PAZARLIK: "Ahmet ağanın çiftliğinde kayıt yok"

loading
6 Haziran, Cumartesi
£

8.57

7.64

$

6.77

A- A A+

PAZARLIK: "Ahmet ağanın çiftliğinde kayıt yok"

"Vergi severlerin ya da Vergicilerin dillere destan söylemleri vardır: "Kayıt dışı ekonomi". Yani satıcı,alıcı,pazarcı aldığı ya da sattığı malın bedelini saklayacak ki vergiden kaçırmış olsun. Bunun anlamı bu. Naylon fatura, naylon kayıt demektir. Vergi kaçırmak bazan kayıt dışı kalarak mümkün; bazan da naylon fatura keserek…Yani olanı değil olmasını istediğinizi yazarsınız naylon faturaya!

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın hafta kapanırken "kayıt dışı" görüşmeler için söyledikleri tarihe geçti! Kendini Ahmet Ağanın çiftliğinde yani kısa süre önce Kadınlar Örgütünün Almanya'da ziyaret ettiği Bremen kentindeki "Bremen mızıkacıları" sanmış olmalı…Bugüne kadar Hristofyas'la dört ayrı başbaşa görüşme yapıldı. Toplamı 3 saat 15 dakika tutuyor. Yani Kıbrıs Türkünün kaderi ve Türk Ulusunun Kıbrıs üzerindeki vazgeçilmez haklarının görüşüldüğü resmi görüşmelerde, "kayıt dışı" görüşme sergilenmesi Sayın Talat'a göre bir hak ve de normal…Olacak iş mi bu?

ABD Başkanı bile bu hakka sahip değil. Kırmızı telefon hattının öteki ucunda, Putin de olsa, her iki tarafta kayıt eden ve ayrıca dinleyenler vardır.Yani Devletin hakları orada bile kişilere asla emanet edilmez.

Ne diyor Sayın Talat? "Ben Cumhurbaşkanı ve görüşmeci olduğuma göre bundan doğal bir şey de yoktur. Bir görüşmeyi ister baş başa yaparım; ister on kişi yanında yaparım, ister tutanakçı bulundururum, ister bulundurmam. Bu tamamen benim tercihimdir. Bu benim görevim, halkım bana bu görevi vermiş. Bu benim yetkimde,bu benim görevim."

BM yetkilisi Jose Diaz da açıklama yaparak başbaşa görüşmelerde bu kayıt dışılığı teyit etti…

Söyleyecek sözüm var: Osmanlıda Padişah tahta çıkarken yani culûs töreninde Topkapı Sarayının kapısında, yolun sağına ve soluna dizilen halk,Yeniçeri ve Sipahiler, haykırırlardı: "Padişahım çok yaşa…Senden büyük Allah var!"…Sayın Talat,dış mihrakların desteğinde culûs etti etmesine de galiba birileri kendisine "Senden büyük Allah var" demedi!…

İşte ben diyorum. "Talat'ım, senden büyük Allah var! Kimse sana görüşmeci veya tek seçici ünvanı vermedi…Varsa, o makamı ve verilen o yetkiyi bize de anlat da anlayalım"…

Hem hani herşey şeffaftı.Sizin iktidarınızda görüşmeler bile gizli ve de hatta kaçak vergi gibi kayıt dışı…Yarın "Biz anlaştık,buyurunuz siz de referandumla onaylayınız" dediğinizde, dostunuz ve yoldaşınızla,ortaya koyduğunuz taslak anlaşma ile başbaşa, yapayalnız kalma olasılığını unutmayınız…

Ey Kıbrıs Türkü yandık ki ne yandık?!…Birileri demokrasiyi ve de Kıbrıs Türkünün Kıbrıs davasını Sayın Talat'a anlatsa ya…"
MEHMET GÜÇLÜ -Lefkoşa
&&&
TMT'YE DİL UZATAN HANIMLARA…

"Son yıllarda gazete köşelerini tutan bazı hanımlara birşeyler oldu. Tarih bilinci yoksun,Ruma daha meyyal bazı hanım yazarlar, TMT'yi EOKA ile harmanlayıp "Cinayet örgütü" olmakla suçlamaya kalkıyorlar ama yazdıklarına kendilerini bile inandıracak kanıt sunamıyorlar. Ana, bacı, baba ve kardeşlerini Rumun zulmünden,Rumun kıyımından kurtaranın efsanevi TMT, bunun da Türk Halkının tümü demek olduğunu unutup salya akıtıyorlar. Yazık değil mi? Size yakışıyor mu bu? Hele hele size o yazıları yayınlamanıza izin verenler utanmıyorlar mı?

TMT,ben,sen,o ve de biz siz onlarız.Yani bu toprakların evlâtları.Yani bu toprakları ve halkımızın namusunu, ölüm pahasına koruyan Mücahit… Hakaret etmeye sıkılmıyor, utanmıyor musunuz? Leymosunlu bir aileyi KKTC topraklarına geçirmek için rüşvet alan, ancak Trodos dağlarında ailenin her ferdine tecavüz eden ve ettiren ve sonuçta da katleden Rum taksi şöförü ve arkadaşı mahkemeye çıkarıldığında yaptığı savunmayı anımsayınız: "Biz Türklerle savaş halindeyiz …" Yani "kadın ve kız çocuklara tecavüz hakkı "olduğunu böyle savundu…Bunları kulağınıza küpe yapınız. TMT'ye hakaret sizin haddinize düşmez…"
SALİH NADİR KORAY-GaziMağusa
&&&

GARANTİLER MASADA MI DEĞİL Mİ?

"CTP bükemediği eli öptü ve de para sızdırmak uğruna Türkiye ile birlikte davranmaya karar verdi" derken,takke düştü kel göründü. Oyun açığa çıktı.

Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Türkiye Dışişleri Bakanı "Garanti antlaşmaları masada değil, dokanılamaz" diye resmi açıklama yaptı. Yani "Bu Garantörleri ilgilendiren bir konudur; orada ele alınabilir" demek istediler.

KKTC Cumhurbaşkanı gizliden gizliye, hem Garantileri görüşüyor; hem de Başbakan Garanti antlaşmasının masada olduğunu açıklıyor. Yani her ikisi de Yunanistan'ın istemine boyun eğiyor.Türkiye'nin kesin kararına yumruk çekiyorlar.

Acaba bunlar kime güveniyorlar ? ABD, AB, BM, yoksa İngiltere ile Yunanistan'a mı? Türkiye şimdiden masadan tasfiye edildi de haberi mi yok?"
ÇETİN KUDRET-Girne

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.