Kafalar şimdi iyice karıştı!

loading
4 Haziran, Perşembe
£

8.47

7.57

$

6.75

A- A A+

Kafalar şimdi iyice karıştı!

Bana sorarsanız 20 Temmuz 2008 törelerinin tek yararı "Su gibi aziz ol" sözcüğünden hareket ederek (yine) borularla Anavatan Türkiye'den su getirilmesi vaadini işitmek oldu. Onca yıl haşır neşir olduğum bir konu. Başbakan Erdoğan 3 yıl dedi ama olsun; biz kaç üç yıllar bekledik ki?! Konu Alarko gibi firmalara yeniden ihâle edilmişse vay o üç yıla…Sonuçta projenin canlandırıldığını, Anamur'dan borularla su taşınacağını bu kez Başbakan Erdoğan vaad etti.

Kafalar o kadar karışık ki böyle serin sularda yüzerek politika yapmayı tercih etmemek için deli olmak gerek. Hele hele kurak geçen iki yıldan sonra 42 derecede yanıp kavruluyorsak!…Dua edelim de bu kez, bize yine Dragon çayı, ya da Göksu Irmak'ı palavrası sıkılmasın. Aha orada Manavgat gürül gürül denize akar, biz de ağzımız açık bakarız. Takınız boruları efendiler artık…Eh 3 yılsa 3 yıl…Benim bildiğim bugünkü teknoloji ile o borular, 40 millik mesafeye tam 20 günde döşenir…Yeter ki üretilsin, yeter ki taşınacak su sahile ulaştırılmış olsun…Haydi hayırlısı…
&&&
YA ANKARA'DA NE OLUYOR?

Zafer Bayramımızın mutluluğundan uçtuktan sonra Ankara'da ayaklar TBMM'de yere bastı.İktidar "Kıbrıs'ı satmadığını" söyledi; muhalefet "Yaşanan gerçekleri" dile getirmeye çaba harcadı onca gürültü arasında…Kıbrıs Milli dava, Kıbrıs'ta ödün verilmedi, Kıbrıs'ta çözüm için on adım önde olunmakta…

Muhalefet ise on adım önde ödün verilmekte olunduğunu, adaya 20 Temmuz 1974'de barışın geldiğini, gizli saklı görüşmelerde verilmekte olan ödünlerle artık Kıbrıs Türk Halkının azınlığa düşürüleceğini, egemenlik hakkının Ruma teslim edildiği, tek devletle Ruma yama olunacağını, KKTC'nin tarih yapılmak üzere olunduğunu Meclise taşıdı.

İktidar bunu kabul etmedğine göre tarafların bir bildiği var ama ortalarda bir yerde biz ezilmekteyiz. Ve de artık yapılanla söylenen arasındaki uçurumu yazmaktan usandık.

Başbakan R.T.Erdoğan çok net olarak şöyle dedi: "Kapsamlı çözüm,Kıbrıs Türk Halkının, devletinin kurucu ve eşit olarak yer alacağı yeni bir ortaklıkta mümkün olacaktır. Bu yeni ortaklık iki kesimlilik, siyasi eşitlik ve Türkiye'nin etkin garantörlük gibi vazgeçilmez ilkeler üzerine inşa edilecektir. Bundan geri adım atmamız ve taviz vermemiz asla ve asla söz konusu olamaz."

Satır aralarına sinen politik hareketleri bir yana yığarak bakarsak, tertemiz bir sayfa demektir bu. Kıbrıs'ta sürmekte olan görüşmeleri kapsamamaktadır…Yani KKTC Cumhurbaşkanı M.A.Talat'ı tam destekleyen TC Başbakanı Erdoğan, bu koşulları ortaya koyduğuna göre ya Talat'la zıd yerlerdedir mesajını veriyor; ya da Talat'ın yaptığı anlaşmaları yok saymaktadır. Ya da Talat kabul etmiş sayılacak, o sınıfta kalacak, Ankara'da bir ses "Ne yapalım Kıbrıs Türkleri böyle istedi" mi diyecek…Bilemem…

Ha CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da üstüne giderek, Kıbrıs'ta ödün verildğini haykırdı. Bir bir saydı.Tek egemenlik, tek devlet, tek vatandaşlık diye diye KKTC'nin silindiğini, Halkın Cemaata adapte edildiğini, Anavatanların işe karıştırılmaması ile Garantörlük hakkına hücumun başladığını gözlere soktu ve gizli bir anlaşma olup olmadığını sordu…

Ben de soruyorum ama benim sorum öyle uzağa değil. KKTC Cumhurbaşkanı Talat artık ortaya çıkıp "20 Temmuz törenlerinde söylediklerinden vallahi de billahi de gerilemeyeceğim. Sınırım odur" diyecek mi? Yoksa ay 25, gol iki mi olacak? Öyle ya Hristofyas "Birlikte Türk ordusunu adadan çıkartmaktan" söz ediyor da…

Biz neler gördük, neler yaşadık…Gözlerimiz hem Lefkoşa'da, hem de Ankara'da…Eylül ayında neyi görüşecekler? Talat gerçekleri, Hristofyas gibi açık açık açıklamalıdır. Nereye gidiyoruz? KKTC tasfiye mi edilmek istenmektedir? Bu kolay değil de…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.