Sivil İtaatsızlık – mı acaba?

loading
27 Mayıs, Çarşamba
£

8.25

7.40

$

6.78

A- A A+

Sivil İtaatsızlık – mı acaba?

Geçtiğimiz hafta Kuzey Kıbrıs’ta çok önemli olarak nitelenmesi gereken bir olay oldu.

Fikri Maraşalı isimli bir genç 2 Ocak tarihinde “Yol Yoksa Seyrüsefer Da Yok” isimli bir Facebook grubu başlattı. Üç gün içerisinde beklenmedik bir şekilde grup üyeliği sayısı 20 binlere fırladı.

Bugün baktığımda grup üyeliği sayısı 36.598. Şimdiye kadar Kuzey Kıbrıs’ta görülmemiş bir şey.

Olayın adına “sivil itaatsızlık” yakıştırması yapıldığı için konuyu bir araştırmak istedim.

Sivil itaatsızlık tarih boyunca çok etkili bir şekilde başvurulan bir yöntemdir.

Anlamı şöyle: “Adaletsiz olarak algılanan yasaların sembolik, şiddet içermeyen bir şekilde kırılması. Harekatın bu tanıma girmesi için şiddet içermemesi, açık ve görünür, yasa dışı olması ve cezalandırılma beklentisi ile yapılması gerekir”.

Sivil itaatsızlık terimi ilk kez Amerikalı şair, filozof ve aktivist Henry David Thoreau tarafından 1849 yılında kullanıldı. Thoreau o yıl yayınlanan ve “Sivil Hükümete Karşı Direniş” başlığını taşıyan makalesinde bu olgudan bahsediyor.

Thoreau köleliğe karşı direnişin liderlerinden bir aktivist idi. En önemli hizmeti prensipli başkaldırı ve şiddet içermeyen direniş metodlarını meşrulaştırması olmuştur.

Onun bu girişimi yirminci yüzyıldaki ihtilalleri etkileyen hatırı sayılır bir unsur oluşturmuştur.

Thoreau’nun savunduğu çok önemli bir görüş şudur: “Pasif ve sessiz bir şekilde adil olmayan bir uygulamanın devamına izin vermek, kötülük ile iş birliği yapmak anlamına gelir”.

Onun bu şekilde itaatsızlık prensibini öne sürmesi, ileride Martin Luther King, Gandhi, Nelson Mandela ve diğer büyük liderlerin sivil itaatsızlık direnişleri için ilham kaynağı oldu.

Martin Luther King şöyle demişti: “ Kişinin adil olmayan yasalara uymama gibi ahlaki bir sorumluluğu vardır”.

Rosa Parks, Alabama’nın Montgomery bölgesinde siyahlar için ayrılmış olan otobüsün arka bölümüne değil, ön bölüme oturmuştu. Otobüs şöferinin ikazlarına uymayıp yerini bir beyaza vermedi.

Onun bu hareketi tarihte en büyük direnişe, Montgomery Otobüs Şirketinin boykotuna neden oldu ve Amerika’da siyahların sivil itaatsızlık hareketine büyük hız kattı.

Örnekler çoğaltılabilir. Luther King’in suikast edilmesinden birkaç ay sonra gerçekleşen Olimpik oyunlarında Tommy Smith ve John Carlos’un ödül töreninde siyah eldivenli sağ ellerini yumruk olarak kaldırmaları Amerika’da siyahların karşılaştığı ayırımcılığı protesto etmek içindi.

Bu iki sporcu başlarına gelecekleri bilerek büyük bir fedakarlık yapmışlardı.

1989 yılında Çin’de Tiananmen Meydanında ordunun halka karşı işlediği cinayetleri protesto etmek için tank konvoyunun önünde duran isimsiz “Tank Adam”ı nasıl unutabiliriz?

Sivil itaatsızlık harekatları liderleri kişsel olarak büyük riskler aldılar. Gandhi ve Martin Luther King suikasta kurban oldular. Nelson Mandela 27 yıl hapiste yattı.

Ama ülkelerinde büyük değişikliklere neden olup isimlerini ölümsüzleştirdiler.

Yukarıda bahsettiğim tarihi olaylar ile bir hafta önce KKTC’de başlatılan harekat arasında bağlantı yapmamı birçok okurum garip bulabilir.

KKTC’de başlatılan harekat potansiyel olarak bir sivil itaatsızlık örneği olabilir. Bunu zaman gösterecek. Oradaki mevcut durum bunun için çok elverişlidir.

Çok kötü yollara rağmen alınan seyrüsefer harçları konusuna karşı bir ayaklanma olarak oluşan tepki, KKTC’de bıçağın kemiğe dayandığının bir göstergesidir. Sadece o konuda değil, birçok konularda.

Facebook grubundaki yazışmalara bakıldığında KKTC’deki sosyal adaletsizliklerin, yolsuzluğun, partizancılığın, ekonomik bunalımın, Kıbrıs konusundaki çözümsüzlüğün katlanamayacak duruma geldiği açıkça görülebilir.

Belki de bilmeyerek Fikri Maraşalı ve arkadaşları sadece yollar konusunda değil, tüm diğer konularda da bir hamlede halkın sesi oldular.

Bu gençler aniden kendilerini liderlik pozisyonlarında buldular. Yıllardan beri halk siyasi partilerden, sivil toplum örgütlerinden gereken liderliği göremedikleri için bu gençlerden büyük beklenti oluşturdular.

Şimdi ne olacak? Bu beklentiye cevap verilebilecek mi?

Bu harekat siyasi bir harekattır. Maraşalı ve arkadaşları ne kadar dirense bu böyledir. Siyasilere karşı direniş başka türlü nasıl nitelendirilir?

Yaşadığımız herşey siyasettir. O yüzden bundan ürkmemek, özellikle de hiçbir siyasetçinin baskılarına boyun edip de harekatı sulandırmamak çok önemlidir.

Durumun bu hale gelmesine sebep olan mevcut politikacıların baskısına uyup Facebook grubundaki eleştirel yazışmaları önlemeye çalışmak büyük bir gaflettir.

Mevcut siyasetçiler eminim büyük bir korku ve telaş içindedirler. Harekatın başarısızlıkla sonuçlanması için kapalı kapılar arkasında işbirlikçileri ile harıl harıl komplolar planlıyorlardır.

Sivil itaatsızlık harekatları etkili liderlik gerektirir. Başarıya ancak bu şekilde ulaşılır. KKTCdeki harekatın başarılı olması sadece harekatı başlatan gençlerin değil, tüm KKTC halkının sorumluluğudur. Lider gençlere büyük destek sağlanmalıdır.

15 Ocak tarihinde Lefkoşa’da “Şemsiyeni Al Da Gel” mitingi düzenleniyor. Bu miting KKTC’de sivil itaatsızlığın başlangıcı olabilecek mi? Bekleyip göreceğiz.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.