Atatürk'ün Çin eğitim sistemindeki yeri

loading
1 Haziran, Pazartesi
£

8.44

7.59

$

6.81

A- A A+

Atatürk'ün Çin eğitim sistemindeki yeri

Atatürk'e karşı oluşturulan cephe giderek okullara doğru yayılır ve KKTC de bundan nasibini alır, kitaplardaki yaygın yeri daraltılırken, "Cumhuriyet" gazetesinde Prof.Dr.Taciser Onuk, "Atatürk'ü Putin anladı, Çin anladı,Biz anlayamadık" yazısında Atatürk'ün diğer ulusları nasıl etkilediğini yazdı.Cezayir kurtuluşunda Uluscuların göğsünde Atatürk'ün resmi olduğunu unutmadık ama ben bu yazıda Çin'deki etkiyi önemli buldum.

İşte o bölümü sizlere aktarmak istiyorum.Kesip saklayınız:

"Çin Büyükelçiliği Kültür Müsteşarı Atatürk'ün Çin Eğitim sistemindeki yerini şöyle anlattı: "Çin'in gelişmesindeki en önemli etkenlerinden biri Atatürk'tür.Bizim eğitim sistemimize göre İlköğretim öğrencilerimize dünya çapında dört büyük lideri öğretiyoruz. Bunların başında Atatürk geliyor."

"Atatürk'ü nasıl öğretiyorsunuz?"diye heyecanla sorduğumda Müsteşar şunları anlattı: "Atatürk'ü ders kitaplarındaki metinlerle tanıtıp Türkiye'nin emperyalist saldırganlara karşı Atatürk'ün önderliğinde Ulusal Kurtuluş Savaşını nasıl kazandığını, tüm dünyanın ezilen haklklarına da nasıl örnek olduğunu öğretiyoruz.Üzerinde önemle durduğumuz konu,onun zor zamanlarda her türlü olanaksızlıklara karşın yılmadan nasıl böyle bir mucize yaratabildiğini, özellikle mücadele ruhu,düşünce sistemi ve beyin gücünü çocuklarımıza öğretmeye çalışıyoruz.Bugün bizim eğitim sistemimizde ve felsefemizde, başarı için mutlaka bir çıkış yolu, bir alternatif vardır düşüncesiyle sorunlar karşısında pes etmek yoktur; çünkü ATATÜRK pes etmedi ve kazandı".

İşte Çin ve işte bizler…Atatürk karşıtlığı için Suudi işbirliği,İran ortaklığı tam bir rezillik. Oysa bizim başkasına ne gereksinimiz vardır? Atatürk ilke ve devrimlerine bakalım yeter. KKTC'de Ruma şirin görünmek için katledilen kitaplarda, istenmeyen yüce Atatürk'ün konumunu düşününüz.

&&&

KKTC'DEKİ BAĞIMSIZLIK DEĞİL ESARET İSTİYORSA…

Kosova bağısmzılığı ortaya çıkınca bizler "Bağsımzılık istemi ile ortaya çöıkınız hatta BM'ye başvuurnuz" diye yazdık.Ama iktşidarı elşinde buyloundsuranalkar bize Rumlkarla bir ve baerbae rolmaktan abzgeçmeyeceklşeişri sçyleyip durdular.Hatta "Biiz Birleşik Kıbrıs şistemketen uzak tutamasınzı" dşyenle roldu.Ynai sen esaret istiyossan geriis sana karşıt görüş sunacak değil ya!

Ama Kosova konuus gündeme oturunca Rus yetkililer KKTC'yi gündeme getriidler.Bizim de bu istekte bulunmamımzı adfeta teşvik ettiler. Çünkü onlar el altından Abhazya,Güney Osetya için BM'yebağsızmlşık için başvurduklar.Günümüz beklleyeceklerdir.Bekleidler ve asonmuçöta eri
Ştiler.KKTC açıkta kaldı iktşfarda bulunnaklar sayesşinde…İşte bu gelişmeleri değerlediren bir yazı:

"Bu krizde Güney Osetya'ya saldırarak ilk adımı atan tarafin Tiflis olduğunu ve bu adımı muhtemelen birilerine danışarak attığı düşünülürse, Rusya'nın hızla kazanç hanesine yazdığı durumun aleyhine dönebileceğini unutmamak gerekir. Nitekim daha önce Rusya'ya karşı NATO üyeliğine ne kadar muhtaç olduğu konusunda birçok Batı başkentini ikna edemeyen Gürcistan, polis arabalannı ezip geçen Rus tankları esliğinde bunu dünya kamuoyuna anlatmayı başardı. Bunun en somut göstergesi, önceki gün Tiflis'e giden Alman Başbakan Merkel'in tutumundaki değişiklik. 5 ay önce Bükreş'teki NATO zirvesinde Ukrayna ve Gürcistan'ın üyeliğine karşı çıkan Merkel, Tiflis'teki tablodan etkilenmiş olacak ki "Gürcistan NATO üyesi olacak." dedi. Krizin sağladığı bu ivmeyle Ukrayna ve Gürcistan, NATO üyesi olursa, fiilen Gürcistan'dan kopmuş olan Abhazya ve Güney Osetya resmen ayrılsa bile, bu durum Rusya için büyük kayıp olur. Gerçi bu krizin sonuçlarının ne olacağını kimse kestiremiyor. Acaba Rusya'nın yeniden küresel sistemdeki eski ağırlığına dönüşünün işareti mi? Yoksa özellikle ekonomik açıdan kırılgan bir yapıya sahip Moskova'yı vakitsiz bir rekabete sürükleyerek yeni kayıpların yolunu mu açacak, bilemiyoruz. Ancak Kosova'nın bağımsızlığını ilan etmesinden sonra bölgemizde hiçbir şeyin yerli yerinde duramayacağı belliydi. Zira 17 Şubat'taki bağımsızlık ilanının ardından, Güney Osetya ve Abhazya, BM ve AB gibi kuruluşlara müracaat ederek aynı hakkın kendilerine de tanınmasını istemişlerdi.

Şimdi yeni bir ivme kazanan bu süreç, Batı ile Moskova arasında Kosova yüzünden yaşanan gergin günlerde emekli bir büyükelçimizle yaptığımız sohbeti hatırlattı. Putin, Kosova'yı tanımaya hazırlanan Batı'yi ikiyüzlülükle suçlamış; neden benzer durumdaki KKTC'yi 40 yıldır tanımadıklarını sormuştu. Bunun üzerine KKTC-Kosova benzerliğini konuştuğumuz Kıbrıs uzmanı diplomat, uzun pazarlıklar sonucu Kosova konusunun aslında bittiğini; hatta Moskova'nın Kosova'ya karşılık Abhazya, Güney Osetya ve Trans-Dinyester'in bağımsızlığını kabul ettirdiğini, bağımsızlığı gündeminden düşürdüğü için KKTCnin bu treni kaçırdığını söylemişti. Söyleyen tecrübeli bir diplomat olmasa, komplo teorisi deyip geçerdik. Ama öyle değil. Dolayısıyla şimdi bir yandan gelişmeleri izlerken, bir yandan da o zaman inanmakta zorlandığım bu bilgi ile yaşananlar arasında bağ olup olmadığını anlamaya çalışıyorum".

İşte gerçekler ortada…KKTC, erken seçime gidip esaret veya bağımsızlık yolunda nerede durduğuna karar vermelidir. Olmayan 24 Nisan iradesi mi? 15 Kasım 1983 egemenlik-özgürlük ve bağımsızlık iradesinin korunması mı?

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.