Türkiye,Osetya ve Abhazya'yı tanımalıdır

loading
7 Haziran, Pazar
£

8.57

7.64

$

6.77

A- A A+

Türkiye,Osetya ve Abhazya'yı tanımalıdır

Rahmetli Bülent Ecevit hayatta ve de Başbakan olsaydı kuşkunuz olmasın ki Kafkasya'daki gelişmeler üzerine, hem Osetya'yı ve Abhazya'yı tanır, hem de Gürcistan'ı karşı kampa itmez ve dengeli,kalıcı,barışçı bir politika izlerdi. Büyük devlet adamı rahmetli Ecevit'in muhalefette iken bile Irak savaşına rağmen Bağdat'a koştuğunu ve Irak Ulusuna dostluk elini uzattığını unutmayalım. Çünkü konu orada Saddam'ı desteklemek olmadığı gibi burada da Saakasvili veya öteki ülkelerdeki Liderlerin de sırtını sıvazlamak değildir.

Bu Balkanlarda birçok etnik kimlikle esir düşen Ulusların bağımsızlıklarını tanımak ve kendi devletlerine kavuşmalarını sağlamak amacını taşırken, aynının Kafkasya'da yinelenmesine, Türk Ulusunun karşı çıkmasına olanak yoktur. Bunlar Osmanlı İmparatorluğunun parçaları olan halklardır.Her yıl Türkiye'de topladığımız "Türklük Dünyası Kurultayında" bizler, Gürcü,Oset ve Abazalarla hatta Dağıstan Türkleri ile kolkola sorunlarını tartıştık ve mutlu oldular. Buna Osmanlının tarihinden eski olan Kırım Türklerinin bağımsızlıklarına kavuşmaları yakında gündeme düşerken ayaktaki en güçlü Türk Devleti olan Atatürk Türkiye'sinin sınır dışında kalan Türklerle bütünleşmek için Kırım Devletini tanımamasını düşünemem. Çünkü konu Rus mu, Amerikan mı cephesinde yer almak değildir. Bunlar üçüncü noktada yeniden esir düşmemek için başkaldıran Uluslardır ve de tümünün Türk boylarından geldikleri,nufuslarının yarısının Müslüman öteki yarısının Hristiyan olduğu da bilinmektedir.

Abazalar ülkelerine "Abhazya" diyorlar.8432 Kilometre karelik bu topraklarda 216 bin insan yaşar.Sovyetler döneminde "Otonomileri" vardı. 1992'de Sovyetlerden ayrılma esnasında Gürcistan gibi bunlar da bağımsızlıklarını ilân ettiler ama o günden beri çatışma oldu.

Abazaların tarihleri 6 ncı yüzyıla kadar uzanır. Roma İmparatorluğu tarafından bile işgâl altına alınmışlardı.16 ncı yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu sınırları içine girince büyük bölümü müslüman oldu. Kafkasya'da Osmanlı ordusunun önemli gücünü oluşturdular. Osmanlının Kafkaslardan çekilmesi esnasında,Müslüman olan Abazalar,1876-1878 yılları arasında Anadoluya göç ettiler. Halen sınırlarımız içinde yaşamaktadırlar. Hristiyanlar ise Abhazya'da kaldılar. Sovyetlerbirliği yıkılınca Kafkasya'da savaş patlak verdi ama Abhazyalılar bağımsızlıklarını alamadılar.Bu haklarını şimdi kullandılar.

Osetya: Kuzeyde Rusya içinde, Güneyde ise Gürcistan içinde kalan Osetler, bağımsızlık yolundaki mücadelelerini sürdürmektedirler.Onlar da son durumu fırsat bilerek Gürcitan'dan koptular ve Bağımsızlıklarını ilân ettiler. Tarihleri

çok eskiye dayanır.Cengiz Han ve Timur'un işgaline bile girdler.Genelde Oset ve Farsca dillerini konuşurlar.Türk ve İran kökenli olan kesimleri vardır.

