kıbrıs Cumhuriyeti BM'ye girdi.

Ancak hiçbir devlet, milli köken, din ve tercihleri temelinde iki halk ya da daha fazlasından oluşmuyor. ABD'de sadece Amerikan halkı vardır; İspanyol,
Meksikalı, İtalyan, İngiliz halkı yoktur. İsviçre'de de sadece İsviçre
halkı vardır; İtalyan, Alman, Fransız halkı yoktur. İşte bu yüzden, anlamsal içeriğine önem verilmeyen ve/veya izlenim yaratmak için küçümsenen ve deforme olan kelimelerle oyunlar oynamayı bırakması
gerekiyor. Her iki tarafın tezlerinin ve önerilerinin özlü müzakereler
masasında değerlendirileceği önemli zaman geldi."

Bu Rum kafasındaki fırtına idi. İş orada kalsa anlarız ama gerek KKTC ve gerekse Türkiye basınında herşey normal çizgide gibi yorum yapanlar yok mu? İşte onlar hepimizi çıldırtıyorlar…Hele hele o televizyon haberlerinin yalan davulları yok mu?!

&&&

Kıbrıs'tan bir heyet 20 Temmuz döneminde Türkiye'yi ziyaret etti. Mücahit Heyeti her yıl bu ziyareti yapar durur. Gittikleri yerde de davayı savunurlar.Son ziyaretlerinde Başbakan Erdoğan ile görüştüler. Kıbrıs Heyeti "Biz KKTC'yi sonsuza dek yaşatacağız" falan deyince Başbakan Erdoğan "Biz KKTC demiyoruz; ya Kuzey Kıbrıs ya da Kıbrıs Türk Devleti diyoruz…" demiş ve de gerekçesini anlatmış…

Gerekçe açık değil mi? İslam toplantılarında bu sözcük uydurulmuş, olmayan Kıbrıs Türk Devleti yaftasının arkasına sığınılmış.O kadar... Geçen gün de "Devletimizi ilân edeceğiz" falan dedi.Hangi Devleti? Eyaleti demek istiyor olmalı. Çünkü biz şanla ve şerefle,uğruna kan ve can veridğimiz "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni" 15 Kasım 1983'de ilân ettik. Şimdi Şimdi 25 yaşında. Çeyrek asırlık bir çınar. Bir sözcük fazla gelmişti ; Bana göre o sözcük "Kuzey'dir". Onu kaldırdık ve yerine "Kıbrıs Türk Cumhuriyeti" diye Anayasal değişiklik yapıyorum" diyen varsa beri gelsin…

Gerisi ödün ve teslimiyet kokuyor…Halep orda ise Cuma kapının ardında…Bakalım Hritofyas, şimdi de neyi söküp "yoldaşlık" uğruna alacak?…Öye ya "Türk askerinin adadan çıkarrılması için Talat'la birlikte mücadele ediyoruz" diyen Hristofyas'ın , hitap ettiği KKTC Cumhurbaşkanlığında oturan Sayın Talât değil mi? Yalandır dedi mi? Egemenliği verdi inkâr etti mi? İki devletli yapıyı Ruma tavla etti. Olmadığını söyledi mi?

O hâlde 20 Temmuz törenlerinde alnına vurulan yaftalara niye öfkelendi anlamadım? Ya o müdahale edip yaftaları yırtanlar? Ya benim halkıma küfreden o bozuk ağızlar?…

Kafalar hayli karışık…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.