Türkiye'deki tüm Partiler Kıbrıs davamıza sahip çıkmalıdır

loading
5 Haziran, Cuma
£

8.51

7.66

$

6.76

A- A A+

Türkiye'deki tüm Partiler Kıbrıs davamıza sahip çıkmalıdır

Anavatan Türkiye'de iç tartışma sürmektedir. Her ülkede iç politikada zaman zaman dalgalanma, kırılma olmaktadır. Ancak nabız gibi atan bir davamız olunca tartışma veya çatışma yüreğimizi yakmaktadır. Her iktidar, "Kıbrıs" gibi sorunlardan kurtulmak ve önünü görmek ister. Komşusunun o topraklarda gözü olmasa, o adada İngiliz Üsleri olmasa ve de ada Türkiye'nin güneyinde, sıcak karnında, 40 mil açığında ise durum farklılık gösterir.

Hele Osmanlı İmparatorluğundan koptuğu günden beri bizim aleyhimize toprak kazanmayı "Meğalo İdea" olarak kabul edip siyaset plânlanını buna uyarlamış bir Yunanistan söz konusu olunca, Türkiye Cumhuriyeti, gerek Kıbrıs ve gerekse Yunan hedefine alınanlar konusunda çok dikkatli olmak durumundadır. Çünkü içte kavga, tartışma, belki istikrarsızlık varsa, dıştan saldırı gelmektedir. Politik oyunların ardı arkası kesilmemektedir.

Türkiye en iyi niyetlerle 1959-1960 Londra Zurih antlaşmalarını imzaladı. Ama ardından 27 Mayıs ihtilâli oldu. Yani Kıbrıs Cumhuriyeti kurulurken Ankara'da askeri rejim vardı. Buraya asker ve de Kıbrıs kökenli bir Generali gönderdiler. Ve de "Başımızı ağrıtmayacak işler yapınız" emrini vermiş olmalılar ki, o Büyükelçi, Rumların her yaptığına göz yumdu,gerçekleri yansıtmadı,önlem aldırtmadı ve devletin sonu erken geldi. Nerede ise bugünkü tutumu yani "Başımız ağrımasın ama ne yaparsanız yağınız" havası bize pahalıya patladı. Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti oluştu. Biz bunun dar görüşlü politikanın bedelini Şehitler,kayıplar ve 32 bin göçmenin acısı ile verdik. 11 yıl kuşatma altında, insanlık dışı koşullarda yaşadık. Dünya da aldırmadı...

Gelelim bugüne. Türkiye'de hemen hemen her görüşü temsil eden Siyasal Partiler iktidar oldular.Kimi Kıbrıs davasını askeri müdahaleye kadar varan bir politika içinde gördü; kimi Türkiye'nin geriye kalan konularını etkilememesi için daha yumuşak yaklaşımı yeğledi. Ancak günün sonunda "Kıbrıs'ı ver kurtul" noktasına getirme çağrışımlarının duyulduğu dönemlerde bile "Kıbrıs'tan kurtulma politikası" , kalıcı bir anlşamaya ulaşılmasını sağlamaya yetmedi. Bu KKTC'nin iç dinamiklerini ve hatta zaman zaman iktidar ve de sonunda Lider değişikliğini de getirdiği hâlde bir yere varılamadı. Rum ve Yunanlının ve hatta AB kanadının istekleri dur durak bilmedi.

AB,Türkiye'yi kısa zamanda üyeliğe kabul etmeyeceği hâlde, ipleri tümden koparmamak ve Türkiye'yi yanında tutmak için özel politika geliştirdi ve uygulamaktadır.Bu 1963'de yer alan "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin", Rum ve Yunanlılar tarafından işgâlini Türkiye Cumhuriyeti'ne AB baskısı ile kabul ettirmeyi de kapsamaktadır. "Limanları aç,Rum Cumhuriyeti'ne dönüşen Kıbrıs Cumhuriyeti'ne şu hakları ver" gibi baskılar sürüp gitmektedir. Bunların tümü Kınbrıs adasının tümden, AB'ye sokulması ve bir Yunan adası konumuna dönüşmesini hedeflemektedir.

Yani Türkiye Yunanistan tarafından tam olarak kuşatılmış olacaktır. "Biz NATO'da ortak, Batı kampında bulunan ülkeriz, yarın AB üyesi olduğumuzda da aynı projede oynayacağız" savları, göründüğü gibi aldatmadan ibarettir. Çünkü şimdiki hedef Türk Ordusunun adadan çıkarılması,Kıbrıslılık donunun giydirilmesi ve AB Hukukunun egemen olması ile Türk Haklarının silinip atılmasını getirmektedir.Yani Rum Yunan cephesinin AB'de dost, NATO'da ortak sözcüklerinin anlamı tek yanlı işletilmek istenmektedir.

İşte bu safhada Türkiye'deki iktidar ve muhalefet Partilerine çağrıda bulunmak ve onların bir an önce KKTC'de toplanarak bu tehlikeli gidişi yakından tanımalarına fırsat vermek gerektiğine inanıyorum. Milli Lider ve KKTC'nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş "Kıbrıs Türk Halkı için ölüm çemberi kuruldu" diyerek ortaya koyduğu görüşlere dikkat çekmek isterim. Aynı şekilde CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen'in alarm zillerini çalması önemsenmelidir.

AKP-CHP-MHP, bir an önce bir üst düzey heyetini KKTC'ye göndermeli Kıbrıs'taki gidişi birinci elde görmelidir.Kıbrıs davamız, uçurumun başındadır.

"Kıbrıs giderse AB yolunun Türkiye'ye açılacağı" ise, Türkiye'deki papağanlar bile ne derlerse desinler, büyük bir aldatmacadır.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.