Kaskaslar'daki gelişmelerden yararlanarak ve güçlerarası dengeye oynayarak bağımsızlık ilân ettiler.Elbette Kosova bunlara örnek oluşturdu. KKTC de her iki olayda işaret edilen gerçek olarak ortada durmaktadır.

Ben Kafkaslardaki gelişmelere bakarak, Türkiye'nin "Bölge Ülkeleri" ile dostluğa önem vererek, dünya dengelerini de gözeterek, önemli rol üstleneceğine inanıyorum. Türkiye NATO üyesi olabilir ama emireri olmaktan olmaktan çıkmalıdır. En az Fransa kadar bağımsız hareket etmelidir.Suriye-Israil olayı o kadar önemli ise Kafkaslarda Azeri kardeşlerimizin güvencelerini de dikkate alarak önemli rol üstlenilmelidir.

Ermenilerle yapılan maça Cumhurbaşkanımız giderken dengelere ne kadar bakıyorsa, Gürcistan,Oset ve Abhazya konusunda da dengelere bakmak gerekmektedir.Çünkü Türkiye sınırları içinde Gürcü,Oset ve Abazalar aynı anda yaşamaktadırlar. Buna Azeri ve Kırım Türklerini eklemek gerekmektedir. En az Bosnalılar da orada güç oluşturmuşlardır. O hâlde Türkiye Osmanlının zamanında kucakladığı Uluslara bakarak dengeye önem vermek zorundadır. Taraf olarak hata yapmak lüksü olamaz. Gürcistan ya da önümüzdeki ilk gelişme Kırım ve Ukrayna olacağına göre kendimizi onların da önündeki cephede göremeyiz. Bir yerde ortada güç ve dengeden yana davranılmalıdır.

Bunun yararı elbette KKTC ve Türkiye açısından önemlidir. Yunanlı NATO içinde iken Rus donanmasını Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti'nde ve Yunan limanlarında ağırlamasını bildiğine göre Türkiye de bölgenin etkin gücü olarak davranmalıdır. Biz Gürcistan'dan da öte Gürcü haklarının savuncusu olamayız.

Cumhurbaşkanı Gül Ermeistan sayfasını açtı. Buna Azeri ziyaretini eklemelidir. Bu temaslar Türkiye'nin dünyadaki konumunu güçlendirir. Coğrafya, Avrupa-Asya arasında köprü dediğine göre dışpolitikada da bunu göstermek gerekmektedir.Ben son Afrika açılımını da takdir ettim.

Nitekim AB dışişleri bakanları gayri resmi toplantısının yapıldığı Fransa'nın Avignon kentinde açıklama yapan Rehn, ''Türkiye, Kafkasya krizi ve Suriye konusunda olumlu ve yapıcı bir rol oynuyor. Ben, dünyanın en istikrarsız bölgesinde barış ve istikrar için motor rolü oynayan Türkiye'nin AB ile yürüttüğü tam üyelik müzakerelerinin daha da güçleneceğine inanıyorum'' dedi.

Türkiye'nin çabalarını öven Rehn, ''Bu konuya mantıklı bir biçimde bakarsanız, Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkanların da direncinin azalması gerekecek'' dedi.
Fransa da olaya olumlu yaklaştı. Tüm ülkelerde olumlu hava esti.

O hâlde Azeri, Ermeni çatışmasının ortasında hakemlik yaparken Kosova'yı tanırken, Osetya ve Abhazya ve belki de yakında Kırım'ı tanımak gerekecektir. Bunun karşısında ise KKTC'nin tanınması gelmelidir. Bunu kimse istemiyorsa Kıbrıs Türkü yani bizler istiyoruz. Biz biliyoruz ki "Kıbrıs" Türkiye'nin 40 mil güneyinde, sıcak karnında bir yerde vazgeçilmeyecek bir adadır. KKTC bunun için önemlidir.Güvencenin, denizilere açılmanın, denizlerdeki servetin paylaşımının da Kıbrtıs'tan geçtiğini görmek gerekmektedir…

Türkiye kutuplu değil çok taraflı politika üretmek ve uygulamak zorundadır.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.