Adanın birleşmesini isteyen Yunanistan'dır

loading
5 Haziran, Cuma
£

8.58

7.65

$

6.78

A- A A+

Adanın birleşmesini isteyen Yunanistan'dır

Yunanistan,20 Temmuz 1974'ün karşısına çıkamadığı gibi daha sonra da "Ordu gücü" ile Türk Gücünü Kıbrıs'tan atamayacağını hesapladığı için masa başında bu sonucu almaya çaba harcamaktadır.Yunan politikası ilkin açıktan Türkiye karşıt idi. Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti'ni, AB içindeki yarış ve pazarlıklara bakarak, "Annan Plânının reddedilmesine" rağmen AB'ye sokunca, Kıbrıs Rumu kötü adamı,Yunanistan iyi adamı oynamaya başladı. Rumun Türkiye için reddettiğine,Yunanistan ılımlı yaklaşarak veya kabul ederek "Olumlu izlenim" yaratmanın peşindedir. Bunun ana nedeni Kıbrıs'ın yeniden birleştirilmesi ve Türk Gücü'nün adadan çıkarılması; ikincisi ise Türkiye'nin AB'ye üye alınmamasını başkalarının reddine terketmek. Ama Türkiye'yi de AB kapısından çok uzak tutmayarak, kamplaşmayı önlemek peşindedir.

Burada ana politika "Kıbrıs adasını Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti etrafında birleştirmek ve Türklere en az haklar tanıyarak bunu başarmaktır.

Ortaya ilginç bir durum çıktı. Kıbrıs sorununu yakından izleyenler, Kıbrıs Rum Liderlerinin görevde iken yineledikleri bir söz dizisinden vazgeçmediklerini anımsayacaklardır. Makarios, göreve adım atarken, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kuruluş törenlerinde, "Ada yeniden eski sahiplerinin eline geçmiştir" diye ilân etmişti. Zaman içinde yaptıkları hatalardan ortaya bölünmüş bir Kıbrıs çıkınca, aynı Makarios bu kez, "Ben bütün aldığım Kıbrıs'ı, Anavatan'a bölünmüş olarak devredemem" demişti.

Bu sözcükları daha sonra Kleridis, Kipriyanu, Papadopulos ve hatta gelmiş-geçmiş AKEL Liderlerinden de işittik. Son söyleyen Hristofyas'tır. Papazın kulağına fısıldayıp onu mutlu ettiği açıklanan konu acaba bu muydu?

Rum ve Yunanlı, dış güçleri ve örgütleri kullanarak KKTC'yi tasfiye etmek,Garantörlük antlaşmasını iptâl etmek, konuyu AB içine itmek ve Türk Gücü'nün adayı terkini sağlamayı hedeflediğini saklamıyor. Atina Toplantısında alınan kararlar, hemen kapının önünde açıklanmıştı. Hristofyas da adaya döndüğünde Yunan papağanı olmuştu.

Son haber Moskova'dan geldi. Her konuda Rum-Yunan politikasının bir parçasını adeta savunur duruma gelen KKTC Cumhurbaşkanı M.A.Talat, Moskova'da yayınlanan "Gazeta'ya" yaptığı açıklama, Rum-Yunan politikasının izdüşümü oldu adeta. Milli Mücadele Lideri Denktaş'ı Uluslararası alanda lekelemek için muhalefette yaptıklarını,şimdi de iktidarda iken de yapan M.A.Talat,Rus yayın organında şu tutumu sergiledi: "Denktaş,adanın birleştirilmesi için hiçbir şey yapmadı.Çünkü adanın birleştirilmesini istemiyordu.Ben ise adanın birleştirilmesinden yanayım".

İlginç olan nokta, "Adada barış ve çözümün" başkaca yolları olduğunu bizzat M.A.Talat'ın görememesi veya görmek istememesidir.Yoldaş olmanın ötesinde de görüş olacağına itibar etmemek de pek de öyle nitelikli tutum addedilemez.Her ne pahasına olursa olsun, adanın birleşmesini istemek ve savunmak, "Enosise yol açmak" ve önecelikle Kıbrıs Türk Halkının ve Türk Ulusunun çıkarlarını dikkate almamak demektir. Birleşmeyi istememek suç addolunamaz. Birleşmeden de devletler,insanlar,yanyana barış içinde yaşarlar.Ha söylemeliyim.Bu sözcüğün kaynağı yoldaş Kruşçov'dur. Birleşmiş Milletlerde ayakkabısını kürsüye vurarak Genel Kurulun kendisini dinlemesini sağladıktan sonra "Barış içinde birlikte yaşama" teorisini anlatmaya çaba harcamıştı. B u dünyanın Komünist ve Kapitalist kutuplarda barış içinde birlikte var olmaları; yani birbirlerini nükleer bombalarla yok etmemeleri demekti…

Dünya çapında sağlanan ve bugüne kadar da etkinliği süren ve hatta yayılan bu temel ilkenin, Kıbrıs gibi küçük bir adada "İki ayrı millete,dine,dile kültüre sahip insanlarını bünyesinde toplayan bu iki devletin yanyana, barış içinde" yaşamamaları için bir neden görülemez.

Rumlarla yapılan her görüşmede, Kıbrıs Türkünün temel haklarından birini masada bırakarak ikametgâhına geri dönen KKTC Cumhurbaşkanı M.A.Talat, artık verecek ödünü kalmadığı için "İki Devletin barış içinde bu adada yaşamasına olanak" olduğunu düşünmesi gerekmektedir. Hele Türkiye, Türk Gücünü bu adadan çekmemekte ısrarlı olunca, yoldaşlara düşen durumu olduğu gibi kabullenmektir.

Ben de hiçbir zaman bu adada varolan iki devletin birleşmesini savunmadım ve savunmamakta ısrarlıyım. Ben halkıma geçmişte olduğu gibi acılar çektirmek istemem. Çünkü halkımın ve Ulusumun çıkarlarını harcamak ve Yunanlının ayakları altında çiğnetmek istemem…KKTC Cumhurbaşkanlığı kotuğunda oturduğunu yeniden farketmeli ve Sayın Talat bu ödüncü tutumundan vageçmelidir.

Değilse yol yakınken erken genel seçim yapılmalıdır.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.