Semboller, simgeler ve ırkçılık

loading
21 Eylül, Pazartesi
£

9.78

8.96

$

7.62

A- A A+

Semboller, simgeler ve ırkçılık

George Floyd’un Amerika’da ırkçı bir polis tarafından hunharca öldürülmesi tüm dünya çapında bir hareketlenmeye neden oldu.

Irkçılık sadece o ülkede değil, tüm dünyada daha büyük bir enerji ile tartışılmaya başlandı.

İngiltere’de yüzyıllarca önce Bristol şehrinin bir meydanına dikilen Edward Colston heykeli protestocular tarafından sökülüp denize atıldı.

Binlerce Afrikalıyı Bristol limanından ülkeye getiren bir köle tüccarı olan Colston’un heykeli nihayet laik olduğu yere atıldı.

Ardından bir başka köle tüccarı, Robert Milligan’ın Docklands Müzesi önündeki heykeli kaldırıldı. Winston Churchill dahil birçok kişinin daha heykellerinin kaldırılması şu an gündemde.

Bu heykellerin göz önünden kaldırılması ırkçılığa son verecek mi? Elbette hayır. Ama en azından bir tartışma başlatıldı. Bu kadar zamandır bu insanların işledikleri suçlar, cinayetler su yüzüne çıktı. Bilmeyenler öğrenmiş oldu.

Bu olumlu eğilimler bir milatın başlangıcı olacak mı? Hiç sanmam. Özellikle Trump, Johnson gibi dünya liderleri dururken.

Tüm dünyada olduğu gibi Kıbrıs’ta da bir hareketlenme oldu. Ama ne yazık ki bu hareketlenmeyi başlatanlara karşı bir karşı duruş da oldu. Hem de hiç tahmin edilemeyen bir cepheden.

Olayı uzun uzun anlatma niyetim yok. Konu Afrika Gazetesinin malum maymun logosu ve ona karşı KKTC’de bulunan Afrikalı öğrencilerin daha önce de dile getirdikleri şikayetleri.

Biliyorsunuz çok olmadı, KKTC Başbakanı Coronavirüs yüzünden ülkelerine dönemeyip zor şartlar altında yaşayan bu öğrencilere yönelik ırkçı sözler sarfetmiş, sonradan hatasını anlayıp özür dilemişti.

Öğrenciler Meclise geçenlerde “Black Lives Matter” çerçevesinde bir yürüyüş düzenleyip KKTC’de karşılaştıkları ırkçılık konusundaki haklı şikayetlerini Hükümetin bazı Bakanlarına ilettiler.

Öğrencilerin Afrika Gazetesine önceden yaptıkları şikayetlerin de bu çerçevede yeniden gündeme gelmesi büyük tepkiyle karşılandı. Ben de dahil birçoklarımız gazeteyi savunmak için kolları sıvadık.

Ben öğrencileri temsil eden VOIS Cyprus grubunun Başkanı Emmanuel Achiri ile yazışınca haklı olduklarını anlayarak görüşümü değiştirdim.

Öğrencilerin KKTC’de karşılaştıkları korkunç ırkçılık, taciz gibi durumlar hakkında Göç, Kimlik ve Hak Çalışmaları Merkezi Direktörü Mine Yücel’in yaptığı yazılı açıklamayı okuyup şok oldum.

Yücel örneklerle “ülkede, birçok sektörde insan ticaretinin, yani diğer bir deyişle modern köleliğin, yaşandığı bir yer” olduğunu belirtti.

 Maymun sembolü asırlardan beri siyahların alt kademeden oldukları ideolojisini kabullendirmek için ırkçı beyazlar tarafından kullanılan bir semboldür.

O yüzden maymunun bu şekilde kullanılmasından Afrikalıların rahatsız olmaları çok doğaldır. Ben de Afrika kökenliyim ama yüzyılların asimilasyonu bunu düşünmeme engel oldu.

Çünkü Afrika’da yaşayan birinin kültürel sürecinden geçmedim. Asimile olmaktan şikayetim yok. Ancak empati yapabilmek açısından daha avantajlı bir durumda olduğuma inanıyorum.

Sayın Şener Levent ve Afrika Gazetesinin bu sembolü ve Afrika ismini kullanma nedenlerini doğrusu pek de merak etmedim geçmişte. Çünkü gazetenin görüşlerine kendimi çok yakın hissettim hep. Fakat tekrar o nedenleri okuyunca doğrusu hiç inandırıcı bulmadığımı söylemeliyim.

Sosyal Medyada konu ile ilgili “ilerici” kesimden inanılmaz naif, ırkçılığa çanak tutan yazışmalar okuyup büyük bir hayal kırıklığı yaşadım. Bunlar arasında sevip saydığım, saygı duyduğum arkadaşlarım da var.

Bu arkadaşların sergilediği bilinçsizliği “solcu” kimliklerine yakıştırabilmek olanaksız. Bir tanesi “şimdi bu akşam maymunlarla ilgili belgeseli ırkçılıkla suçlanmadan nasıl izleyeceğim” diyor.

Bir diğeri, maymuna karşı tepkinin dindar ve faşist kafatasçıların Darwin’in Evrim Teorisine karşı olduklarından kaynakladığını saçmalıyor. Bilmiyorum Darwin’in ırkçılığını araştırma zahmeti gösterdi mi sevgili arkadaşım?

Bu arkadaşa maymun sembolünün tarihsel süreci ile ilgili Web siteleri gönderip “oku ve öğren” deyince “benim kimseden öğrenmeye ihtiyacım yok” gibisinden birşeyler söylüyor.

Şener Levent dün sosyal medyada bir açıklama yapıp bir gün önce açıkladığı VOIS ve Başkanı Emmanuel Achiri’yi dava etme kararından vazgeçtiğini bildirdi.

Bu olumlu bir karar, ama sayın Levent’in Afrikalı öğrencilerin logo ile ilgili kampanyasını desteklemeyi “gazetemize karşı başlatılan organize saldırı kampanyası, bir linç kampanyasına dönüştü...” diye algılaması durumu hala kavrayamadığını göstermek açısından endişe vericidir.

Değerli okurlar, ırkçılıktan direkt olarak etkilenen bir siyaha bir beyaz insanın “böyle düşünmekte yanlışsın, önceliklerin şu, bu olmalıdır” demesi o insanın kendi bilinçsiz ırkçılığının göstergesidir.

https://www.rioonwatch.org/?p=14830

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.